Kadının adı yok

Yalnız kadınlar mı? Hayır. Çocuklarda, kişi haklarına en büyük saldırı olan tecavüzün kurbanları arasındadır. Kadınlar kendileri kadar çocuklarını da erkeklerin saldırısından korumak için çırpınıyor ve mücadele ediyorlar.
Gazetelerden okuyoruz 13 yaşında tecavüze uğrayan çocuk, doğurduğu çocuğu öldürdü. Kuzenlerinin tecavüzüne uğrayan 15 yaşındaki çocuk hamile kaldı, aile kararı ile öldürüldü. 20/02/2014 tarihli haber A ilinde 9 yaşındaki kız kardeşi B.A’ ya değişik zamanlarda 5 kez tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklu yargılanan 18 yaşındaki B.A., hakkında ‘kaçma ve kanıtları karartma şüphesi’ bulunmadığı gerekçesiyle tahliye edildi. Bu, olayları yaşayan çocukların, annelerin dramı olmaktan çok, erkekliğe tapan iki yüzlü toplumun trajedisidir.

Kadınlara tecavüz eden erkeklerin hemen hemen tümünün sığındığı 3 mazeret vardır.” O da istiyordu, beni o tahrik etti, herkesle yatan bir fahişeydi” gibi savunmalar yaparlar. Onlara göre, bir kadın geceleyin sokakta tek başına yürüyemez, bir parkta oturamaz, bir kafede veya barda tek başına içemez, gönlünce davranamaz, çekiciliğini istediği gibi kullanamaz, bunları yaparsa oda istiyordu sınıfına girer. Bu durumda da bir barda istediği kadar içip, eğlenme ve sapıtma hakkına sahip erkeklerin, eğlencelerinin bir parçası haline gelebilir, onların eğlence nesnesine dönüşebilir. Erkek egemen toplum ideolojisinde bu gibi savunmalarla, erkekler mahkemelerde suçlarını hafifletmeyi de başarırlar.

ABD de bile her 6 dakikada bir tecavüz olayının polis kayıtlarına geçtiği bilinmektedir. Dünyanın en gelişmiş demokrasisi olduğu iddia edilen bu ülkede bile, mahkemelerin bu konuda çağdaş bir anlayışa kavuşmadıkları bir gerçektir. Bu durum ülkemizde de aynıdır. Uyuşturucu kullanan, poliste kaydı olan ve en önemlisi çalışan kesimden ve sıradan bir kadınsanız mahkemelerimiz karşısında şansınız gerçekten hiç yok gibidir. Çünkü yasaları yapan ve uygulayanların büyük çoğunluğu erkektir.

Peki kadınlara cinsel saldırıda bulunan, çocukları çeşitli şekillerde cinsel doyum için kullanan, onların gelecekteki bütün yaşam dengelerini altüst eden bu erkekler nasıl varlıklardır?

Evet, şimdi aklınıza madde bağımlıları, sokak serserileri, eğitimsiz, cahil adamlar geliyor. Ne yazık ki sadece bu kişiler değil. Son yıllarda bu konuda yapılan araştırmalardan çıkan sonuçlara göre, cinsel saldırganların toplumun her kesiminden geldiğini göstermektedir. Ve ilginç olanda bunların büyük bölümünün saygın kişilerden oluştuğu sonucuna ulaşılmasıdır. Başka ürkütücü bir sonuç saldırının çoğunlukla yakın çevredeki kişilerden gelmiş olmasıdır. İster toplum, ister eğitimin ürünü, ister tedavisi olanaksız bir hastalığa yakalanmış zavallılar diyelim, ortada bir başka gerçek daha var ki bu adamlar cinsel saldırıyı istemeden yaptıkları bir kötülük olarak nitelendiriyorlar, ancak suçluluklarını kabul etmiyorlar. Bu türlerin suç dosyaları oldukça kabarıktır. Çünkü cinsel suçlar genellikle yalnız bir kez işlenmiyor.

Ülkemizde cinsel saldırıya veya işyerinde cinsel tacize uğrayanlar bundan söz etmeye maalesef utanıyorlar. Bununda en büyük nedeni; bu tür olaylarda saldırgandan çok, saldırıya uğrayan kurbanı suçlayan, sakat değer yargılarının olmasıdır. Hal böyle olunca, bu tür saldırganların işi de kolaylaşmaktadır.

Peki buna karşı ne yapmalıyız?

Öncelikle TBMM de ve yerel yönetimlerde kadın sayısının artması için, kadınların aktif siyasete etkin olarak katılması gerekir. Bütün kadın kuruluşları, insan hakları örgütleri, insanca yaşamayı savunan tüm kurumlar ve kişiler bu kabusa karşı aktif çalışmalar, kampanyalar yürütmelidir. Kadın örgütleri, eğitim kurumlarında bu tür vakalarla ilgili sürekli eğitimlerin yapılmasını sağlamalılar. Yerel yönetimler, bu alanda çalışan kuruluşlara bütçe ayırmalı, kadın sorunları araştırma merkezleri oluşturmalı, özellikle cinsel taciz ve tecavüz olaylarını ücretsiz takip eden hukuk büroları açmalı ve kadın sığınma evlerinin sayısının arttırılması için elinden geleni yapmalıdır

Sonuç niyetine; ”Farklı sınıflardan gelen birbirlerine tümüyle yabancı iki kadını sadece kadınlık onurlarını savunmak birleştirebilir.”
_____________________

* diclegülmenekse@hotmail.com
Sosyolog

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

14 + eleven =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.