İşsizlik ve istihdamda daralma. Nereye?

İşsizlik ve istihdamda daralma. Nereye?

0
PAYLAŞ
İSMAİL BAYER – Size işsizlik rakkamları verecek değilim. 2016 da, işsizlik konusu, çalışma yaşamının en önemli sorunu. Ancak bu soruna ilişkin, çözüm arayışlarına yönelme, çözüm üretme yerine, bu gerçeği görmemezlikden gelmeyi inatla sürdürüyoruz. Peki, bu politika ile nereye kadar?
2016 başlarında, açık açık söyledik. İstihdamda daralma var ve giitikçe artacak diye. Özellikle de, turizm sektörünü örnek verdik. Yazın tatil yerlerine, sahillere beklenen turistlerin gelmeyeceğini nedenleri ile belirttik. Keşke yanılmış olsaydık. Yarım asırlık süreç içinde, turizmde böylesine bir düşüş, şimdiye değin yaşanmamıştır.
Otellerin doluluk oranını değil, boşluk oranını konuştuk hep. Yurt dışından gelişler, beklenilenin bile altına düştü. Bazı otellerin açılmadığını bile gördük. Sezon kapanmadan da, kapatılmaları yaşadık. Otellerin sahipleri konusunda, devir ve satışların olacağı işaretleri de verildi.
Yaz aylarında, sahillerde ki iş olanaklarının artması ve istihdam alanlarının genişlemesi yaşanmadı bu yıl. İş bulma hayali ile gelenler, işe giriş bile yapamadan geri döndüler.
Turizm işyerlerinde çalışmak için gelenlere, başka  sektörlerde ki işyerlerine yöneltmek, bu konu da bir program değil, proje bile geliştirmeden bir dönemi kapadık.
Şimdi, 2017 ilk baharına doğru, bir ümit ve beklenti içine bile giremiyoruz ne yazık ki. Uzun yıllar da, bu sıkıntı yaşanacak.
Büyük kentlerde, en merkezi yerlerde, özellikle bazı otellerin, korkuluk gibi durduğu gerçeğini ise acaba ne zaman göreceğiz. Oteller kapanıyor. Turizm işkolunda, yeni istihdam olanaklarının yaratılması bir yana, istihdam daralmasının yaşandığı bir dönemi yaşıyoruz.
Sadece, turizm mi? Bankacılık sektörü en çok kar eden bir sektör. İstihdamda ki durum ne diye soracak olursak, nasıl bir durum ile karşılaşıyoruz. Bankaların, şube kapatmaları dönemi yaşanıyor. Şube kapatak demek, orada ki çalışanların büyük çoğunluğunun işsiz kalması demek. Ayrıca yeni iş bulamaması da söz konusu. Var olan istihdam da ise, şubelerde ki çalışan işçi sayısının azaldığı yanıtını, hemen hemen her banka için verebiliriz.
Diyeceksiniz ki, AVM’lere yenileri ekleniyor. Bir çok yeni süpermarket açılıyor. Bazı AVM’lerin yıkıldığını, bazılarında ise işyerlerinin kapanmış olduğunu, pek farketmiyormuyuz acaba.
Ünlü bir süpermarketin, büyük kentimizin en merkezi yerinde ki işyeri ile ilgili olarak, aylardır kirasını bile ödeyemediği belirtildiğinde, o zaman niye çıkarmıyorsunuz sorusuna verilen yanıt ise daha da ilginç. Onu çıkarttığımız zaman, yeni kiracı bulmamız daha zor. Bu dönem de geçer diyelim, az da olsa biraz tahsilat yaparak, dönemi atlatmaya çalışıyoruz yanıtı geliyor. Bu durum nereye kadar devam edecek diye sorduğumuzda ise, ne yazık ki, yanıt yok.
Yarına karşı, geleceğe ilişkin bir güvensizlik, belirsizlik öyle bir noktaya doğru gidiyor ki, buna da alışırız dendiğinde, alıştığınız da ne olacak sorusunu yöneltince de, sessizlik devam ediyor.
Kentlerde yükselen, kentlerin estetiğini ve kimliklerini bozup, bir birine benzeyen, ranta dayalı yüksek yapılar da inşaatlar devam ediyor diyeceksiniz. İnşaatlar bitmeden satın almalar var. Taksid ile daha çok. Taksit ödemelerinde ki aksamalar var mı diye sorduğunuzda, sorunuza yanıt yerine, konuyu değiştirme daha sık rastlanıyor.
Paranın el değiştirdiği gerçeği de var. Ancak, bu biten büyük sitelerde oturanlarında ev kirası verir gibi aidat ödemeleri konusunda sızlanmalarını yok sayabilirmiyiz.
İnşaat sektöründe bu yeni yapılaşma ya da kentsel dönüşüm projelerinde, sınırlı da olsa istihdamın arttığı gibi bir sonuca gitmek de, bizi yanıltabilir. Kayıt dışı çalışmanın en çok yaşandığı işkolu, inşaat işkoludur.
Maden işkolunda ki bazı işletmelerin, kaçak olarak çalıştığı haberleri gazete sayfalarına yansıyor. Maden işyerlerinde yabancıların bile çalıştırılmış olduğu gerçeğini ise, bir iş kazası olduğunda öğreniyoruz.
Tekstil işkoluna baktığımız da, ihracatın ne denli azaldığını, bir çok ünlü markanın, üretimde kısıtlamalara gittiğini görüyoruz. İstihdam konusunda gelişme gösteren bu işkolunda da, günümüzde açık olarak istihdam da daralmanın yaşandığı aktarılıyor.
Bir zamanlar iş kazaları ile sürekli gündeme gelen, Tuzla’da ki gemi yapımı işyerlerinde alınan siparişlerin azalması nedeniyle, sektörün büyük bir kriz içinde olduğu da bir gerçeklik.
Bu yıl içinde kapanan işyerlerinin sayısını da vermiyeceğiz. Gelip, gittiğiniz yol güzergahı içinde, artık kapalı işyerleri ve kiralık işyeri ilanlarını görmeye başladık.
İşyerleri bir yana, epeydir görmediğimiz, kiralık ve satılık konut ilanlarını da görmeğe başladık.
Son bir kaç yıldır, kamuya ait ya da özel işverenlere ait, bir fabrika açılışı ile ilgili olarak, ilanlara ya da haberlere ne kadar rastlıyorsunuz. Şimdi sorduğum da bir yer ve isim bile belirtemiyeceksiniz belki. O kadar az ki, yeni üretime başlayan işyerleri.
Organize sanayi bölgelerini gezin, işçi alınacak levhalarını eskisi gibi göremediğiniz gibi, kapanan işyerlerlerini görmek daha yaygın hale geldi.
Bu arada, yeni bir gelişme değil, gözlem de değil. Bir yerde biraz birikim varsa, hemen oradan yararlanma gündeme geliyor. Yasalar ve uygulama değiştirilip, amaç dışı yeni kullanımlar gündeme geliyor.
İstihdamı arttırmak, işsizliği azaltmak devletin görevidir. Ancak bu görev, plansız programsız adeta bazı kurumlara ihale edilip, o kaynaklar kullanılıyor.
Örnek mi? İş-Kur, İşsizlik Fonu.. Bu kurumda fonda toplananlar, işsiz kalanlar için. İstihdamda iyileştirme için. İşçi ve işverenin primlerinden, devletin de katkısından oluşuyor. Yasanın yürürlüğe girmesinden bu yana, yapılan bir çok değişiklikle işsizlik fonu, başlangıcında ki amacı dışında, o kadar çok kullanılmağa başlandı ki.
Peki bu gelişmeler karşısında, sendikalar ne yapıyor. Bunu da, sendikalara sorsak mı. Ne dersiniz?
________________
Ankara. 1 Kasım 2016. Salı.  ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK

two × 4 =