Çıkış yolu kalmadı mı?

Ya batılıların Türk halkını algılamada hatası var, ya da biz kendimizi batılılara iyi anlatamıyoruz…
Ya onlar “Geceyarısı Ekspresi”deki kara çarşafa ve hamama takılıp aynı yerde otluyorlar, ya biz 84 yıllık cumhuriyet kazanımlarımızı iyi anlatamıyoruz.
Aslında bizim demokraside aldığımız yolu iyi pazarlayamadığımız açık ve net olarak ortada duruyor. Batılı tabirle marketingimiz zayıf.
Onun için batılılar hala “İslam ve dinci”  kelimelerinin etrafında tur atıyorlar.
Çankaya’ya taşınan Gül’ün Cumhurbaşkanlığına için aslı astarı olmayan anlamlar yüklüyorlar.
Evet kimse inkar edecek durumda değil.
Sistemimizde sadece üç beş yerde tıkanıklık var.
Beş altı yerde de eksiklik.
Ama tıkanıklık giderilir, eksiklik tamamlanır.
Önemli olan bunların bilinmesi ve çözümünde samimi adımların atılmasıdır.
Ne yazık ki 84 yıllık cumhuriyet kazanımlarımızın değerini bilmeden sistemi olur olmaz yerlerde ve olur olmaz zamanlarda zorluyoruz.
Oysa tıkanan kanallar erken seçimle açılır denmişti.
Halkın TBMM’deki temsili çarpık, düzeltilsin denmişti.
Cumhurbaşkanını yeni meclis seçsin önerisi yapılmıştı.
Hepsi yerine getirildi.
Bir eksikle.
Cumhurbaşkanı geniş bir uzlaşmayla seçilmedi.
Söz verildiği halde.
Cumhurbaşkanı için, AK Parti’nin yüzde 47’lik oy oranı yeterli görüldü.
Aslında ayrı bir tartışma konusu ama demokrasilerde uzlaşma şart değildir.
Halkın çoğunluğu tercihini yapmış, iktidar erkini bir partiye vermiştir.
Kazanan parti halktan aldığı güçle belirli süre içinde kendisine oy verenlerin istekleri doğrultusunda değil, tüm milletin arzusu istikametinde hizmetleri eşit olarak sunmak zorundadır.
Oy veren vatandaş AKP’ye “İktidarda hizmetleri yaparken, CHP ile uzlaş” dememiştir.
“Cumhurbaşkanını birlikte seçin ha” dememiştir.
Eğer böyle bir zorunluk olsaydı seçimlere ne gerek vardı ki..
Genel seçim değil, “papa seçimi” yapar gibi gidersin birbirine zıt iki parti liderini bir dağevine kaparsın “hadi anlaşın” dersin.
Günlerce tartışırlar ve sonunda dağevinin bacasından duman çıkmaya başlarsa anlaştılar diye bayram edersin.
Yani  zoraki uzlaşma gerçekleşir.
Ama demokrasi bu değil ki..
Demokrasilerde herşeyi seçim meydanları netleştiriyor.
Tabii bunlar bugünün tartışma konusu değil.
Zaten seçimleri CHP kazansaydı, iktidara AKP’nin aldığı oyun yarısı ile gelebilseydi bunları tartışmıyor olacaktık, o da ayrı bir konu.
Ama bugün tartıştığımız ve eksik olan “hoşgörü” sorunu ülkeyi fevkalade geriyor.
“Hazmedememe”  daha fazla geriyor.
Uzlaşmama ise, gerginliğin tuzu biberi…
En çok rahatsızlık da TSK’da…
TSK’nın rahatsızlığı ise kişilerle değil.
TSK, sanırım beş yıl test edilmesine rağmen AKP’’ye inanmıyor.
Gizli ajandasından hala kuşkulu.
Niyetlerini net olarak algılayabilmiş değil.
AKP’nin sık bozduğunu söylediği “ezber”lerden rahatsız.
Tabii burada Erdoğan ve takımının da çok iyi niyetli davrandığını söylemek zor.
Daha açık değiller ve şeffaflık konusundaki gayretleri eksik.
Üstelik “inadına” psikolojisine teslim olmuş durumdalar.
Oysa “biz bu sisteme teslim olduk, demokrasiden başka çıkış yolumuz yok. İran modeli cahiliye döneminden farksız”  deseler ne gerginlik kalır, ne endişe.
Sadece bir kaç cümle.
Çok mu zor?


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here