KANADA… Çin-Kanada-Suudi Soğuk Savaşı -galiba- Başladı

Meteoroloji geçenlerde uyardı; kulak asmadık.

Kuzey Kutbu soğuğu geliyor, Kanada azıcık titreyecek, ¨Bı-ıııır¨ olacak dediler; geldi, donduk!

Rüzgârda hissedilen eksi 35-40 derecedir.

Elli yıl evvel, 1969’da, buna benzer bir soğuk dalgası gelmişmiş; biz burada yoktuk.

Şimdi 2019 yılının Ocak ayı kulak düşüren, burun kopartan, en azından dudak çatlatan ve yahut Attilâ İlhan’ın benzetmesiyle Jilet gibi bir havayı Kanadalılara yaşatıyor.

Fakat ne gâm!

Siyasetin meteorolojisi sıcak, barometresi düşük; termometredeki hararet ise devam ediyor.

Yeni yılla birlikte Çin gerginliği Kanada’nın neredeyse 1 numaralı meselesi oldu.

Bir süreden beri ticaret hacminin artışıyla Kanada’nın en büyük iktisadi işbirliği ortağı gibi görünen Çin Halk Cumhuriyeti, geçen yıl Kanada ürünlerinin gümrüğü aşıp mağazalara girmesine RAF PARASI ister gibi engel çıkardı: Bir benzetme olarak ¨tabiri caize¨ yılda 250 milyon Dolar hava parası istedi.

Hasılı, Çin’e katkı denilen bu parayı vermezsen Çin’e mal sokamazsın!

Kanada’nın hoşnutsuzluğu sadece raf parasında olsa, halli yine bir şekilde kolaydı!

İki ülke arasında öyle bir soğuk rüzgâr esiyor ki, kapı aralık kalmış gibisinden kurander yapıyor; aksırık tıksırık bolca…

Tam bu sırada, Kanada vatandaşı olan Robert Lloyd Schellenberg Çin’e uyuşturucu soktuğu gerekçesiyle geçen yıl tutuklandı. Kavganın patlak vereceği yer işte burasıdır.

Yargılanıp, evvela 15 yıl ağırlaştırılmış hapis cezası verilmişti; ancak Yüksek Mahkeme bu cezayı yetersiz bulunca tekrar yargıç karşısına çıkarılmış ve bu kez ölüm cezası almıştır.

Robert’ın yakın zamanda idam mangası karşısına konulacağı, kurşuna dizileceği haberi üzerine Kanada girişimde bulunup bu cezanın derhal iptalini talep etti; kıyamet işte ondan sonra kopacaktır. Çin yasal düzenine ve adalet mekanizmasına karışıldığı gerekçesiyle muhatabı ülkeyi protesto edip Çin vatandaşlarının Kanada’ya gidişini sınırladı. Bazı Kanadalıları gelişi güzel, hiçbir suç isnad edilmeden, gerekçesizce tutuklamaya başladı. Karşılıklı elçiler görevden çekildi, birçok arabulucu ortaya çıktı.

Kanada’nın da eli armut toplamıyor ya; diplomasideki mütekabiliyet esaslarına dayanarak idam cezasının insanlık dışı olduğu argümanını kullanıp Çin’le dışişleri düzeyindeki gerginliği iyice tırmandırdı. Öyle ki, 20.Yüzyıldan kalma bir siyaset kavramı olarak, yeniden, Soğuk Savaşın başlamasına neden olundu

İdam cezası ve insan haklarına karşı hassasiyeti kullanmak akıllıcadır. Böylece Kanada yalnız kalmadığını da gördü; güven tazeledi. Kuzen ülkeler ABD ve İngiltere’den, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan, İrlanda’dan, hatta Avrupa ülkelerinden olumlu destek sinyalleri hemen çıkageldi.

Çin bunu takar mı, takmaz elbette!

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olmak her şeye kafa tutmaya yetiyor; 5 bin yıllık tarihi, uygarlığı olan Çin, bunu gayet iyi bilir.

Robert’ın manga karşısında ateş emrini duymasına az zaman kala bu gerginliğin nasıl sonuçlanacağı şimdilik belirsizdir; Poker masasında henüz bütün kartlar yeşil çuha üzerine açılmamıştır.

Ancak, meseleyi bir başka yönüyle yansıtanlar da hemen ortaya çıkacaktır. Arşiv asla unutmaz: 2009 yılında, Kanada vatandaşı olan Vietnamlı bir kadın da aynı suçlamayla Çin’de yargılanmış; hepimiz unutmuşuz. Çin mahkemesinde hakim kalem kırıyor mu âdet gereği, bilmiyoruz, fakat Vietnam asıllı kadın suçlu 15 gün sonra vücudunda bir düzine kurşunla mezara konulmuştur.

O vakit Kanada’nın bu yargılamaya ve infaza ses etmediğini söyleyen Çin yanlısı basına bakılırsa, Robert sırf beyaz ve Hristiyan diye Kanada bu savunuyu şimdi yapmaktadır.

Bunu üstü örtülü ırkçı umursamazlık ve hipokrasi-riyakârlık olarak niteleyenlerin bu seslerine şimdiki Liberal Hükümetin başında olan Trudeau cevap dahi vermedi; üstünde durulmuyor.

Öte yandan Kanada’nın en çok göçmen aldığı ülkenin Çin olduğu da göz ardı edilmemelidir. Kanada vatandaşı olan 2 milyona yakın Çinli-Kanadalı nüfus dikkate alınırsa, Çin’le Soğuk Savaşın zorluğunu kolayca hesap edersiniz.

İki milyon Çinli, 36 milyonluk Kanada’da bir ağırlığa sahiptir.

Bu insanlar sık sık geldikleri ana kıta ülkesine, Çin’e gidip dönmekte; en azından orada akrabaları, milli bağları bulunmaktadır. Bundan daha önemlisi, dünyada bütün göçmenler kendi kültürlerinden vazgeçer de Çinli asla yediğini içtiğini, alışkanlıklarını terk etmez; Kanada kültürüne sinmiş bir Çin kızartma kokusu Çin mahallesi üzerinde tütmektedir.

Çin meselesi kış semaveri gibi kaynamaya devam ederken, tam bu sırada Tayland’dan televizyon kanallarına yansımış bir haber dünyanın ilgi odağı olacaktır.

Suudi Arabistanlı, 18 yaşındaki Rahaf Al-Qunun adlı bir genç kadın, turistik gezi yapmak üzere gittiği Tayland’da kendisini otel odasına kilitleyip göçmen dairesi ve polis dışında kimseye kapıyı açmamış, ardından bilindiği gibi Birleşmiş Milletler Göçmen Dairesinin teklifiyle, Kanada, Al-Qunun’a vatandaşlık garantisi verip sığınmacı olarak kabul etmiştir.

İşte bu peri masalına benzeyen olay, Suudi Krallığıyla bir süreden beri devam eden diplomatik krizi artırmış, tansiyon yükselmiştir. Geçen yıl Suudi Krallığının Kanada Büyükelçisini non persona grata [istenmeyen adam] olarak sınırdışı etmesiyle başlayan, aslında milyar dolarlık silah ve teçhizat anlaşmasının iptaline kadar uzayan yılan hikâyesinin bir sonucuydu bu; ancak 18 yaşında olup magazin basınının da ilgisini çeken genç kadının gelişiyle üstüne tuz biber ekilmiş oldu.

Kanada, görüldüğü gibi insan haklarına saygı, özgürlük ve demokratik hakları savunmak, ayrımcılığa karşı olmak biçiminde sürdürdüğü haklı mücadeleyi elden bırakmama kararındadır.

Bu yüzden başlamış bulunan Çin ve hatta Suudi Soğuk Savaşında kazanacak mı, yoksa paranın-petrolün-Çin işi çakma ürünlerin galibiyeti mi söz konusu olacaktır?

Gönlünüz birincisinden yana olsa bile aklınız ötekisini söyler…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here