KANADA… Salçalı Islak Hamburger

Mahmut Şenol – Nazilerin berbat hikâyeleri bitmez; adamlar öyle şeyler yaptılar ki, geriye dünya kadar malzeme kaldı.

Avrupa’da taşı kaldırsan altında mutlaka Nazi faşizminin izini bulursun. 

Sadece Avrupa mı! 

Bunların hikâyeleri de bereketli; ne biçim kurguladılarsa… 

Ta Latin Amerika ülkelerine, Arjantin’den Brezilya Amazon’larına kadar yayılmadılar mı? 

Casusluk, takip ve kovalamaca filmlerini hatırlayınız; cam gözlü, soğuk ve katil suratlı Nazi eskisi subay kaçaklarını takip eden İsrail MOSSAD ajanları, onların arkasında Majestenin M16 İngiliz servisinin James Bond gibi pek çok özel casusu… Tam seyirlik işler.

Nazi defterleri artık kapandı diyorsunuz, bir yerden, vergi dairesindeki alacak hesabı gibi bakiyesi çıkıveriyor karşınıza: 

Nazilerin marifetlerinden birisinin uzantısını bugün Kanada’da şaşkınlıkla izliyor, burnumuz dibinde faşizmin abidesi gibi yükselen bir anıtın varlığıyla karşılaşıyoruz. 

Bu abide anıt Nazi işbirlikçisi Ukraynalılardan oluşturulmuş bir askeri tümenin anısına Kanada mezarlıklarından birisinde dikilidir.

Ukrayna’yı 1941’de işgal eden Alman SS-Waffen Nazi Orduları yerli işbirlikçi bulmakta zorlanmaz; zaten işgalcilere yaltaklanan hevesli birileri her zaman vardır. 

Derhal bunlardan bir Ukrayna-Nazi askeri birliği kurulur: 14.SS Waffen Tanksavar Tümeni… 

Dediğimiz gibi faşizmin militarizmine heveslisi çok. Alman subayları komutasındaki bu birliğe katılmak isteyenler, asker alma dairesi kapısına yığılır. Boyuna posuna göre sıraya dizilirler; üst baş gıcır gıcır Nazi üniforması. Sıkı eğitimden geçerler. Sovyet Kızıl Ordusuna karşı bu birlik öne sürülür, daha önemlisi Ukrayna’da Yahudilerin tutuklanması, toplama kamplarına gönderilmesi, hatta toplu infazların yapılması bu birliğe bırakılır; maşa varken ateşe el uzatılmaz!

35 bin Ukraynalı Yahudinin 1941 Eylül’ünde toplu infazları 3 gün sürmüş, tarihe meşhur Babi Yar katliamı olarak geçmişti: 14. Tümen savaş suçuna müdahildir.

14. Tümenin yaptıkları bir değil iki değil; Polonya’ya saldırıp oradaki vatanseverleri ve tabii evvela komünist direnişçileri Hitler’in hatırı kalmasın diye avlıyorlar. 

Dedik ya, bu hikâyeler bitmez; uzar da uzar, içimiz kararır.

Uzadı da: Kanada’daki göçmen nüfusun %10’una yaklaşan yoğunluğuyla Ukraynalıların meğer 14.Tümen’in asil hatırasına ait bir mezarlıkta kurulu abidesi varmış; bilmezdik, önünden gelip geçerdik. Ontario Eyaletindeki Aziz Volodimir Mezarlığında, Nazi 14.Tümeni ve bu tümende hayatlarını kaybetmiş Ukraynalılar hatırasına abide mezar taşı dikilidir. 

Aslında daha savaş sürerken ve bir yandan Kanada askerleri Nazizme karşı Avrupa’da savaşa gönderilirken, 1943’de burada şimdikinden önce bir anıt daha olduğu belirtiliyor; gözden kaçmış. 

Aynı mezarlıkta ayrıca üzerinde kabartma Ukrayna-Nazi askeri görünen bir heykel mezar taşı da bulunuyor.

2017’de Rusya Elçiliği Kanada’ya bir uyarı mektubu gönderip Nazi anıtından bahsetmiş, ancak ucu nereye varacağı belirsiz olan bu siyasi meselenin, mezarlık yönetimine bakan Ukrayna cemaatinin işi olduğu cevabı iletilmişti. 

Geçtiğimiz ay ortasında, mezar anıtın üstüne kimliği belirsiz kişilerce ¨Bu bir Nazi anıtıdır¨ diye grafiti yazıldı. Böylece kamuoyu Kanada topraklarında, dolaylı da olsa, bir SS Birliği anıtının varlığından haberdar olacaktır. 

Fakat, soruşturmayı başlatan polis bu tacizi ¨Irkçlılık, nefret söylemi, siyasi bir su稠kapsamında görmediğini belirtiyor, anıta boya fırçalarıyla yazılan grafitiyi bir tür vandalizm-barbarca saldırı kapsamında görüyor.

Federal Hükümet ve Kanada Parlamentosundan henüz bir ses çıkmadı. 

2018’de Amerikan Kongresinin Ukrayna’ya, Nazi Dönemine ait işbirlikçileri savaş suçlusu ilan etmeyip görmezden gelecek biçimde ödüllendiren sözler ettiği için kınama kararı çıkarttığını hatırlamak lazım; belki böylesi bir benzer karar Kanada Parlamentosu gündemine gelebilir.

Anıtı, mesela, ¨2.Dünya Savaşında hayatlarını kaybeden TÜM Ukraynalılar¨ adına dikmiş olsalardı, belki bu kadar ortalık ayağa kalkmayacaktı; fakat şaibeli, savaş suçu karnesi kabarık bir Nazi Tümeni adınadır.

Tam bu sırada bir başka Nazi haberi daha ortaya çıkıp miyanesi tüten bu meselenin üstüne tüy dikti: Der Spiegel dergisinin araştırmacı gazeteciliğiyle ortaya çıkan haberde, Alman aşırı-sağ ve fanatik, neo-Nazi hayranı biri kadın iki Alman vatandaşının Atlantik Okyanusundaki Kanada’nın Cape Breton adasında bir koloni kurmaya yetecek kadar arazi alıp buraya, 2007’den beri yatırım yaparak yerleştikleri bildiriliyordu. 

Eva Herman ve Andreas Popp isimli bu şahısların adına tapusu görünen arazide faşizm ve Nazizmin eğitimi yapılıyor, yılda en az dört kez birer haftalık özel seminerlere Almanya başta olmak üzere pek çok yerden konuk getirtiliyordu; vs…

Bu tehlikeli saçmalıkları dikkate almalı mı, bilinmez bir şey! 

Gülüp geçsen, bir türlü: Kendilerine de Reichsbuerger adını veriyorlar; kulağa salçalı ıslak hamburger gibi geliyor. 

Reichsbuerger, Nazi Devletinden sonraki modern Almanya’yı kabullenmeyenler anlamında bir hitap!

Ben daha iyi bir hitabı hatırlıyorum, ki bu onlara yakışır: Büyük şairimiz Nâzım söylemişti; Cevap Numara Dört şiirini hatırlayınız.

‘Onlara sokakta rastlarsanız eğer, ölümü görmüş gibi çevirin başınızı’ diye öğütlüyor, ‘kirpiksiz sarı gözler gözünüze bakarken arkadan sırtınıza bir bıçak girebilir’ diye uyarıyordu ve diyordu ki:

KARDEŞLER!

Onlara elleriniz dokunmuşsa eğer
yedi tas su dökün ellerinize.
Yırtarak bayramlık gömleğimi ben
peşkir yaparım size…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.