KANADA’DAN… Çinlilerin göçü

Kuzey Amerika’nın ucuz işgücü gereksinimi uzun yıllar Afrika’dan getirilen esirlerle karşılandı. 1830’larda İngiltere’nin esareti yasaklaması ile ABD ve Kanada yeni ucuz işgücü arayışına girdiler. Göçmenliğin ucuz emek gücü gereksinimini karşılamak üzere devreye sokulması bu döneme raslar.

Gözler uzakdoğuya, özellikle Çin’e dikildi. Ancak Çin vatandaşlarının bir başka ülkeye göç etmesine izin vermiyordu. İngiltere’nin Afyon Savaşında Çin’i dize getirerek barış anlaşmasına göçmenliğe izin verilmesi şartını koyması ile Çinlilerin Kuzey Amerika macerası başladı.

Çinliler ilk olarak ABD’ye altın madenlerinde çalıştırılmak üzere getirildiler. Buradaki kaynakların tükenmesinden sonra Çinlilerin bir bölümü British Colombia’daki altın madenlerinde çalışmak üzere 1858 yılında Kanada’ya geldiler. Bunlar ilk Çinli göçmenler olarak biliniyor.

Çinlilere yasal olarak normal ücretin yarısı ödendi. Burada da madenlerin tükenmesinden sonra Çinlilerin bir kısmı ülkelerine geri döndü, bir kısmı Kanada toplumuna karıştı. Bugun bu ilk göçmenlerden hiçbir iz kalmadı.

İkinci göçmen akımı British Colombia’yı Kanada’nın geri kalanına bağlamak üzere 1880 yılında inşaatına başlanan Kanada Pasifik Demiryolu yapımı ile geldi. Çin’den getirilen 17 bin kadar göçmen beş yıl boyunca demiryolu yapımında yine normalin yarısı ücretle çalıştırıldılar. 1885 yılında demiryolunun tamamlanmasından sonra Çinliler geri dönmek istemediler.

Bu dönem Kanada’da ekmeğin aslan ağzında olduğu yıllara denk gelir. Kanada işverenleri bu ucuz emekgücünü başka alanlarda istihdam etmek istedi, fakat Kanada’lı emekçiler buna karşı çıktılar. Sınıf bilincinin henüz emekleme aşamasında olduğu bu dönemde Kanada’da Çinliler başta olmak üzere göçmenlere karşı ırkçı tutumlar gelişti. Çinlilerin Kanada’nın beyaz ırkına karşı bir tehdit olduğu iddiaları ortaya atıldı. Hükümet işçiler ile işverenler arasında kaldı. Sonunda hükümet hem işverenleri hem de işçileri memnun edecek bir formül geliştirdi. Buna göre Çinlilerin sadece Kanadalıların yapmak istemedikleri hizmetçilik (ev hizmeti) gibi işlerde çalışmalarına izin verildi ve Kanada’ya yeni Çinli göçmen gelmesini önlemek için Çinli göçmenlere 1885 yılında 50 dolar kelle vergisi kondu.

Kelle vergisine rağmen Kanada’ya Çinli göçmen akımının önü tamamen kesilemedi. Bunun üzerine kelle vergisi aşamalı olarak 1901’de 100 ve 1903’de 500 dolara kadar yükseltildi. (Bu miktar bugünkü 250.000 dolar değerindedir.) Sadece erkek Çinlilerin Kanada’ya göç etmesine izin verildi.

Bu arada Çinlilerin Kanada’ya vatandaş olmalarına ve Çinli olmayanlarla evlilik dahil herhangi bir şelikde cinsel ilişki kurmalarına karşı yasal düzenlemeler yapıldı. Çinlilere ve diğer göçmenlere karşı ırkçı baskılar ekonominin durumu ile doğru orantılı olarak dalgalandı.

1923 yılında ise özellikle Çinli göçmenlere karşı Kanada’lılar arasında artan huzursuzluk üzerine Kanada tarihinde ilk kez bir ‘ırkın’, Çinlilerin Kanada’ya göçmenliği yasaklandı. 1947 yılına kadar yürürlükte kalan bu yasanın Kanadalı Çinliler üzerindeki etkilerine ilişkin birçok roman ve öykü yazıldı. Bunlar arasında Paul Yee tarafından kaleme alınan Prairie Widow bu döneme tanıklık eden başyapıtlardandır.

İknci dünya savaşı sonunda dünyada gelişen İnsan Hakları hareketi Kanada’yı ırkçı politikalarını terketmeye zorladı. Birleşmiş Milletlerin kurulması, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilmesi 20 yıldan fazla bir süredir ayrı kalan ailelerin birleşmesini sağladı. Kanadalı Çinlilere vatandaşlık hakkı tanındı.

1950’lerden itibaren Kanada’da Çinli nüfus artmaya başladı. Ancak ırkçılık özellikle iş piyasasında bütün ağırlığı ile devam etti. Çinlilere kimse hizmetçilik dışında iş vermedi. Bu durum Kanadalı Çinlilerin iki alana yönelmelerine yol açtı: Kendi işini kurmak ve eğitim.

Çinliler özellikle lokanta ve bakkallık ve çamaşır yıkama alanlarında yoğunlaştılar. Bunun nedeni bugün olduğu gibi o yıllarda da Kanadalıların bu alanlara rağbet etmemeleriydi. Kendi aralarında kredi kooperatifleri kurarak dayanışmaya giren Çinliler kısa zamanda Kanada’nın her yerinde China Town’lar kurdular. Bunda 1947’de Çinlilerin Kanada’ya göçüne getirilen yasağın kaldırılmasıyla Kanadalı Çinlilerin ailelerini getirebilmelerinin büyük payı oldu. Çinli aile şirketleri çığ gibi büyüdü. Yine bu dönemde eğitimde başarı gösteren Çinliler önlerine konan bütün engellere rağmen meslek sahibi olmayı başardılar.

Kanada’da ki Çin varlığında en büyük nitelik sıçraması Hong Kong’un Çin’e katılması sürecinde gerçekleşti. Bu dönemde Hong Kong sermayesi Kanada’ya aktı. Sermayenin gücü bütün ırkçı duvarları yıktı ve Kanadalı Çinliler hem bir zamanlar basementlerinde bile kendilerine kiralık ev verilmeyen en zengin mahalleleri mülk edindiler hem de ticaret ve sanayide yeni alanlara yöneldiler. Artık Çinli göçmenler için Kanada’nın göçmenler önüne diktiği Kanada deneyimi gibi ırkçı duvarlar önemini yitirdi. Göçmenler daha Çin’de göçmenlik başvurularını yaparken Kanada’da çalışacakları Kanadalı Çinlilerin işletmeleriyle kontrat imzalamaya başladılar. Hatta büyük bir bölümü bu kontratlar sayesinde göçmen olmak için gerekli puanı toplayamamalarına rağmen Kanada’ya göçmen olarak gelebildiler.

Kanadalı Çinlilerin sermaye gücü eğitimdeki başarılarla birleşince Çinlilerin Kanada sosyal yaşamındaki rolleri arttı. 1949 yılında Çin’den Kanada’ya iltica eden Adrianne Clarkson bugün Kanada’ya Governor General oldu. Tarih boyunca Kanada ırkçılığına en çok maruz kalan grubu oluşturan Çinliler bugün yalnız kendilerine yönelik ırkçılığı yenmekle kalmadılar, aynı zamanda birçok milletvekili ve bakan çıkartarak Kanada’nın yönetiminde nüfus içindeki paylarının çok üzerinde bir nüfuz elde ettiler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.