Kancada ölü balık

Korkularla donanan hayal kırıklıklarımız,
yeni baştan yazılmaya hazır senaryolarımız…
Sanki dışımızda herkes birer figuran,
hayat sermayemize anlam katmaya çalışan…
Hep kazanmaya şartlandırılmış,
kaybetme kaygısıyla kendini cezalandırmış…
Ömrünün yarısını kesip atmış,
öbür yarısından da farkındalıksız…
Dudakların ucunda sağlam cümleler,
eyleme gelince susar düşünceler,
mezar taşına yazılır son sözler,
kelimelerin pasını alınca soğuk mermer,
iki tarihli bir teferruattır hayatımız.
Ve bütün bunlardan bağımsız,
yalnızlığı birbirinin terine bulaşık,
insan olmaya gönüllü ancak
hafızası sıfırlanmış,
derinlere indikçe tehlikesi artmış,
yüzeye çıktıkça sıradanlaşmış,
yanyana gelmeye korkan,
yetişkinlikle çocukluk arasına sıkışan,
çocukluğu şımarıklıkla sınayan,
şu oyuncu bozuntusu insanlığımız…
Evde bir başına çorba yapan açlığına
ve her nasılsa katık yapamayan sevdalarına.
Gururumuz büyük midemizden,
kar yolları kapattı buluşamayız…
‘Biz’ olmayı başaramamış tek başınalık,
hayata özel pozlar vermenin yolundan geçmiş
ki o yüzden aşılamamış hiç bir keder,
ki o sebepten açıklanamamış tek bir ‘yeter’.
Onun içindir bir küçücük solucana av olmamız,
onun içindir bir kancada çırpınmamız.
Ve bütün bunlardan bağımsız,
yalnızlığı diğerlerinin terine bulaşık,
sokakta her hangi bir insan,
kancada ölü balığız…

sibelbengu@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.