Kalabalıklara Bakıp Aldanmak…

anlaşıldığı kanaatinde değilim.


Bir öfke ve kuşku dalgasına bulaştırılan bu insanların iç içe geçmiş korkuları ve talepleri üzerinden bir başka şey gerçekleştirilmeye çalışılıyor ve üstelik organizasyon şemasına bakıldığında bu kadar karmaşık bir yapının hangi gerekçelerle bir araya gelebildiği ve kalabalıkları hangi amaca doğru yönlendirdiği konusu meçhul.


Kalabalıklara ilişkin CHP’nin yaptığı yorum, “Partimiz büyüyor, millet tehlikeyi gördü tek çıkış yolunun CHP olduğunu anladı” mealinde olurken, asker ağırlıklı milliyetçi kanadın buluştuğu bir başka oluşum olan ulusalcılar ise başka iddiaları için dayanak olarak kullanıyorlar samimi duyguları.


“Biz demiştik, işte milyonlar, işte sloganlar” diyorlar. “AK Parti ülkeyi emperyalistlere peşkeş çekiyor” gibi kışkırtıcı, ayakları yere basmayan ve kitleleri sokağa dökmeye, “Eğer önlem almazsanız ülke elden gidiyor” gibi manasız bir ajitasyon… Peki bu farklı söylemeleri ciddiye almadan sadece ve sadece Atatürk sevgisi ve ona yönelik kimi saldırıların olduğu inancıyla eline geçirdiği bayrağı alarak bir direnç kalesi oluşturduğuna inanarak meydana koşmuş insanların duygularına kim tercüman olacak?


Acaba 22 Temmuz seçimlerinde CHP ezici bir üstünlükle sandıktan çıkarsa sorun bitecek mi? Bu anlamda tehlikenin bertaraf edildiğini varsayalım. Ya geçim derdindeki milyonlar, fakirlik, geri kalmışlık, ekonomik politikalar ne olacak? Mustafa Kemal’in “Muasır Medeniyetler düzeyine erişmek” diye tarif ettiği batılılaşma çizgisi seksen yıldır devletin resmi politikası olarak sürdürülmesine karşın, haydi deyince üyelikten çekilmek, çağdaş dünyadan kopmak, içine kapanmak, yozlaşmak, işkence ve ihlallere boyun eğmek akılcı mı? Eğer yanıt “evet” ise bugün “vatan kurtaran kahraman” gibi piyasa yapmaya çalışan CHP’nin bugünün temellerini dün attığını, uçan kuşun bile iktidarları devrinde zapt-u rapt altına alındığı bilgisini ne yapacağız?


Çok garip bir denklem oluşturuluyor. Aynı safta asker ve sivil var, yan yana duran kafaların biri sivilleşmeden yana diğeri yaşamını demokrasi karşıtlığı ile geçirmiş. Birinin tercihi batılılaşmak diğerinin buna itirazı var ve seksen yıl mesai harcanan, özveride bulunulan bir oluşum için “Kesip atalım” gibi reel olmayan bir düşünce.


Sayılarının ne olduğu önemli değil. Dikkate alınmaları ve anlaşılmaları gerektiğini düşünüyorum bu kalabalıkların. Dahası…kalabalıkların önce kendilerini doğru bir şekilde anlatmak gibi bir görevleri de var. “Neden oradalar, ne istiyorlar, rahatsızlıklarının kaynağı ne?” “Cumhuriyet” ve “kurtarmak” kelimeleri bir savaş mantığının kurgusu değil midir? “Kime karşı savaş, neyin kurtarılıyor?”


İnandığı değerlerin aşındırıldığı, yaşam tarzına yönelik bir müdahaleci anlayışın palazlandığı endişesi ile bağıran, slogan atan, bayrak, poster taşıyan insanlara hiçbir itirazım yok. Bu haklarını sonuna kadar kullanmalılar. Anlamak istediğim şey şu: bir korku iklimi içinde son çırpınışlarını sergilemeleri istenen bu insanlar, bir liste yapsalar korkularına dair, oraya ne yazarlar? Örneğin 23 Nisan kutlamalarına denk düşen kutlu doğum haftası etkinliklerinde üç tane ilkokul öğrencisinin başını örtüp ilahi okuması cidden bir tehlike olarak yorumlanabilir mi? Birşeye inanmak, yaşamını ona göre düzenlemek, demokratik rejimin temel tanımı ise, kendisini İslam dininin, Hristyanlığın ya da bir felsefenin ilkelerine göre inşa eden insan ve toplulukların bu taleplerini yok mu sayarak tehlikeyi önleyeceğiz? Buna karşı içki yasağını savunan, kılık kıyafeti eleştirenlerin ne dediği ve hangi nedenlerle anlamsız bulunduğu izah edilebilir mi? Ya da mevcut rejimi tehditlerden arındırmak için insanın zihnini ve his dünyasını yeniden mi kodlayacağız? Herkesin aynı düşündüğü, aynı yazıp konuştuğu bir ülke manzarası güvenilir mi oluyor?


Anlamak istediğim ve kafamın iyice allak bullak olduğu nokta şurası: Bir tarikat oluşumu olan Bağımsız Türkiye Partisi ile öteden beri sosyalist bir düzen arzulayan İşçi Partisi’ni aynı safta tutan şey nedir? “Memleket elden gidiyor” demek bu sorunun yanıtı olabilir mi? Memleket, kendimiz bildiğimiz günden bu yana nedense hep elden gidiyor ama şükür ki, gidiyor diyenler gidiyor, memleket yerinde. Ya demokrasinin yerleşmesi için yaşamını adayan, işkence gören, yıllarca zindanlarda çile çeken biri ile darbeleri planlamış, aktif görev almış ikiliyi hangi kategoride anlayacağız? Hatırı sayılır bir zamandan beri başörtüsünü “gerici simge” olarak yorumlayan düşünce sahibi ile “başörtüsü Allah’ın emridir” diyenler hangi ortak paydayı paylaşıyorlar? İdeoloji dediğiniz şey buçukların, yarımların uyumundan yeni bir üst kimlik oluşturmak mıdır? Hayır, her sistem kendi bütünlüğü içinde anlamlıdır, değilse ya vardır ya da yoktur!


Kalabalık dediğiniz şey, homojen bir yapı değil. Oluşumunda sağduyu ve bilim yok. “Bizi asıp kesecekler” diyen bir korku makinası var. Durmadan samimiyet öğütüyor, umut tacirliği yapıyor. Önemli aktörleri arasında CHP’nin bulunduğu batılılaşma serüvenine karşı bugün sadece kendi gerekçeleri ile itiraz ediyorlar. Halka rağmen halkçı bir dayatma, tepeden inmeci bir gölge düşüyor kalabalıkların üstüne. Oysa…parti, dernek üyeliği olmayan ve sadece inandığı dünyanın yıkıldığını görerek kahrolan insanları anlayacak bir anlam bütünü çıkmaz bu kaostan.


Kalabalıklar bir anlama dönüşemediler bu ülkede. Çünkü sağ ve sol partiler, bir de bunların üstüne “oyun kurucular” kendi istikametlerinde yürüttüler kalabalıkları. Öfkeyle yürüdü insanlar, şarkılar söylediler, coşkuyla gittiler ama her defasında hüsranla geri döndüler, hevesleri kursaklarında kaldı. “Deniz Gezmiş kimdir” diye bir soru sorsak bu kalabalığa, kaç ayrı yanıt alırız acaba? 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat desek, kim ne tepki verir? İnsan hakları kavramından kim kendi insanını anlar, kendi hakkını başkalarının da hakkı gibi görerek başkaca yorumlara surat asar? Ben kalabalıkların bu yanı ile ilgiliyim. Kurtulmak için durmadan kahraman üreten kafa yapıları değişmeden değil yüz binler, milyonlar birlik olup haykırsalar yine de bir mesafe alamazlar. Sayıya bakıp aldanmamak gerekir. Kemiyet, keyfiyet farkı anlaşılmaya muhtaç hala…



 



 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.