Kaçak avcılık yaban tekelerinin sonunu getirecek!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Uzmanlar uyardı: Tarım ve Orman Bakanlığı gerekli önlemleri almazsa kaçak avcılık yüzünden dağlarda yaban keçisi kalmayacak…

Özellikle kış aylarında yoğunlaşan kaçak avcılıkla ilgili görüşlerini dile getiren doğa koruma uzmanlarına göre acil ve radikal önlemler alınmazsa av turizminin de sonu gelecek. Kaçak avcılığın en yoğun olduğu kentlerin başında gelen Antalya’daki 8 ayrı yaban hayatı sahasının yaklaşık 170 bin hektarlık alanı kapladığını belirten uzmanlar, “Bu büyüklükte ve birbirinden farklı bölgelerdeki yaban hayatı sahalarını 10-15 personelle korumak dünyanın hiçbir yerinde mümkün değildir. Bölge dışından gelen kaçak trofe avcıları güçlü arazi araçlarına sahip nüfuzlu insanlardır. Av turizmi Türkiye için katma değeri en fazla olan turizm şeklidir. Kaçak avcılık yüzünden yaban hayatının büyük zarar görmesinin yanında hem yerel halktan hem de devletten milyonlarca dolarlık kaynak da gasp edilmektedir. Yaban Hayatını Koruma eğitimi almış birçok tekniker işsizdir. Tarım ve Orman Bakanlığının yaban hayatını korumak ve av turizminin gelirlerini artırmak gibi bir niyeti varsa, önce avlanacak hedef yaş ve büyüklükteki tekelerin korunmasını ve sahalara hâkim olması gerekir. Aksi durumda, her gün bir yenisi eklenen kaçak avlanmalar yüzünden sahada avlanacak teke kalmayacaktır” uyarısında bulunuyor.

Türk kültüründe önemli bir yeri olan yaban keçileri birçok bölgede halk arasında “geyik” olarak da anılıyor. Ancak bilimsel adı ‘Capra aegagrus’ olan yaban keçileri, Himalayalardan Toroslara, İran’dan Anadolu’ya, Balkanlar’dan Güney Avrupa’ya geniş bir alanda varlığını sürdürüyor. Ancak insan baskısı yüzünden yaşam alanları giderek daralan tür, uluslar arası doğa koruma kriterlerine göre nesli yok olma tehdidi altındaki canlılar arasında.

MASALLARA VE EFSANELERE KONU OLAN YABAN KEÇİLERİ YOK OLUYOR

Adı masallara ve efsanelere konu olan yaban keçilerinin Türkiye’de en yoğun yaşadığı alanların başında Akdeniz Bölgesinin dağlık kesimleri geliyor. Ancak kaçak avcılık dışında vahşi madencilik, otoyol ve enerji projeleri ile plansız ormancılık faaliyetleri yaban keçilerinin doğal yaşam alanlarını parçalıyor. Buna bir de ulaşım olanaklarının artması ve ateşli silahların yaygınlaşması eklenince kaçak avcılık da türün varlığını tehdit eden etkenlerin başına yerleşti.

KAÇAK AVCILIK PARA CEZASI İLE ÖNLENEMİYOR

Türkiye’de turizm hareketini çeşitlendirmek ve yaban hayatından döviz elde etmek amacıyla 1981 yılından bu yana yaban keçileri devlet denetiminde avlanıyor. Türün üreme kabiliyetini yitirmiş erkek bireyleri arasından seçilerek oluşturulan kotalar her yıl ilgili komisyonlar tarafından belirlenirken, bu yolla hem yaban hayatının dengelenmesi hem de devlete ve kırsal alanda yaşayan halka ekonomik kazanç sağlanması amaçlanıyor. Ancak kaçak avcılık zaten yeterince sağlam bir zemine oturtulamayan bu sistemin bozulmasına yol açıyor. Kaçak avlanmanın suç değil, kabahat olarak değerlendirilmesi yakalanan avcıların para cezası ile serbest kalmalarını sağlıyor. Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan uzmanların verdiği bilgiye göre kesilen bu para cezalarının birçoğu da ödenmiyor.

KORUMA SAHALARI KAÇAK AVCILARIN HEDEFİNDE

Türkiye’de hem yaban hayatın korunması, hem de avcılığa ilişkin usul ve esasları belirleyen yasal düzenlemeler Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı kurumlar eliyle yürütülüyor. Ancak yaban hayatının korunup geliştirilmesi için ayrılan sahaların büyüklüğü ve nitelikleri bu alanların denetim altında tutulmasını zorlaştırıyor. Personel ve denetim yetersizliği nedeniyle yaban hayatı koruma sahalarında korunan yaban keçileri, kaçak avcıların kolayca hedefi haline geliyor. Yalnızca Antalya’da bir yıl içinde yaşanan kaçak avcılar tarafından 100’ün üzerinde yaban keçisinin katledildiği kaydediliyor.

ANTALYA’NIN KORUNAMAYAN KORUMA SAHALARI

Bölgeyi yakından tanıyan konuyla ilgili bir uzmanla yaptığımız röportaj, durumun vahametini ortaya koymaya yetiyor. Doğa koruma ve doğa turizmi planlaması gibi konularda önemli çalışmalara imza atan, ancak adının açıklanmasını istemeyen yetkilinin verdiği bilgiye göre Antalya’da bulunan toplam 8 Yaban Hayatını Geliştirme Sahası (YHGS) yaklaşık 170 bin hektarlık büyüklüğe sahip. Birçok ilçenin yüzölçümünden daha büyük olan bu sahalarda görev yapan personel sayısı ise 15-20’yi geçmiyor. Bu nedenle bir alanı koruma sahası ilan etmek tek başına yeterli değil, koruma alanlarının yeterli ve donanımlı personel ile birlikte gerekli olan teknik altyapı ile de donatılması gerekiyor.

‘DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE 10-15 PERSONEL İLE KORUMAK İMKÂNSIZDIR’

Antalya’daki yaban hayatı sahalarının tamamının yaban keçilerinin yaşam alanı olduğunu dile getiren yetkili, bu alanların etkin biçimde korunması ve kaçak avcılığın önüne geçilebilmesi için yapılması gerekenlere ilişkin sorularımızı şöyle yanıtladı: “Antalya’daki yaban hayatı sahaları, dağlık ve engebeli arazilerden oluşuyor. Bu sahalardaki en büyük tehdit, kaçak avcılardır. Kaçak avcılarla mücadele edebilmek için eğitimli motorize ekip ile birlikte yeni geliştirilen teknolojinin kullanılması zorunludur. Bu konuda gerekirse ilgili kanundaki kimi boşluklar da giderilmeli ve kaçak avcılıkla daha etkin mücadele edilmelidir. Örneğin birbirinden farklı yerlerde olan ve bu kadar büyük koruma sahalarını dünyanın hiçbir yerinde 10-15 personel ile korumak imkânsızdır. Özellikle kaçak yaban keçisi avcıları teknolojik donanımlı arazi araçları ve silahlar kullanıyorlar. Koruma sahası ve bölge dışından gelen trofe avcıları, maddi durumları güçlü olmalarının yanında en güçlü arazi araçlarına da sahipli nüfuzlu insanlardır. Av turizmi, Türkiye için katma değeri en fazla olan turizm şeklidir. Av turizminden elde edilen gelirler, avcılığın yapıldığı kırsal alandaki köylerin ihtiyaçlarının giderilmesinde önemli bir katkıdır. Ancak kaçak avcılık yüzünden yaban hayatının büyük zarar görmesinin yanında hem yerel halktan hem de devletten milyonlarca dolarlık kaynak da gasp edilmektedir.

‘KAÇAK AVCILAR YÜZÜNDEN SAHADA TEKE KALMAYACAK’

Türkiye’de daha zor arazi koşullarına sahip olan Pakistan bu sorunu çözmede çok büyük mesafe aldı ve av turizmi gelirleri de Türkiye’dekinden daha yukarılara taşıdı. Kaçak avcılığın önlenmesinde ilgili bakanlık uygulamaya yönelik ciddi önlemler almalıdır. Sorun ancak böyle çözülebilir. Türkiye’nin her bölgesinde örgütlü olan avcılık dernek ve kulüpleri de kaçak avcılıktan rahatsızlık duyuyorlar. Bu tür sivil toplum kuruluşları ile birlikte köy muhtarları ve yerel kolluk güçleri ile birlikte yapılacak etkin işbirliği sorunun önüne geçilmesinde önemlidir. Bununla birlikte kaçak avcılığın yoğun olduğu alanlarda teknolojik donanımı yeterli foto-kapanlardan da yararlanılabilinir. Koruma sahalarında 24 saat etkin denetim yapacak yeterli personel istihdam edilmesi de önemli. Yaban Hayatını Koruma eğitimi almış birçok tekniker işsizdir. Köylerde de kendi yöresinin doğasını koruyabilecek potansiyele sahip, araziyi bilen gençlere bu konuda eğitim verilerek her iki kesimden de etkin biçimde yararlanılabilir. Tarım ve Orman Bakanlığının yaban hayatını korumak ve av turizminin gelirlerini artırmak gibi bir niyeti varsa, önce avlanacak hedef yaş ve büyüklükteki tekelerin korunmasını ve sahalara hâkim olması gerekir. Aksi durumda, her gün bir yenisi eklenen kaçak avlanmalar yüzünden sahada avlanacak teke kalmayacaktır.”

Önceki haberGökçek döneminde “FETÖ’cülerin kooperatifine” 3 kat inşaat hakkı
Sonraki haberİşte TOKİ’nin yeni Hasankeyf’i
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.