İshak Paşa Sarayı’nda 9 milyonluk tarih kıyımı!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – İshak Paşa Sarayı’nda başlatılan çevre düzenlemesi sırasında ortaya çıkan 13. yüzyıla ait Selçuklu çinilerinin korumasız biçimde kaderine terk edilmesi ziyaretçilerin tepkisini çekerken Bakanlık ise tarihi kalıntıların ‘bilimsel belge’ olarak yerinde bırakıldığını açıkladı…

Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde bulunan tarihi İshak Paşa Sarayı’nda yaşanan restorasyon skandalının ardından şimdi de çevre düzenlemesi skandalı ortaya çıktı. 2014 yılında milyonlarca lira harcanarak yapılan restorasyonda üzeri plastik malzemeyle kaplanarak adeta sera görünümüne bürünen tarihi yapı çevresinde geçtiğimiz Nisan ayında çevre düzenlemesi projesi başlatıldı. Ağrı İl Özel İdaresi’nin hazırladığı 9 milyon liraya mal olması beklenen proje kapsamında İshak Paşa Sarayı’nın girişine bakan yamaçtaki araziye giren iş makinelerinin açtığı yolda çok sayıda çini ve seramik parçaları ortaya çıktı. Selçuklu ve Timurlu dönemine ait olduğu belirtilen tarihi çini ve seramik parçalarının inşaat alanında kaderine terk edilmesi ziyaretçilerin tepkisini çekti. Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri ise hiç bir koruma tedbiri alınmadan etrafa saçılan çini ve seramik parçalarının, ‘bilimsel belge’ olarak yerinde bırakıldığını belirtti.

DOĞUNUN BÜYÜLEYİCİ SARAYINDA SKANDALLARI BİTMİYOR

Doğubayazıt’ın simgesi olan İshak Paşa Sarayı’nın inşasına o dönemde bölgeyi yöneten Çıldır Atabeglerinden Çolak Abdi Paşa zamanında 1865 yılında başlandı. Yapımı uzun zamana yayılan sarayın inşası, aynı aileden gelen Küçük ishak Paşa döneminde 1784 yılında tamamlanabildi. İran, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin mimari özelliklerini taşıyan İshak Paşa Sarayı, Osmanlı döneminde sancak olarak yönetilen Doğubayazıt’ın eski yerleşiminde bulunuyor. Doğubayazıt Kalesi, Ahmed-i Hani Türbesi ve Eski Bayazıt Camii ile birlikte kentin tarihi geçmişine ışık tutmayı sürdüren saray, bölgenin en çok ziyaretçi çeken mekanlarından biri.

2014 YILINDA TAMAMLANAN RESTORASYON SARAYI ‘SERA’YA ÇEVİRMİŞTİ

Yapımında Ahıskalı mimar ve ustaların emeği bulunan İshak Paşa Sarayı, değişik dönemlerde gördüğü onarımların ardından 2011 yılında başlatılan restorasyon 2014 yılında tamamlandı. Milyonlarca lira harcanarak yapılan restorasyonla tavanı metal, plastik ve cam ile örtülen tarihi yapının seraya benzetilen son hali kamuoyunda büyük tepkilere neden olmuştu.

‘PVC DEĞİL, AKRİLİK ŞEFFAF MALZEMEYLE KAPLADIK’

Yapılan restorasyon çalışmasını savunan dönemin Van Rölöve ve Anıtlar Müdürü Cemil Karabayram, sarayın çatısında kullanılan malzemenin PVC değil akrilik şeffaf malzeme olduğunu dile getirerek, “Yapılan sistem, sarayın bütünlüğüne zarar vermeden istenildiği zaman sökülebilir koruma çatısıdır ve bu sistem sarayın yüzde 92.8’lik nemini almış durumdadır. Bu sistem kışın bölgenin soğuk hava şartlarında drenaj yollarında donan buzların çözülmesi için ısıtma sistemiyle donatılmıştır. Estetik olarak göze hoş gelmeyebilir ama bu sarayın gelecek nesillere sağlıklı kalabilmesi ve korunabilmesi için günümüz restorasyon koşullarında yapılabilecek tek sistemdir. İddia edilen ve saraya iftira olarak kabul ettiğim söylenen sözler zinhar ve külliyen kabul edilemez. Saray genç ve dinamik ruhunu taşımaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı sarayı korumuş ve korumaya devam etmektedir” ifadelerini kullanmıştı.

İŞ MAKİNELERİNİN ÇALIŞTIĞI ALANDA SELÇUKLU ÇİNİLERİ ÇIKTI

Tarihi sarayın tepki çeken restorasyonunun ardından Ağrı İl Özel İdaresi’nce bir proje hazırlanılarak çevre düzenlemesi yapılmasına karar verildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkısıyla yapılan çevre düzenlemesi çalışmalarına Geçtiğimiz Nisan ayında başlandı. Yaklaşık 9 milyon TL’ye mal olması beklenen çevre düzenlemesi projesi için iş makinelerinin çalıştığı alanda Selçuklu ve Timurlu dönemlerine tarihlenen çeşitli çini ve sırlı seramik parçaları ortaya çıktı.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI SORULARA YANIT VERDİ

Büyük kısmı 13. yüzyıla ait olduğu belirtilen çini ve sırlı seramik parçalarının geniş bir alana yayılması dikkat çekiyor. Hiçbir güvenlik önlemi alınmadan kaderine terk edilen tarihi kalıntıların akıbeti hakkında CİMER aracılığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan bilgi isteyen vatandaşa verilen resmi yanıtta, söz konusu parçaların ‘amorf’ olduğu belirtilerek bilimsel çalışmalarda kullanılmak üzere alanda bırakıldığı kaydedildi.

‘BELGE OLARAK YERİNDE MUHAFAZA EDİLİYOR’

Çevre düzenlemesi öncesinde jeoradar ve sondaj çalışması yapılıp yapılmadığı, müze görevlisinin bulunup bulunmadığı ve ortaya çıkan çini ve seramiklerin dışında başka kültür varlığına rastlanıp rastlanmadığı sorusuna yazılı olarak yanıt veren Ağrı İl Kültür ve Turizm Müdürü E. Muhsin Bulut, Kars Müze Müdürlüğü uzmanlarınca düzenlenen 14.09.2018 tarihli raporda, söz konusu çevre düzenleme projesi kapsamında yapılan çalışmalarda 12/13 yy. ait olduğu tahmin ettiğiniz Selçuklu ve İlhanlı dönemlerine tarihlenmesi muhtemel sırlı seramik ve çini parçalarına rastlandığı bildirilmiştir. İshak Paşa Sarayı Çevre Düzenleme Çalışmaları kapsamında toprak altından çıkan taşınırlar içerisinde amorf (Kırık) nitelikli malzemeler bilimsel belge niteliği taşımaları sebebiyle yerinde muhafaza edilmektedir. Ancak bütünlük arz eden arkeolojik nitelikli olan parçalar ise uzman arkeolog tarafından müzemiz müdürlüğü emanet deposunda muhafaza edilmek üzere yerinden alınarak müzemiz müdürlüğü emanet deposuna konulmakta olup, çıkarılan arkeolojik nitelikli malzemelerin daha sonra envanter kayıtları tarafımızca yapılmaktadır” ifadelerini kullandı.

‘BİRLEŞTİRİLMESİ MÜMKÜN OLMAYAN PARÇALAR YERİNDE BIRAKILIYOR’

Konuyla ilgili bilgisine başvurduğumuz Kars Müzesi yetkilileri de Bakanlığın verdiği yanıtı doğruladı. Tarihi saraydaki çevre düzenlemesinin Kars Müzesi’nin denetiminde yapıldığını belirten yetkili, söz konusu çini ve seramiklerin 13. Yüzyıla ait olduğunu kaydetti. Tarihi seramik parçalarının birleştirilmesinin mümkün olmadığını dile getiren müze yetkilisi, ileride yapılacak bilimsel çalışmalarda belge olması amacıyla parçaların yerinde bırakıldığını kaydetti. Ancak şantiye alanında ve çevresinde tarihi eser kalıntılarını koruyacak hiç bir güvenlik önleminin alınmamış olması dikkat çekiyor.

‘KORUNARAK SAKLANMALI, YAPILANLAR BİLİMSEL AHLAKA UYMUYOR’

Çevre düzenlemesinin yapıldığı alan Urartular döneminden günümüze kadar bir çok uygarlığın yerleşimine sahne olmuş bir bölgede yer alıyor. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından bugünkü yerleşim bölgesine taşınan Doğubayazıt’ın tarihi kalesi ve çevresindeki kalıntılar bölgenin geçmişine ışık tutuyor. İshak Paşa Sarayı için yapılan çevre düzenlemesi sırasında ortaya çıkan kalıntıların korumasız biçimde kaderine terk edilmesi ise hem ziyaretçilerin hem de uzmanların tepkisini çekiyor. Konunun uzmanları, belge niteliği taşıyan tarihi kalıntıların yerinde koruma altına alınarak geleceğe taşınması gerektiğini belirtirken İshak Paşa Sarayı’ndaki uygulamanın ilgili yönetmeliğe ve bilimsel ahlaka uygun olmadığını ifade ediyor.

Önceki haberEğirdir Gölünde korkunç çekilme!
Sonraki haberSanatçıya yeşil pasaport müjdesi
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

one × two =