‘Kadının iffeti’ bu hafta iki kez manşette

‘Kadının iffeti’ bu hafta iki kez manşette

0
PAYLAŞ

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin önde gelen isminin bu sözleri, basına yansıdıktan hemen sonra sosyal medyada ‘bir kahkaha protestosu’nu tetikledi; ‘#direnkahkaha’ etiketli çok sayıda ‘kahkaha atan kadın’ fotoğrafı paylaşıldı.

Ardından şiddet gören bir kadının tayt giymesinin hafifletici neden olarak sayıldığına dair bir mahkeme kararı basına yansıdı.

Hürriyet gazetesinde yer alan Hümeyra Pardeli imzalı habere göre, boşanma davası süren Turgay K., eşini başka bir erkekle aynı arabada gördüğü için bıçakladı.

Mahkeme, bıçaklanan kadının “hafif yan yatar vaziyette oturmasını” ve “tayt giymiş olmasını” tahrik sayarak, Turgay K.’nın cezasında indirime gitti.

Gerekçeli kararda ayrıca, kadının başka bir erkekle aynı arabada bulunmasının kuşku yarattığı ve tahrik sayılarak cezada indirime sebep olacağı belirtildi.

Tüm bu haberler ve tartışmaların altında aslında şu soru yatıyor: Siyaset ve yargı, kadının yaşam tarzıyla neden bu kadar ilgili?

CHP İstanbul milletvekili Melda Onur, bunu hükümetin genel anlayışına bağlıyor ve “AKP’liler ‘fıtrat’ kelimesini çok kullanırlar ya. Bu, hükümetin fıtratında var.” diyor.

Onur’a göre bunun en somut örneği, “Kadın ve Aile’den Sorumlu Devlet Bakanlığı”nın isminin “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” olarak değiştirilmesi.

Onur, bu isim değişikliğiyle ailenin kutsandığının ve kadının ezildiğini belirtiyor.

CHP milletvekili, yargının da hükümetin tutumundan etkilendiğini düşünüyor.

Melda Onur, pazartesi günü Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ile Bülent Arınç hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını da sözlerine ekliyor, çünkü Onur’a göre, Arınç’ın sözleri çok tehlikeli sonuçlara yol açabilir, “Arınç’a sempati duyan biri, eşini kahkaha attığı için öldürebilir.”

Melda Onur, Arınç’ın açıklamalarını “gündem değiştirme” olarak yorumlayanlara, bu taktiğin ters teptiği cevabını veriyor:

“Bugün gündemi değiştirseler, yarın gündeme döneriz. Hangi gündem ayrıca, paralel polislere yapılan operasyon mu? Ama tüm dünya bizden bahsediyor, böyle bir gündem değiştirme olmaz.”

‘Siyaset, toplumda yaygın olan kanıyı pekiştiriyor’AKP kurucularından Fatma Bostan Ünsal ise, yargının kadının hayatına müdahalesini, toplumdan bağımsız olmamalarına bağlıyor:

“Yargı toplumdan bağımsız hareket etmiyor. Toplum da sorumluluğu kadına yüklüyor. Ancak yargı öte yandan adil olması gereken bir kurum, böyle olmamalı.”

Ünsal’a göre, siyaset toplumda yaygın olan kanıyı pekiştiriyor ve işin kolayına kaçıyor:

“Siyaset de, toplumda yaygın olan kanıyı pekiştiriyor. Toplumda kabullenilmeyen bir şeyle siyaset yapılmaz. O zaman toplum reddeder. Dolayısıyla anlaşılır bir durum, fakat kabul edilebilir değil. Siyaset bazen işin kolayına kaçıyor.”

Ünsal, siyasetin kendini meşru göstermek için de bu tür söylemlere başvurduğuna dikkat çekiyor, ancak belli duyarlılıkların sağlanması ve kadına karşı ayrımcılıkla mücadele edilmesi gerektiğini savunuyor.

‘Hem kadın, hem erkek kendine dikkat etmeli'”Hem kadın, hem erkek kendine dikkat edecek” görüşünü dile getiren Ünsal, “Kuran’da mesela ‘Erkekler gözlerini yere indirsin’ der. Özel olarak erkeklere yönelik tedbirler alır” diyor.

Ancak Ünsal, bu tedbirlerin sadece kadına yönelik olmasının sorun yarattığı fikrinde:

“Maalesef günümüzdeki anlayış, kadınların tek taraflı olarak kendilerini disipline etmesi yönünde ve bu kabul edilemez. Bu yüzden erkek tarafı geride kalıyor, kadın hem mağdur hem de suçlu oluyor.”

Kadın hakları savunucusu, avukat Hülya Gülbahar ise, kadın davranışlarının tartışma konusu olamayacağını söylüyor:

“Bu tür söylemler, kadınların toplum içindeki davranışlarını kısıtlama ve varlığını yok etme amaçlı. Herkes nerede ne kadar güleceğini kendisi tartabilir. Bu, tüm kadınlara yönelik psikolojik bir şiddet ve aşağılamadır.”

‘Kadın cinayetleri teşvik ediliyor’Gülbahar, Arınç’ın “iffet” kelimesine atfının kadın cinayetlerini teşvik ettiğini savunuyor:

“Kendisi tüm kadınlardan özür dilemek yerine, başka kadınların hayat biçimleri ve tercihlerine karışmaya yeni örneklerle devam ediyor. Sadece güldüğü için öldürülen kadınların olduğu bir ülkede, bu tür açıklamalar kadın katillerini teşvik niteliği taşır.”

AKP kurucularından Fatma Bostan Ünsal ise, Gülbahar’la aynı düşünmüyor.

Ünsal’a göre, “iffet” gibi atıflar hem erkek hem de kadını kapsadığı sürece rahatsız edici değil:

“Toplumda nasıl hırsızlık yapılamazsa, duygusal anlamda da güven vermek, yanlış anlaşılabilecek şekilde davranmama sorumluluğunu edinmek önemli. Buna sonuç açabilecek sözel davranışlardan bile kaçınılmalı. Ama bu hem erkek, hem kadın için geçerli olmalı.”

‘Siyasiler böyle konuşmamalı’Hem Hülya Gülbahar, hem de Fatma Ünsal Bostan, bu tür konularda siyasilerin fikir beyanını ise oldukça sorunlu buluyor.

Gülbahar, 1 Ağustos’ta yürürlüğe girecek olan Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’ne atıf yapıyor ve sözleşmenin Arınç’a da sorumluluk yüklediğine dikkat çekiyor:

“Sözleşme tüm devlet – tırnak içinde söylüyorum – adamlarına, kadına karşı ayrımcılığı ve şiddeti körükleyen davranışlarda bulunmama ve bunu yapanlar hakkında gerekli işlemleri yapma sorumluluğu yüklüyor. Bu tür açıklamalar, sözleşmeye açıkça aykırılık oluşturuyor.”

Ünsal da, siyasilerin bu tür açıklamalar yaparken, sıradan insanlardan farklı ifadeler kullanması gerektiğini belirtiyor. Ünsal’a göre siyasilerin bu tür konuları dile getirmesi tehlikeli sonuçlar doğurabilir; aslında karışmasalar zaten “toplum uygun davranışları bulacaktır.”

Siyasetin ‘yargının yaklaşımına’ etkisiPeki yargının yaklaşımı, siyasetin etkisi altında mı?

Fatma Bostan Ünsal, mahkemenin “tayt giyilmesi”, “oturuş biçimi” ve başka bir erkekle oturmasının tahrik sayılmasını ve cezada indirime gidilmesini, Arınç’ın ifadeleriyle doğrudan ilişkilendirmediğini söylüyor.

Ünsal, “Asıl sorumluluk erkekte. Ancak bu sorgulanmadan kadının oturuşu nedeniyle bıçaklanması, kadının iki defa mağdur olmasına neden oluyor. Buna dikkat edilmeli.” diyor.

Hülya Gülbahar ise, Ünsal’ın aksine, ‘Arınç’ın sözlerinin’ söz konusu mahkeme kararını doğrudan etkilediği fikrinde:

“Mahkeme kararıyla açık bir bağlantı var. Yukarıdan aşağıya tüm devlet mekanizması eşitliğe inanmıyor. AKP iktidarının olduğu 2002 yılı ve 2009 yılı arasında kadın cinayetlerinin yüzde 1400 artmasının bir nedeni de, devlet eliyle toplumda yaygınlaştırılan bu söylem.”

Beril Eski

BBC Türkçe

BİR CEVAP BIRAK

twenty + 2 =