Kanatsız kuşlar…

birlikteliğin, birliğin hikayesi ve bu birliği nasıl kaybettiğimizin duygu dolu hikayesi..


Türkçe konuşan ama yunanca yazan hıristiyanların, zarif camilerin kiliselerle birlikteliğinin, çocuklarının adı Mehmetçik olan hıristiyan bir ailenin,  en iyi arkadaşının bir hıristiyan kadın olduğu  kasaba imamının eşinin ,tek düşüncesi büyük ülküyü gerçekleştirmek olan Leonidas öğretmene ‘biz Osmalıyız’diyen hıristiyanların, savaşa padişah adına, vatan, millet adına arkadaşı Karatavuk ile birlikte katılmak isteyen hıristiyan Mehmetçik’in, farklı kimliklerin aynı topraklarda yaşadıkları müthiş birlikteliğin hikayesi.Bir barış hikayesi.Fakat aynı zamanda  savaşlar sonunda içinde bulunulan yüzyılında ister istemez getirmiş olduğu ulusçuluk akımınında etkisiyle iktidar sahiplerinin devleti kurtarmak düşüncesiyle uyguladıkları politikalar  sonunda, yaşadıkları topraklardan göç etmeye zorlanan rumların, ermenilerin hikayesi.Kaybedilen o nazik, değerli birlikteliğin hikayesi.Dünyanın hiçbir yerinde yaşanmamış bu birlikteliği kaybeden, kaybetmek zorunda olan, kartal olmak isteyen ama kartal olamayan, istenmeyeni yaşamaya mecbur ‘kanatsız kuşların’ hikayesi.


Hikayeyi okuduğunuzda  hissedeceğiniz en güçlü şey bu topraklarda yaşayan  hırıstiyanlara ‘Biz Osmanlıyız’ dedirten  ‘Osmanlı kimliği’ ve bu kimliğin ne kadar değerli bir kimlik ortaya koyduğu  olacaktır.Çünkü bu kimlik öyle bir kimliktir ki tüm kimlikleri içine alan, taşıyan, bütünleştirici bir kimliktir.Herkesin kendinden bir şeyler bulduğu bu kimlik aslında uçan kuşlara saraylar yapan Osmanlı’nında ne kadar ince düşünceli, hoşgörülü olduğunun bir kanıtıdır.İnsan bu yüzden , ne olursa olsun kızamaz Osmanlı’ya.


Alt kimlik –üst kimlik tartışmalarının yapıldığı günümüzde herkesi içine alan o kapsayıcı  kimliğin bir zamanlar bu topraklarda yaşanmış olmasının dikkate değer olduğunu düşünmeden edemiyor insan.


Tehcir ve Mübâdele’yle kaybedilen bu birliktelik sonrasında çömlekçi İskender’in ‘Hıristiyanları özlüyorum, onlar olmadığında hayatımızda pek çeşitlenme olmuyor ve başkalarına bakıp kendimizi görmeyi unutuyoruz’ sözlerinde çok iyi ifade ettiği o bizden farklı diğerlerini kaybettiğimizde sadece yaşanılan, paylaşılan güzel anların değil ama bizim kendimiz olduğumuzu anımsatan varlıklardan mahrum kaldığımız gerçeği hikayenin insana düşündürdüğü diğer bir nokta.Varoluşçuluğun da temelinde bir kavram olan ‘öteki’sadece bizim gördüğümüz değil ama aynı zamanda bizi de gören, kendimizin farkına varmasını sağlayan bir kavram olarak oldukça değerlidir.İşte kaybedilen tam da budur:Bizim kendimiz olduğumuzu anımsatan bizden farklı diğerleriyle yaşanılan kapsayıcı,bütünleştirici birliktelik.


Üzücü olan ‘Osmanlı kimliği’adı altında bir zamanlar bu topraklarda bizden farklı diğerleriyle  yaşanmış o nazik, değerli birlikteliğin kaybedilmiş olması ve bu kaybedişi unutmuş olmamız.Bilmemek, unutmak üzücü olan.


İnsan bu unutuşun sebeplerini düşünmeden edemiyor.Acaba tarihiyle bir sürekliliği olmayan,tarihini kendi kişisel tarihi ile başlatan, geçmişte neler yaşandığını, önünden geçtiği bir binanın,bir çeşmenin, yaşadığı semtin, şehrin tarihini merak etmeyen, meraksız bir toplumun üzerinde yaşadığı topraklarda  bir zamanlar yaşanmış böylesi güzel bir birlikteliği hatırlamasını beklemek çok mu safça olur?


Kanatsız kuşlar farklı ötekilerle yaşadığımız o muhteşem birlikteliğin, kimliğin, devleti kurtarmak adına bu kimliği kaybeden, kaybetmek zorunda bırakılan kanatsız kuşların,kartal olmak isteyen ama olamayan kanatsız kuşların hikayesi.Okunması ve üzerinde çok düşünülmesi gereken duygu dolu bir hikaye ‘Kanatsız Kuşlar’.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.