KANADA… ABD’nin 51. Eyaleti

Siyasi coğrafya dersinde değiliz ama söylemek lazım: Kanada’nın on eyaleti, üç özerk bölgesi var! Öğrendiysek, şimdi konumuza geçebiliriz…

Ezcümle bütün dünya Kanada’yı tek bir ülke-devlet bilir; yok öyle değil…

Buradaki eyaletlerin kafası kızınca, ¨Bize müsaade, biz gidiyoz, gelmiyoz bi daaa¨ der, ama gitmezler tabii… 

Federal devlet olan merkezi hükümetin gücü altında ve üstelik Birleşik Krallık’la bağıntılı bulunmak, bunca büyük bir devletin üyesi olmak azımsanır şey değildir. 

Fakat şimdi eyaletlerden bir tanesi galiba ciddi ciddi gitmeyi tasarlıyor; Kanada’ya baş ağrısı olmaya devam ediyor.

Ötekileri de bazen böyle mız mız eder, sızlanır ama gitmezdi; bu sefer biraz farklı…

Mesela arada bir Kanada’nın Fransızlaşacağı tutar, Quebec Eyaleti eyvallahı çekmek üzere ¨Au revoir mon ami¨ der, sonra süt dökmüş kedi gibi kuyruğunu kısıp tekrar federasyondaki sıraya, hizaya giriverir. 

Bu yüzden eyaletlerin arada bir başkaldırıp biz gidiyoruz demesine mühimsemiş görünürler ama kimse aldırmaz. 

Fakat dünyada olmaz olmaz demeli; ya olacağı tutarsa diye ayağı yorgana göre uzatmalı, korkulu rüya göreceğine uyanık kalmalıdır.

Don Kişot’un atasözleriyle konuşan Sancho Panza’sı gibi bu lakırdıları etmeden, iyisi mi gazeteci gözüyle anlatalım. 

Eyaletlerden, Pasifik Okyanusu kıyısındaki British Columbia-İngiliz Kolumbiyası’na bir kocaman dağ silsilesi arada bırakarak komşu olan Alberta Eyaletinde vaziyet fena: 2020’yi  %12 bütçe açığıyla kapatacak yerel hükümet, işsizlik tavana vurdu, daha önce parlayan bir yıldız diye her taraftan gelenler şimdi kaçacak yer arıyor, ortalık boşaldı. 

Petrol gelirine güvenip yıllarca tüm yatırımlarını bu yönde yapan Alberta, hem Keystone adıyla anılan, tartışmalı, çevrecilerin şiddetle karşı çıktığı petrol hattı açılmadığı için hem açılsa bile COVİD nedeniyle durağan ekonomiler yüzünden ve ayrıca dünya petrol fiyatlarındaki genel düşüşü hesap edemediklerinden, yani evdeki hesap çarşıya uymayınca, şimdi yerinde çakılmış vaziyettedir. 

Federal hükümet tüm ülkedeki vatandaşlar arasında ayırım yapmayıp Alberta halkına da parasal yardım gönderiyor bu salgın günlerinde… 

Başkent Ottowa ¨Siz dert etmeyin, arkanızdayız¨ diyor ama gerçekleşen desteğe rağmen Alberta’nın öteden beri ayrılıkçı olan siyasal taraftarları bunu fırsat bulup ¨Haydi, şimdi değilse ne zaman olacak, şimdi ayrılalım, ABD’yle birleşelim, 51. Amerikan eyaleti olalım¨ nakaratına başlıyor. Tabii bu işler öyle kolay değil, ABD’nin de bunu kabul etmesi için yasal süreçleri var. Bu lakırdılar aslında yeni değil, evveliyatı da var ama şimdiki kadar ciddiye alınacak boyutta değildi.

Bunlara ¨ABD’de Trump var, ne olacağı belli olmayan iç gerginlik ve çatışmalara uzanan bir siyasal bölünmüşlük var, üstelik ekonomisi de baş aşağı gidiyor¨ diyenler olursa, kulak asmıyorlar.

Kendilerine İngiltere’nin AB’den ayrılmasına ilişkin sürecin ifadesi olan Brexit deyişine benzer biçimde Wexit adını veriyorlar: West Exit! Yasal bir partileri de var; zaten yasadışı olmaya gerek yok, Kanada demokratik yaşamında onları yasaklayan da bulunmuyor.

Şimdi bu Wexit istiyor ki, Alberta Kanada’dan bağımsızlığını alıp Trump’ın Amerika’sına katılsın, her şey güllük gülistanlık olsun. 

Bir deneriz, baktık olmuyor, oradan çıkıp Avrupa Birliğine katılırız deseler, orayı da beğenmezsek topyekûn İspanyolca öğrenir Arjantin’le birleşiriz, siz dert etmeyin Mars’a dahi gideriz falan diye konuşsalar bunlara inanacak insan bulmakta zorlanmayacaklardır; emin olun. 

Sağ Populizmin, faşizmin becerisi de burada yatar…

Anketler Alberta seçmeninin bu sivri akıllara şimdilik %20 civarında destek verdiğini gösteriyor; henüz telaşlanacak kadar büyük bir rakam değil belki ama kararsız anketçilerle birlikte rakam %26’yı geçiyor.

 Üstelik destekçileri Alberta’nın iş dünyası, orta sınıf insanlarından olunca, etkisini düşünmek bile Kanada’nın öteki eyaletlerinde yaşayan yurttaşlarını, federal makamları biraz telaşlandırıyor.

Alberta’nın başkenti Edmonton’daki bir genel merkezden yürütülen ¨ABD’ye katılalım adam olalım¨ gibi söylemlerin üretildiği ayrılıkçıların iddiaları korkunç: Bir kere silahlanmayı istiyorlar, Amerika’daki gibi bakkalda tabanca satılsın istiyorlar; buna niye ihtiyaç duyduklarını anlaması da zor. 

Sonra Amerika’yı özgürlük ülkesi gösteriyorlar, Kanada’da yaşayanların özgürlükten yana ciddi anlamda, hatta hemen hiçbir dertleri olmamasına rağmen… 

Başka iddiaları da var; şu web sayfasına [ https://www.ab51pac.com ] gidip bakılırsa görülecektir, ama orada iddia edilen öteki şeylerin önemi yok aslında. 

Asıl dertleri şu: Alberta’nın ve bütün dünyanın canına okuyacak olduğu kesin görünen toprak yüzeyinden çıkarılma petrolün Amerikan piyasasına satılması, oradan gelecek kârlarla Amerikanvari bir hayat yaşanmasıdır. 

Çevrecilerin karşı olduğu petrol yataklarına sahip olan Alberta’nın toprak yüzeyinde kalmış, derine inmemiş petrolü topraktan ayıklamak için yüzbinlerle ifade edilecek tonlarca su kullandığını, Kuzey taraflarında gölleri kuruttuğunu, kuşlar dahil gölden beslenen canlılığı yok ettiğini bunlara söyleseniz de pek kulak asacak görünmüyorlar. 

Ayrılıkçıların ABD’yi özgürlük ülkesi görmesine bir şey denilemez, kimisi de çıkar Kuzey Kore dünyanın en demokratik ülkesidir der, dilin kemiği yok ya! 

Fakat Kanada toprağında olup ayrılacağız diyenlere ses çıkartmayan bir demokrasi içinde yaşıyor bulunduklarını inkâr etmeleri, hani ¨yiğide vur ama hakkını ver¨ deyişini akla getiriyor.

Lakin tarihten biliriz, insanoğlu insafsızdır, yediği çanağı kirletmeyi de pek sever.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.