‘Kabahat haçlılarda…’

‘Kabahat haçlılarda…’

0
PAYLAŞ

ABD’de yayımlanan Los Angeles Times gazetesi, şövalyelerden intihar bombacılarına kadar uzanan zaman sürecinde Batının Orta Doğu ile ilişkileri geçen bin yılda aslında çok da değişmediğini belirterek saçma hatalar bir kenara konursa, film Haçlı Seferleri sırasındaki olayların halihazırdaki uluslararası gelişmelerle ürkütücü bir paralellik sergilediğini çarpıcı bir biçimde ortaya koyduğunu öne sürdü.

FİLMDEKİ TÜRKİYE
Los Angeles Times filmdeki tarihsel benzerlikleri şöyle anlattı:

“Başarıyla işgal edilen bir İslam krallığı ile yapılan ancak pek de barışçı sayılamayacak bir ateşkes ortamında kendine manevra alanı açmaya çalışan saf ve temiz Batılı güvercinlerin ve yabani Hristiyan şahinlerin varlığı, benzerliklerden birisi. Yalnız filmde bahsedilmeyen başka bir benzerlik daha var. İlk haçlı seferi Müslüman Türklerin Hristiyan Bizans toprağı olan Konstantinopolis’i işgal etmesi üzerine başlatılmıştı. Ne var ki, yalnızca işgal edilen bu toprakları savunmak yerine haçlılar tamamen alakasız bir yeri, Kudüs’ü de bu sefere eklemeyi tercih ettiler. 11 Eylül saldırılarının ardından başlatılan Irak’ın işgali de aynı mantıksızlıkla malûl. Askeri zafer, bu zaferin sonrası döneme kıyasla o zaman da hızlı ve basit olan çözümdü, bugün de öyle…”

Filmin haçlı seferlerini her iki tarafı da incitmemeye özen göstererek anlatmaya çalışıldığını vurgulayan gazete şu yorumu yaptı:

“Filmde kötü olan, Hristiyanların tümü değil, yalnızca barışı bilerek bozmaya çalışan açgözlü, kana susamış Reynauld de Chatillon gibi bireyler. Filmde iyi Hristiyanlar da var, mesela Kudüs’ü savunan ve Selahaddin ile takdire şayan bir anlaşma yapan İbelin Lordu Balian gibi. Filmdeki bütün Müslümanlar bilge ve onurlu insanlar, lakin bu, tarihte gerçekten yaşanmış birkaç vaka ile örtüşmüyor. Ama Selahaddin gerçekten, Kudüs’ü ele geçirdikten sonra Hristiyanların hayatlarını bağışlamış. Muzaffer komutan, rehineleri fidye talep etmeksizin serbest bırakmış ve kenti Yahudilere yeniden açmış.”

Los Angeles Times, filmin Orta Doğu’da çatışmanın bugün de devam ettiğini vurgulayarak yeni Papa’nın Türkiye karşıtlığına şöyle atıfta bulunuyor:

“Ancak bu saptama bir şeyi gözden kaçırıyor. Haçlı seferleri yalnızca günümüz olayları ile benzerlik teşkil eden bir tarihi vaka değil. Aynı zamanda bugünkü çatışmaların varlık nedeninin en önemli parçalarından biri. Haçlı seferleri Bizans Hristiyanlarını kurtararak Batı ve Doğu kiliselerini birbirine yakınlaştırmayı amaçlamıştı. Ama bunun yerine haçlılar, Bizans şehirlerini yağmalayarak aradaki uçurumu daha da derinleştirdiler. Haçlılar Avrupa’da Müslüman varlığına izin verilmeyeceği gibi bir anlayış yarattılar ve bu kafa yapısının vücut bulduğu en şiddetli örnek, 1492’de İspanyolların Müslümanları ülkeden sürmesi oldu. Dönemin papaları tüm Hristiyanları Müslümanlarla olan ilişkilerin kesilmesi için teşvik etmişti ki bu çağrı günümüzde de yankı buluyor. Yeni seçilen Papa 16’ncı Benedict Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesine karşı çıkıyor ve bunun tarih ile çeliştiğini iddia ediyor. Haçlılar uzak diyarlarda Müslümanlara karşı savaşırken kendi evlerine yakın yerlerdeki diğer ‘inançsızlara’ yani Yahudilere neden dokunmadıklarını hep merak etmişlerdir. Böylelikle haçlı seferleri yüzyıllar içinde yayılıp genişleyen ve kaçınılmaz olarak Nazilerin Yahudi soykırımını besleyen Avrupa’daki ilk büyük Yahudi karşıtı dalgaların
yükselmesine neden olmuştur. Bu da sonuç olarak Müslümanların Avrupa’nın başka bir emperyalist saldırısı olarak telakki ettikleri modern Siyonizmin doğuşunu getirmiştir.”

Gazete haberin son paragrafında “Film bize o klasik ancak samimi soruyu yöneltiyor: Bu şekilde devam edebilecek miyiz?” sorusu yerine  “Konusu yaklaşık 1000 yıl önce yazılan bir hikayenin sonunu nasıl değiştiririz?” diye sorulması gerektiğini belirtiyor.

BİR CEVAP BIRAK

thirteen − 2 =