Kaldırmak

Yediği bunca golü kaldıramamak ise, halkın bağışıklı olduğu bir aymazlığın yamuk vincidir… Ki ne versen kaldırır halk, halka halka olmuş, uzaktan kumandalı vinç zincirinin en zayıf halkası babında…
Çoğunluğun garip tesellisi bir tevekkül sığınmacılığı ve adam sendeci sürümüyle kadere teslimiyet kolaycılığı, akılcı azınlığı da peşinden sürükleyen ve içinde yoğuran sığ toplumsal kaderi belirler. Girin gugıl’a, “aklı selim” yazın, arama motorunuz ya patlayıp, halim selim bir selamete erer, ya da hak ederek hacklanır yeni nesilleri de kapsayan taşeronlanmış müzmin bir kader yaftasınca…
Bugünkü ünitemizde, enkaz kaldırmayı işleyeceğiz. O kadar çok enkaz üretiliyor ki ve her gün zincirleme olarak o kadar yeni vakalar gündeme düşüyor ki, bunca başıbozuklukla, baş kaldırarak baş etmek zor. O zaman baş başa verip, başımızdaki başıbozukluğun başabaş noktasını yakalamaya çalışalım di mi…
Dün metrobüsün manevra köprüsünün enkazı kaldırılıyordu Avcılar’da. Ondan önce de yoldan çıkan metrobüslerin ve metrobüs hattına uçan arabaların enkazı kaldırılmıştı. Aynı gün Taksim-Kabataş Füniküler’inin de halatı koptu, yolcular karanlık tünellerde yürütüldüler, panikten enkaza dönmüş mahiyette. Zaten halkın da halatı kopmuş durumda. Üstüne belediye otobüsü durağa daldı. Bunların hiçbiri mesleğinin erbabı olmayan, doldurulmuş personelin hatası veya arpaklıkçı yöneticilerin ihmali değil, hepsi Samsun’daki aşırı yağmurdan dolayı.
Yaz sıcağında halkla arasında ne kadar köprü varsa atan, şerit kapaması uygulayıp nem oranında çile üreten İBB’ye, birilerinin İnsaf Be Birader demesi gerekiyor. Başkan’lık misyonunu tamamlayıp, yaptıklarının semeresi mahiyetinde yukarılara hazırlanan bunca işin başı top baş, “çok iş yapınca çok hata da olabiliyor” diyerek, hem nakıstan müsbet üretme sanatına, hem de baş koyduğu en politik makama, ne denli layık olduğunu gösteriyor. Halef selef sistemi, şehreminilerin top baş olması yoluyla işleyecek demek ki bundan beri… Yeniçeriler baş kaldırırsa, Bağdat’a sefer eyleye… Yoksa başka enkazlar oluşacak kaldırılası…
İDO’yu halk adına satmadan hemen önce bir feribot bodozlama iskeleye çıkmış, biri de öndeki 2 arabayı denize düşürmüştü Yalova’da geçen yaz. Dümeni kilitlenen bir deniz otobüsü ise kement atılarak dizginlenebilmişti. Dümen işlerinde insanın kendini de dizginlemesi gerekiyor, ama makamsal nemaya kilitlenildiğinde kementin meymeneti olmuyor.
Sahnede olan biteni kulisten sadece kulis yaparak izleyegelen ana muhalefetin arızalı kaldıraçları ise, birbirlerinin yükselmesini kaldıramamakla kalmıyorlar, kendilerini kalkındıracak kanatları da kullanamadıklarından, habire kontra atak yiyerek yeni bir kalkınma modeli sunuyorlar adaletsiz kalkınmanın çanağına… Muhalefet basiretsiz olunca da, başlar eğiliyor, kaşlar kalkmıyor. Gericiler bile seçtiklerinin gerilerinin kalkmasını, idrak yollarına nakşedemiyorlar…
Oysa gerimiz zaafiyet gösterdiği halde ve bunca santrafor varken, habire yeni santrafor alıp forma veren seksi takımın, ezilmiş mahpus takım karşısında forma girmesi için ne gerekiyorsa yapılıyor Başkanlık yolunda… Hayat zaten futbol, ama tribünlerden bu orta oyununu izleyen taraftarın, haşmetlü tahteravanı kaldırma kuvveti belirler ligin kalitesini…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 + 13 =