KANADA… 1 Temmuz’a dünya kadar zaman varken

Haberin iyisi var kötüsü var, daha kötüsü ise ¨Acaba?!¨ tedirginliğinde bırakanıdır; şimdi onu da duyduk.

Kanada’nın bu yıl 1 Temmuz tarihinde kutlanacak olan 153. kuruluş yıldönümü şenliklerinin online olarak düzenlenmesine karar verildi. 

Ottowa’daki Federal hükümet mahallede köşeyi tutmuş kuduz köpek gibi olan bu salgının kolay beri defolup gitmeyeceğinden emin olmalı ki, henüz iki buçuk ay olmasına rağmen, 1 Temmuz şenliklerini fiilen iptal edip ekran başına taşıdı. 

Hükümet sözcüsü ve Kanada Kültürel Miras Bakanı Steven Guilbeault, bu yılı böyle idare edelim dercesine, ¨2021’de açık hava gösteri ve toplantısında buluşuruz¨ diye Kanadalıya gelecek yıla davetiye gönderiyordu. 

Kanada’nın 1 Temmuz şenlikleri meşhurdur, en ufak yerleşim yerine kadar ülkenin tamamında akşam karanlığı basar basmaz havaî fişek gösterisi bekleyen halk kırlara, çayıra bayıra yayılır, piknik sepetlerini almış olurlar yanlarına ve kimisi şarabını içer, kimisi çayını demler, birkaç saat birlikte olunur. Kentlerin, kasabaların bandoları, orkestraları açık hava sahnelerinde konser verir, gece yarısına kadar piknik sürer gider.

Hükümetin aldığı karar üzerine online bir programı düzenlemek amacıyla kollar hemen sıvandı. Şimdiden ülkenin ünlü sanatçılarıyla bağlantı kurulduğu haberleri de bakanlık tarafından bir müjde gibi duyuruluyordu. Eh, az da değildir Kanadalı pop şarkıcılar! Celine Dion’dan başladınız mı, ki o ağır toptur ve onsuz hiç olmaz, ardından Rapçı Drake’ı sayarsanız, mesela Justin Bieber’ı, Byran Adams’ı, Neil Young’ı, Shania Twain’i eklemeniz gerekir. Hayatta olsaydı, Leonard Cohen’i çıkartırlar mıydı, bilemedim. Can sıkıcı şiirlerini şarkı diye okurdu, olsun dinleyeni de vardır tabii; hatta çok seveni de… Bakın, az daha cazın büyülü, sanki sigaradan sesi kısılmış gibi Smoky-dumanlı bir seslenişle söyleyen Diana Krall’ı unutmamalıdırlar; ben bayılırım.

Bütün bu isimler, hükümet açıklamasından sonra benim belleğime düşenlerdir. Daha yüzlerce ulusal ve yerel isim var; bakalım, hepsini ekranda izleyecek dinleyeceğiz. Asıl acınası durumdaki komik, daha doğrusu buna mecbur bırakıldığımız şey ekranda havaî fişek gösterileri olacaktır. Hani TV ekranlarında, sabite bağlanmış, şömine yahut akvaryum gösterisini 24 saat sürdüren bazı özel yayın kanalları var ya; o aklıma geliyor.

Virüsün bulaşmadığı sanki hiçbir şey geriye kalmamış gibi geliyor bana; bütün dünyamızı kirletti. Kulaklarımızı kapatsak bile bir yerden beynimize saçma tanesi gibi gelip giriyor, bütün kanallar en iyi niyetlisinden haber, yorum, bilgi aktarsa bile ucuna kıyısına virüs lakırdısını ekleyiveriyor. İnsanlar sokakta olmadığından şöyle ağız tadıyla suç falan da işlenmediği için, sizlere yazacak bir şey de bulması zorlaşıyor; varsa yoksa virüs.

Komplo Teorilerine aldırmam ama böyle giderse, galiba yenik düşecek ve bütün bu olanların moderniteye mahkûm insanlığı yeni tür bilişimsel-enformasyon teknolojilerine bağımlı bir küresel topluma alıştırmak için yapıldığına handiyse inanasım gelecek; kendimi sakınıyorum bütün bunlardan. Online yaşamlarımız kuruluyor, diye korkmamak ne mümkün!

2008 yapımı Wall-E animasyon filmini hatırlarsınız, dünyada bir kıyamet kopmuş, insanlık bir uzay aracına canını zor atmış, fakat orada tamamen ekran başında geçen bir obezit hayata alıştırılmışlardır, distopik bir dünyadır orası aslında. O uzay gemisine dünyadan gelen bir köhne robot, bu berbat düzeni sonunda değiştiren roman kahramanı olacaktır. 

İzlediğim zaman eğlenceli bulmuştum; şimdi düşündürücü.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.