KAMBOÇYA… Başkent Phom Penh’de maraş dondurması…

KAMBOÇYA… Başkent Phom Penh’de maraş dondurması…

0
PAYLAŞ

is there only sorrow in Cambodia?
is there no tomorrow, no tomorrow in Cambodia?

Amerikalı folk şarkıcısı, aktivist Joan Baez Kamboçya için seslendirdiği şarkıda böyle diyordu.

Kamboçya’ da yalnızca acı-mutsuzluk mu var?

Kamboçya’da yarın yok mu?

1970’lerın sonunda  Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konferansına katılmak için gittiği Kamboçya’ya yiyecek ve ilaç götüren ekibin de içindeydi. Ünlü aktivist şarkıcı oradan duygusal bir  şarkıyla döndü ve azıcık da olsa dünyanın dikkatini acı ve yas içindeki  bedbaht Kamboçyalılara çekmeyi başardı. Üniversite yıllarımda bu şarkıyla  Kamboçya’yı tanımıştım, gerçekten tanımam ve anlamam  2017 Ocak başında oldu…

Kamboçya’da acının, mutsuzluğun  en ağırını gördüm! Sevindirici olan artık o acılar, mutsuzluklar  yok ama  izleri olduğu gibi duruyor. Özenle saklanıp tüm dünyaya gösteriliyor ki ders alınsın, bir daha yaşanmasın!  

Sanatçının şarkısını atfettiği yılları sergileyen müzeleri gezerken ne demek istediğini daha iyi anlamak mümkün.O yaşanan acılar sırasında gerçekten yarın yok gibi görünüyormuş!

Soykırım Müzesi -Genocide Museum

Başkent Phonom Penh’de gezilecek ilk yerler Soykırım Müzesi ve Ölüm tarlaları!

Planımızı yapmıştık ama gezilecek yerler konusunda kaldığımız butik otel sahibine danıştığımızda  bize “Öncelikle bu iki mekanı gezin, çok üzücü yerler, aradan çıksın, sonra şehrin keyfini çıkarırsınız” dedi.

Bindiğimiz tuk tuk ile ilk durağımız şehrin içinde bulunan Soykrım müzesiydi. Girişler 3 dolar  aslında ama  “audio ile birlikte 6 dolar ”. Gözünüze asıl giriş ücretinin çarpması ilk bakışta zor çünkü 6 Dolar büyük punto ve sanki tek fyat gibi duruyor. Yaklaşık 45 dakika süren seslendirilmiş tur istemezseniz yarı fiyatına girersiniz. 18 yaş altı ücretsiz ancak pasaportu göstermek kaydıyla. Pasaportu yanınızda taşımakta fayda var, çocuğunuz küçük olsa bile inanmıyor parasını alıyorlar.

Müze olan mekan bir liseymiş zamanında. S 21 adında hapishaneye dönüştürülmüş sonra.

Pol Pot’un liderliğinde Komunist Rejim Kızıl Khemer 1975-1979 yılları arasında  iktidarda olduğu sürece kendi düşüncesinden olmayan vatandaşlarına çok ama çok eziyet etmiş. Budist olan ülkede rejim gelince tarihi birçok eseri, tapınağı, hastaneyi, okulu yakmış yıkmış. Ülkeyi kurtaracak çiftçiliktir diyerek genç-yaşlı, işci, politikacı, öğretmen, hiçbir meslek ayrımı yapmadan  herkesi tarlalarda çalışmaya koşmuş, gözlüklüler, aydınlar  ilk hedefmiş. O işten hiç anlamayan, pirinç tarlarında gece gündüz, aç bilaç çalıştırılınca kısa sürede açlıktan yorgunluktan bitap düşüp ölmüş ya da öldürülmüş.

Sonrasında hiç bir kanıtı olmadığı halde rejim karşıtı olmasından  şüphelendiği bir çok kişiyi çoluk, çocuk, yaşlı, hasta demeden  S21 de toplamış, işkence ederek itirafa zorlamış. Çaresiz kalanlar masum oldukları halde suç uydurup itiraf etmişler  yine de ceza almışlar. Okulun sınıfları hücre haline getirilip insanlara yemek verilmeyerek işkencenin her türlüsü uygulanmış. Gençler istemedikleri halde tanımadıkları kişilerle zorla evlendirilmiş. Zorla itiraf ettirdiklerini  ölüm tarlalarına götürerek toplu mezarlara gömdürmüş. İşkence aletlerini ve resimleri görmeyi, zar zor kurtulan bir kaç kişinin hikayelerini okumayı insanın yüreği kaldırmıyor…

Ölüm tarlaları- Killing fields

Başkent Phonom Penh’e 16 km uzaklıktaki ölüm tarlalarına yaklaşırken ülkede bolca bulunan tapınaklardan birine daha yaklaştığınızı sanıyorsunuz ama orası büyük bir toplu-anıt  mezarlık.

Ölüm tarlalarına girişten itibaren bir sessizlik ve yas havası sarıyor ziyaretçileri, Kamboçyalı’ların acısını yüreğinin derinlerinde hissederek sessiz sessiz dinliyor, geziyorlar.

Tellerle çevrili  alanlarda açıklamalar mevcut ancak yine 6 dolar verip sesli-audio tur alırsanız hikayeleri daha detaylı dinlemek mümkün. 400-500 kişinin küçüçük bir çukura atıldığı toplu mezarlar çitlerle çevrilmiş üstünde gezilmesin diye.  Bunların içinde en acısı “magic tree” sihirli ağacın işlevini öğrenmek! İşkence edilerek öldürülen masum insanların feryat figanları duyulmasın diye büyük bir ağacın üstüne hoparlörler konulup, o esnada müzik açılıyor ki çığlıkları duyulmasın! Daha acısı olamaz diye düşünürken başka bir ağacın da bebekleri çarpa çarpa öldürmek için kullanıldığını öğreniyoruz. Nasıl insanlar bunlar!

Bebek ve çocuklardan ne istiyorlar, neden onları böyle acımasızca öldürmüşler diye soruyor 10 yaşındaki oğlum. “ Büyüyünce intikam almaya kalkmasınlar diye, köklerini kurutuyorlar.”

3 milyonun üstünde insanın hayatına kıyılmış o dönemde ! Kamboçya küçük bir ülke nüfusu şu anda 16 milyon, tam da İstanbul kadar. O zaman daha azmış, neredeyse üçte biri katledilmiş.

O badireyi atlatıp hayatta kalanların bir kısmı mayın tarlalarının mağduru olup bir organını kaybetmiş. Ülkeyi dışardan korumak için mayın döşetilen tarlalar kendi vatandaşlarına tuzak olmuş ve hala da olmakta çünkü kolay temizlenemiyor.  Mayın müzesi Siem Reap şehrinde gezilebilir.

Aynı adla “Ölüm Tarlaları”, filmi de yapılan bütün bu olayların geçmişi çok da eski değil, daha dün gibi. Tüm dünya seyirci kalmış, yardım eli 1979 yılında ABD ile savaştan yeni çıkan Vietnam’dan gelmiş. Vietnam Kamboçya’yı işgal edip  Pol Pot’u iktidardan atmış ama dağa çıkmışlar bu kez, ülkenin başına bela olmayı sürdürmüşler bir 20 yıl daha..

1997 de ülkeyi tekrar ele geçirme girişimleri başarısız olunca Pol Pot ev hapsine çarptırlmış. Yargılanmaya başlanmaları epey geç olmuş.  Bu arada Pol Pot ceza alamadan kalp krizinden ölmüş. Diğer sorumlular suçlarını itiraf edip yanlış bir şey yapmadıklarını, vicdanlarının temiz olduğunu söyleseler de hapsi boylamışlar.

Dolar, Tuk Tuk

Bütün bunlardan sonra ülkeye mutlu yarınlar geldiğini görmek  mutlu ediyor insanı..Kamboçya’da artık yalnızca acı ve mutsuzluk yok. Umut var, turizm var, eğlence var, dolar var.

Başkentte İzmir Konak meydanını andıran nehir kenarı, bir çok lokanta, küçük otel, barlar ile gece hayatına da evsahipliği yapıyor sabaha kadar.. Alkol bol ve ucuz. Şehrin küçük arka sokaklarına gizlenmiş küçük, hesaplı ve lezzetli yemekler yapan lokantaları ise Trip Adviser’i tarayarak öğrenmek mümkün..Saray da oraya çok yakın. Ziyarette giriş ücreti 10 dolar, kılık kıyafet önemli. Omuzlar açık olmayacak,şortlar ise diz altında olmalı. Yoksa kapıda satılanlardan almak gerek.

Bir de şans getiren tapınak var ki ziyaret edip, dileğinizi dilerken  aynı amaçla gelip adaklar getiren Budistleri izleyebilirsiniz. Dileğinizin tutması için kafesler  içindeki bir kuşu para vererek özgürlüğüne kavuşturmak mümkün.. Kısa süren özgürlükten sonra  kafese geri  dönseler de…

Sürekli dolardan bahsettim! Kamboçya’nın kendi para birimi Riel var ama dolar revaçta. Neredeyse her zaman her yerde dolar kullanılıyor. Komik olan ise bazan dolar verince bozuk yoksa üstünü  Riel olarak alabiliyorsunuz.

Ülkede şehir içinde en göze çarpan ve en çok kullanılan ulaşım aracı Tuk-Tuk. At yerine motosikletin çektiği, açık havada  gezme fırsatı sunan bir tür fayton.  Şehir içi 3 dolardan başlıyor ulaşım ama yine pazarlığa bağlı. Alışveris yapacakların Phnom Penh’e bırakmaması, pazarlığın daha kolay ve çeşitin daha bol olduğu Siem Reap’ta yapması tavsiye edilir.  

Bu arada Kahramanmaraş Dondurması Başkent Phom Penh’e kadar gelmiş..

Siep Reap, Arkeoloji Parkı ve Tomb Raider

Angelina Joli Kamboçya’ya gidip de Arkeolog Lara Croft’u  canlandırdığı Tomb Raider fimini çekmeseymiş aynı adlı tapınak ve Kamboçya’nın Arkeolji Parkı bu kadar tanınıp ilgi çekermiydi  bilinmez. Aktristin o vesileyle tanıdığı ülkede iki çocuk da evlatlık almasıyla dünya basınının dikkatlerini çekmesinin büyük katkısı olduğu söyleniyor.

Siem Reap güçlü Khemer impartorluğuna ev sahiplği yapmış ve 9 ila 13 yy da birçok, görkemli  Budist tapınağı inşa edilmiş. Bunlardan en büyüğü Budist rahipler için yapılan  Ankor Wat. Artık  Kamboçya ‘nın sembolu olmuş .

Tapınaklara giriş bileti organizsayonu mükemmel. Bu işte bir Japon parmağının olduğunu anlamakta gecikmiyoruz.

Büyük bir bilet ofisine gidiliyor, orda fotoğrafınız çekilip hemen bir giriş kartı cıkartılıyor. Günlük, 3 günlük haftalık seçenekleri mümkün. 3 günlük 40 dolar Şubat ayıında  66 dolara çıkacakmış.

Üç günlük bilet alıp, Tuk Tuku da ayarlayıp püfür, püfür, doya doya  tapınak gezdik. Gezmekle bitmez! Yaklaşık 700 tane tapınağın çoğu ziyarete açık değil. Restorasyonları devam etmekteymiş..

Gözden kaçmasın!

Siem Reap ta gece hayatı Pub Street,yani lokanta ve barlarla dolu caddede cereyan ediyor. Civarında gece pazarı ve eski pazar , bol bol ayaküstü,1 dolara ayak masajı yapılan yerler var.

Çok gürültülü, komşu  barlardan gelen avaz avaz, 40 çeşit  müziğin birbirine karıştığı kalabalık bir cadde olmasına karşın  insanda bağımlılık yapabiliyor. İlla da her akşam orda şöyle bir gezinmek, turlamak, havayı koklamak istiyor insan.

Lokanta mönülerinde kaplumbağa, karınca, örümcek gibi  kızartılmış çeşitli böcekleri görünce iştahınız kaçabilir ya da denemek için kendinize bir şans verebilirsiniz!

Khemer mutfağı kendine özgü mutfakları aslında  ama Tayland, Vietnem, Endonezya, Çin  karışımı Asya karşımı bir tür. Ayrıca her zevke hitap eden  dünya mutfağından çeşitler  bulmak mümkün. Sokakta ızgara sosisi andıran mangalda közlenmiş muz’u ve Pub Street’de gözünüzün önünde yapılan meyveden dondurmayı daha doğrusu krebini de tatmak gerek.

Gitmeyi düşünenler Kamboçya ile Türkiye arasında 2015 yılında yapılan bir anlaşmaya göre vize kalkmış haberlerine rastlayabilir. Ancak bu uygulama yalnızca özel pasaportu olanlar için geçerli, görev, diplomatik ve yeşil pasaport gibi. Diğer pasaport sahipleri  vize almamışsa kapıda 30 dolar vererek alabilir. Hatta Elçilikten alınınca 5 dolar daha fazla.

____________

https://www.youtube.com/watch?v=1DcVNdFlFLM

Gülseren Tozkoparan Jordan
Ocak 2017 Kamboçya

BİR CEVAP BIRAK