İşte sapığın tutuklanma gerekçesi

İşte sapığın tutuklanma gerekçesi

0
PAYLAŞ
Yeni Akit yazarı, şort sapığı Abdullah Çakıroğlu’nun tutuklanmasına karşı çıktı.
Yeni Akit yazarı, şort sapığı Abdullah Çakıroğlu’nun tutuklanmasına karşı çıktı.

‘Şort giydiği’ gerekçesiyle Ayşegül Terzi’ye tekme atarak yaralayan Abdullah Çakıroğlu’nu kadın savcı Fatma Arzu Tekir tutuklattı. Öte yandan Yeni Akit Çakıroğlu’nun tutuklanmasına karşı çıktı.

Tekir mahkemeye gönderdiği tutuklama talebinde Çakıroğlu’nun neden tutuklanması gerektiğini detaylı bir şekilde izah ederek adeta hukuk ve ‘yaşam tarzına saygı’ dersi verdi.
Tekir, Çakıroğlu’nun şiddet kullanarak başka bir kişinin yaşam tarzına müdahale ettiğini, mağdur ve şahitler üzerinde baskı kurabileceğini ayrıca kaçma şüphesinin de bulunduğunu belirterek tutuklanmasını istedi.

‘Deliller somut’

Tekir’in tutuklama sevk yazısında şu ifadeler yer aldı:

‘Şüphelinin üzerine atılı İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyeti’nin Kullanılmasını Engelleme, Halkı Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik, ve Aşağılama eylemlerinin vasıf ve mahiyeti, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi (3’er yıl) şüphelinin aleyhine mevcut somut delil durumu (şikayetçi anlatımı, bu anlatımı destekleyen ve olayın gelişimi, oluş şekline ilişkin olay mahallinde bulunan tarafsız görgü şahidi Mahir Kır isimli şahsın anlatımı, olay zamanına ilişkin görüntü kayıtları, adli tıp raporu, teşhis tutanağı, şüphelinin Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki ifadesinde mağdureyi hiç tanımadığını ancak üzerinde kısa etek olduğu için yüzüne tekme attığını beyan etmiş…’

‘Yaşam tarzına müdahale etti’

‘Ayrıca aleyhe mevcut deliller kapsamı da değerlendirildiğinde şüpheli bu eylemi ile kendisiyle aynı sosyal yaşantıda ve düşüncede olmayan bir şahsa karşı cebir ve tehdit içerikli söz ve davranışlar sergileyerek, aynı zamanda kendisi ile aynı düşünce zemininde olabilecek insanları galeyana getirip ortak harekette bulunmak ve nefretle davranmalarını tahrik etmek istemekle; cebir, tehdit ve şiddete özendirmek suretiyle davranmış, ayrıca farklı yaşam tarzına ilişkin tercihe yine cebir ve şiddet kullanarak müdahale etmiş ve bu şekilde şüphelinin şuç işleme kastının yoğunluğu olduğu kanaatine varılmış olup, ayrıca şüphelinin olay sonrasında kaçması, bunun da kaçma şüphesini kuvvetlendirmesi, ayrıca mağdur şikâyetçi ve şahitler üzerinde baskı yapma girişiminde bulunma ihtimalinin kuvvetli olması hususları dikkate alınarak tutuklanmasına karar verilmesi talep olunur’ Musa Kesler / Milliyet

YENİ AKİT O SAPIĞA SAHİP ÇIKTI

Öte yandan Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu, Ayşegül Terzi’ye şort giydiği için tekme atan saldırgan Abdullah Çakıroğlu’nun tutuklanmasına karşı çıktı.

Ali Karahasanoğlu’nun bugün (20 Eylül 2016) yayımlanan “Darbeci askerde “hukuka saygı çağrısı”… Tekmeciye linç!” başlıklı yazısı şöyle:

Bir yanda..
Otobüse şortla binen hemşireyi tekme ile dövmeye kalkışma..
Tekme de, öyle ayağına falan değil. Bodoslamadan çeneye..
Bu birinci psikolojik vaka.
Diğer yanda ise..
Mevzuat gereği üst sınırı 2 yıldan düşük hapis cezası gerektiren suçlarda, tutuklama kararı verme imkanı kanunen bulunmadığından.. Saldırganın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması üzerine… Olduğu yere yığılıp.. Sanki ortada bir cenaze var. Sanki ortada komalık bir durum varmış gibi.. Sanki bir yakınını öldürmüşler gibi.. Dakikalarca ağlayarak tepki veren bir hemşire..

Neresinden bakarsanız bakınız, bu da bir psikolojik vaka!
Ve yine medya gücünü gösteriyor..
Bir tekmeden üç suç birden çıkartıp..
Aslında yargılanıp, mahkum edileceği kesin olan saldırgan..
Sırf medya böyle istediği için..
Türk Ceza Kanunu’ndaki üç değişik madde ile birden suçlanıp, 2 yılı aşan bir isnat icat edilip..
Sonuçta tutuklanıyor..
Hemşire de..
Medya da..
Derin bir oh çekiyor..
¥
Hemşirenin şortlu olarak otobüse binmesine kızdım da…
Hukuku mu zorluyorum?
Hayır.
Tam aksine..
Şortlu hemşirenin otobüste yediği tekmeye kızanlar..
Hukuku zorlayıp…
Saldırganın mutlaka aşırı şekilde cezalandırılması ve hatta mağdur edilmesini istedikleri için, tutuklatıyorlar..
Yoksa..
Tekmeyi mazur görmek için söylemiyorum ama..
“Bir tekme”den dolayı tutuklama kararı verilen, belki de ilk örnek ile karşı karşıyayız..
Konuya ideolojik açıdan yaklaşıp..
“Tekme”yi savunduğumu iddia edecek olanlar için somut örnekler vereyim..
Beyler..
Sadece şortlu bayana atılan tekme değil..
Bu ülkede..
Haraç vermeyen esnafı, tabanca ile ayağından vuran mafya babaları bile tutuklanmamıştır..
Gezi isyanı sırasında..
Polislere sapanla taş atanlar..
Sopa ile TOMA’lara saldırıp, önündeki polisleri kovalayanlar, hatta dövmeye kalkanlar..
Tutuklanmamıştır..
İşyerlerine molotof atanlar..
Cam çerçeve indirenler..
Esnafı tokatlayanlar..
Tutuklanmamıştır..
Polis müdürüne tokat atan HDP’li bayan milletvekili, dokunulmazlıklar kaldırılmış olmasına rağmen, halen tutuklanmamıştır..
Daha onlarca..
Binlerce örnek veririm size..
Peki, bu somut örneklerin hepsinde, tutuklama kararı verilmemesinin sebebi ne?
İşte belirttiğimiz, “üst sınırı 2 yıldan düşük suçlarda tutuklama yasağı” kuralından dolayı….
Yıllardır uygulanan..
Büyük çoğunluğunda da.. Son örnekte “tutuklama isteyenler”in savunduğu “Tabii ki tutuklama verilmemeli.. Eften püften fiillerde, tutuklama mı olurmuş” tezi ile taban tabana zıt bir 180 derecelik dönüş ile..
Şimdi bir “tekme”den “tutuklama” isteniyor!
Medya başı çekiyor..
Savcılar 24 saat mesai yapıyor..
Kanun böyle bir tutuklamaya imkan vermediği halde..
Tek bir fiilden, üç suç çıkartıp, tutuklama kararı veriliyor.
Bir yandan da..
Adalet Bakanlığı, durumdan vazife çıkartıp..
Mevcut düzenlemeyi..
Sadece bu tür saldırılar açısından değiştirip.
Tutuklama imkanı getiren değişikliği Bakanlar Kurulu’na sevkediyor.
İşe bakın ki..
Bu Adalet Bakanlığı’nın başındaki Bekir Bozdağ da..
Yakın tarihte, Hacıbektaş şenlikleri sırasında, bir saldırgan tarafından burnundan yumruklanmıştı..
O saldırgan da tutuklanmamıştı..
Oysa..
Muhatabınız bakan..
Sivil şahıslara göre..
Bakana yapılan saldırı, suçun “kamu görevlisi”ne karşı işlenmesi sebebi ile.. Cezasının otomatikman ikiye, üçe katlandığı bir olay….
Ceza, kanun gereği katlanınca..
Mevzuattaki “tutuklama yasağı” hukuken ortadan kalkıyor..
Buna rağmen..
Adalet Bakanı’nı yumruklayan serbest kalıyor..
Şimdi bir hemşirenin yediği tekme, “tutuklama sebebi” oluyor..
İsteyen istediğini söylesin..
Bu ikircikli bir tavırdır..
Hukukdışı bir uygulamadır..
¥
İşin daha başka boyutları da var..
Hatırlayın, Bekir Bozdağ yumruk yediğinde..
Bunun demokratik bir tepki olduğunu söyleyenler vardı..
“Saldırgan”ı, birinci sayfasından “protestocu” olarak takdim eden gazeteler vardı..
Hatta hatta..
Saldırgan gözaltına alınıp götürülürken..
“Kelepçeye ne gerek var?” diyen sözde gazeteciler vardı..
“Ne olmuş, bir yumruktan adam mı ölür” diyen demokrat düşünürlerimiz vardı..
Daha vahim bir örnek vereyim..
Yakın tarihten bir hatırlatma yapayım…
15 Temmuz’da..
Boğaz Köprüsü üzerinde..
Onlarca insanımızı şehid eden darbeci askerler gözaltına alınırken..
Gözlerimizi yaşartacak şekilde(!) “hukuk çağrısı” yapan özgürlükçü aydınlarımız, politikacılarımız vardı..
Lütfen beyler, bayanlar..
Dürüst olalım..
İşimize gelince öyle..
İşimize gelince böyle hareket etmeyelim..
Ahlaklı olalım.

BİR CEVAP BIRAK