Kaka Ricky Martin ve bize öğretilen cici şeyler

“Sessiz geçen yıllar beni çok daha güçlü bir adam yaptı ve varlığını bile bilmediğim duyguları anlamayı ve kabul etmemi sağladı.

Şu andan itibaren ne olacak? Fark etmez. Şu anda bana ne olduğuna odaklanıyorum. Bugünden itibaren “mutluluk” kelimesi benim için farklı bir anlam ifade ediyor. Çok yoğun ve hassas geçen bir süreçti. Bu yazı sevgi, kabul etmek ve gerçek memnuniyetten doğan her kelimeden oluşuyor. Bu sağlam adım iç huzurum ve hayatımdaki evrimin bir parçası.

Talihli bir eşcinsel olduğumu söylemekten gurur duyuyorum.”

Ricky Martin bu cümlelerle eşcinsel olduğunu açıkladı; bu cümleler beni bayağı etkiledi. Özellikle “Bu yazı sevgi, kabul etmek ve gerçek memnuniyetten doğan her kelimeden oluşuyor.” cümlesi… Onun sıkıntısını içimde duydum, aynı cümleleri sanki ben sarf etmişim gibi bir huzur buldum desem? Bunun, doğayı korumak , çiçek sevmek ya da ne bileyim, kurtarılması gereken her canlıyı kurtarıyor olmaktan doğan bir huzur duygusu olmadığını da eklesem? Çünkü kurtarmak sözcüğü bende ister istemez “bir tarafın üstün olduğu” çağrışımını da yanında getiriyor. Ve bundan hiç hoşlanmıyorum. Onun için belki de yalnızca “Gerçek memnuniyetten doğan her kelime”yi derin bir huzur içinde, memnuniyetle içime çektiğimi söyleyeyim.

Ricky Martin nasıl müzik yapıyor; kimi eğlendiriyor; kimi dans ettiriyor, bunlarla ilgilenmiyorum. Ama dünyada bir çok kişinin onun yerinde olmak isteyebileceğini tahmin ediyorum. Gördüğüm kadarıyla kanımı kaynattığını, onu çekici bulduğumu söylemeliyim belki. O kadar. Ama işte hesap vermek zorunda kalıyor.

O zaman ben de hesap vermeliyim, diye düşünüyorum. O nasıl hesap vermek durumunda bırakılıyorsa, ben de hesap vermeliyim. Ben heteroseksüel bir kadınım. Bu durumum, yaşadığım toplumda beni “daha normal ve daha ayrıcalıklı” bir konuma getiriyorsa, bunu sorgulamak istiyorum. Bu yazı elbette bu sorgulamanın hakkını veren dört başı mamur bir yazı olmak iddiasını taşımıyor.

Yalnızca annelik halinden yola çıkıyorum. Bir oğlum var. Onun kendine bir yol çizmesinde üstlendiğim rolü kimse inkar edemez. Örneğin bu ara Bakugan’a merak sardı. Bakugan, onun önüne sürülen oyunlardan, yalnızca en sonuncusu. Ama bakıyorum, onun önüne yalnızca ve sonsuzca iyilerin ve yalnızca sonsuzca kötülerin olduğu oyunlar geliyor! Ben de, sadece iyilerin ve onun karşısında da sadece kötülerin ısıtılıp ısıtılıp önüme konulduğu bir Hollywood ve onu kötü taklitleriyle şekillenen bir dünyada yetiştim çoğu insan gibi. Hep iyi namıyla var olmak isterken, bir öteki-kötü yaratılmalıydı. Hangi şartlarda “cici” olacağım; kimlerin kötü olduğu bir güzel belletildi bana… Beyninizde iyiler ve kötüler diye iki torba açmayı başardıktan sonra, o dünyanın bu torbaları istediği gibi doldurması işten bile değil çünkü!

Onda cinsiyet farklılıklarını derinleştiren, kız-erkek olarak ayrılmış dünyadaki biricik yerini burnuna sokan nice oyunlar aracılığıyla açılan iyiler-kötüler torbasına daha sonra doldurulacakları kuzu kuzu izlemek niyetinde değilim. Kötüler torbasına, eşcinsel olmak giriyor örneğin; biliyorum, öğretildi. Hatta hatırlarsınız bunun tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğu bizde de en yetkili makamlarca ifade edildi…

Onun için bizim ülkemizden hiç söz etmeyeceğim; diyelim ki yalnızca, seyrettiğim yabancı kanalların bazılarında kıt akıllı talkshow sunucularının “beyaz, heteroseksüel, erkek” olmak ayrıcalığıyla ince espriler yaptıklarını düşünerek eşcinselliğe “giydirdiklerini” söyleyeceğim. Aynı iki yüzlü dünya o kıt akıllı erkek talk show’cuların yanında, kadın eşcinsellere de talkshow yaptırma(!) meşrep genişliğini gösteriyor ki bir yandan çakarken öte yandan kendi yüce anlayışını gösteriyor sanasın! Ama tabii bunda da kadını küçümseme gizli. Erkek dünyasında kadın eşcinselliği de ikinci sınıf; ve hatta neden olmasın, seyretmesi de gayet hoş hani; asıl savaşılması gereken erkek eşcinselliği. Kadının defteri, her koşulda, nasılsa dürülür!

Oğlumun oynamaya yüreklendirildiği oyunlardaki gibi yalnızca iyiler ve yalnızca kötülerin olduğu masalıyla uyumasını istemediğim gibi, dünyanın yalnızca heteroseksüel kadınlar ve heteroseksüel erkeklerden oluştuğu ve normal olanın da bu olduğu zırvasına da inanmasını istemiyorum ! İnsan dediğin renktir ya da rengini seçer! Alay edecekse; sıkıyorsa, önce kendi rengiyle dalga geçsin meraklısı. Öyle sertmiş, yumuşakmış… Ben derim ki kimse Harvey Milk’in sertliği ile imtihan olmasın, bakarsın kendi yumuşaklıklarıyla baş başa bulur kendini!

Ricky Martin’le Bakugan nasıl birleşti? Onu da şöyle açıklayayım. Oğlum uykuya giderken beni yanına çağırdı; oyunu anlatmaya koyuldu heyecanla. Dedim ya bu oyunda yalnızca iyiler var bir de yalnızca kötüler. İtirazımı söylediğimde “Anne ya” dedi. “Bir oyundan yola çıkarak bu felsefi konulara nasıl geldik, inanamıyorum”. İyilerle kötüleri kast ediyordu. Ona Ricky Martin’den söz etmemiştim ama içimden “dur daha” dedim, “gidecek çok yol var…”
Sonra kalktım buraya geldim, okuduğunuz yazıyı yazdım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.