‘’Kadayıfın altı kızardı’’

Sezai Bey, böyle gazetecilik olur mu?

Aile terbiyem gereği, yaşınıza saygım var;

‘’Gazeteciliğinize’’ zerre kadar saygım kalmadı?

Var mı gazetecilikte öyle ‘’çamur at izi kalsın’’, al eline fırça, önüne geleni ‘’Sen darbecisin!’’ diye boya….

Bu ‘’yargısız infaz’’ ve ‘’tetikçi’’ mantığı yandaş medyadan ödünç mü aldınız?

Ben size söyleyeyim mi, ayaklarımı yerden nasıl kesersiniz, b eni ele güne karşı nasıl ‘’rüsfa’’ edersiniz?

Bei yıldır Açık Gazete’de, üç yıla yakın süredir de Cumhuriyet’te yazıyorum. ..

Bulursunuz bir yazımı, koyarsınız önüme, tutarsınız kulağımdan ,‘’gel bakalım koçum, bu darbecilik değil de nedir?’’ dersiniz …

Gazetecilik ‘’kanıtlama’’ mesleğidir. Kanıtlanamayan ifiraları da ‘’yalama ‘’ meseleğidir…

Siz çamur atın, ben öyleolmadığımı kanıtlayayım, öyle mi?

Tıpkı, Ergenekon savcılarının ‘’ suçlu olmadığınızı kanıtlayın!’’ dediği gibi…

Madem ki gazeteciliğn ‘’ etik’’ kuralları değişti,;madem ‘’kanıtlama’’ nın yerini ‘’ kanıtlatma’’ aldı;

Ben de çıkar derim ki; Sezai Bey, böyle ‘’çanak’’ ve ‘’çeşni’’ yazılar yazması için bir yerlerden para alıyor…

Hani bir zamanlar bize de derlerdi ya, ‘’Bunlar gizli gizli Moskova’dan,

Pekin’den para alıyor…’’

Atarım çamuru, ‘’Haydi bakalım Sezai Bey, bir yerlerden para almadığını kanıtla bakalım’’

Meselâ, dedik… Yoksa, ne benim bu yönde bir duyumum var, ne de size böyle bir onursuzluğu yakıştırabilirim…

***

‘’ (….) Ali Haydar Nergis, Cumhuriyet’tekiler gibi sanırım 1960 öncesinde kalmış.Galiba yanlış yaptım, 1946’ya takılı kalmış….’’ diyorsunuz.

Yapmayın Sezai Bey, ben o kadar yaşlı değilim; 1954 doğumluyum; 1946 yılında, daha annem, babam tanışmıyorlarmış bile. O yıllarda kalmam, mantıken de mümkün değil. Olsa olsa, o yıllarda ancak siz kalabilirsiniz…

‘’Hâlâ kışlayla, sivil yönetimi karıştırıyorlar.

Zora geldiklerinde ‘genç subaylar rahatsız’ haberleriyle ülkeyi karıştırmaya alışmışlar bir kere.Askeri darbe olunca ‘Hoş geldin sevgili cuntamız’ deyip selam çakmayı pek iyi becerirler.’’ diyorsunuz.

Allah aşkına, böyle köşe yazısı olur mu?

Ergenekon iddinamesini makaslayıp yazınıza monte etmişsiniz sanki..

Hani kanıt, hani belge?

Bu düzeysiz söylemi size hiç yakıştıramadım.

Yok!…

Bin gündür suçlarının ne olduğunu dahi bilmeyen meslektaşlarınızın çektiği ızdırap da sızlatmaz mı yüreğinizi?

***

‘’Sümerbank’ın pazeninde bu çağda kim elbise dikip giyiyor veya satıyor ki?

Devlet bu çağda “don” diker mi?

Ankara Dikimevi’nde askere düne kadar “don” dikiliyordu.’’

diyorsunuz…

Kusura bakmayın, böyle belden aşağı ’’don’dan, mondan söz etmek istemezdim; ancak, siz gündeme getirdiğinmiz için yanıt vermek zorundayım:

Çok haklısınız, devlet bu çağda don dikmez; göz bebeği sanayi kuruluşlarını yabancılara peşkeş çeker; karşılığında da, kendi giyeceği donu, askerine giydireceği donu döviz ödeyerek onlardan satın alır…

***

’’Ortadoğu’daki diktatörlüklere doğru koştuktan sonra hiç de Batı’lı gibi olunmaz’’ diyorsunuz..

Sezai Bey, lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve yanıtlayın.

’’Yeni Osmanlıcılık’’ hayalleriyle Ortadoğu’daki diktatörlüklere doğru koşarken Batılı görünmeye çalışan kim? Ben miyim? Söyleyene değül, söyletene bak, derler…

***

‘’Nergis’in yazısındaki ana temayı bir anlamda Erbakan’ın takiyesiyle parelel halde gördüm açıkcası…’’ diyorsunuz.

Hem de açıkçası…

İlahi Sezai Bey, beni sokmadığınız boya bırakmadınız;sonunda ‘’Erbakancı’’ yaptınız…

Duysa, bu sava en çok Erbakangevrek gevrek güler,

Bir de basın toplantısı düzenler,

‘’Sizi giidi Batı taklitçileri sizi; kadayıfın altı kızardI; sonunuz yaklaştı!’’ derdi herhalde…

______________________

* alinergis@yahoo.se

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.