Kandil’den 17 Aralık yorumu

Kalkan, Sterk TV’de katıldığı bir programda rüşvet ve yolsuzluk operasyonuyla ilgili olarak, şöyle dedi: “Geçmişte de bazı yolsuzluk olayları ortaya çıkmıştı. Onu uygun bir biçimde geçiştirdiler. Fakat bu sefer durumun öyle olmadığı anlaşılıyor. Ciddi bir yolsuzluğun olduğu ortaya çıkıyor. Bunu inkar etmeye,sağı solu tehdit etmeye de gerek yok. AK denildi; yolsuzlukla, yiyicilikle mücadele edeceğiz denildi.Görülüyor ki öyle değildir. Şimdi toplum kendini kandırılmış hissediyor. AKP bu gerçeği iyi görmeli, toplumdaki bu duyguyu iyi anlamalı. Tehditlerle ortadan kaldıramaz. Ancak inkar etmeden daha tutarlı bir yaklaşım gösterirse belki işin içinden çıkabilir. İnkar ederek olmaz ama AKP hep inkar etti. Katliam yaptı inkar etti, kendine çalıştı ‘demokrasi getiriyorum’ dedi. Şimdi yolsuzluk oldu inkar ediyor. Kendi yaptığını hep başkasına yüklüyor. Böyle bir siyaset tarzı var. Fakat şunu da söylemek isterim: AKP’nin yolsuzluk yaptığı yeni bilinmiyor. Yeni olan bir durum da değil. Onu açığa çıkartanlar yeni görmüyorlar yani. Onların durumu da tutarlı değil. Şimdiye kadar birlikteydiler, ortaktılar.”

KUZEY IRAK’LA YAPILAN PETROL ANLAŞMASINDAN ABD RAHATSIZ OLDU

Yaşanan sürecin, AKP-cemaat çatışmasından öte, ABD-AKP anlaşmazlığında cemaatin kullanılması olduğunu ifade eden Kalkan, şöyle devam etti: “Olayın yolsuzlukla mücadele gibi bir yanı yoktur. ‘Biz yolsuzluk yapmadık’ diye bir yanı da yoktur. Olayın ekonomik ve mali boyutları var. Başta petrol ve doğalgaz olmak üzere,Ortadoğu’daki zenginliklerin sömürülmesi önemli. Bunların sömürüsü, sömürünün bölüşülmesi önemli bir kavgaya yol açıyor. Petrol ve doğalgaz rezervlerini kimin kontrol edeceği ve kimin sömüreceği, kavganın önemli bir boyutudur. AKP ile KDP arasında yapılan petrol anlaşmasından Irak yönetimi ve İran rahatsızdı. Tuhaf olan bir durum ki, Amerika da rahatsızdı. Amerika ile İran’ın rahatsız olduğu bir durumu yürütmek mümkün değil ki, çünkü iki uç görünüyorlar. Ancak meselenin siyasi boyutu, ekonomik boyutundan daha fazla. Şunu anlamak gerekir, sorun Fethullah Gülen cemaati ile AKP arasında değil, ABD ile AKP arasındadır. Esas siyasi kavga ABD ile AKP arasında.Gülen cemaati, ekonomik ilişkiler, yolsuzluk gibi şeyler buna araç olarak kullanılıyor. ABD AKP’yi, en azından mevcut Tayyip Erdoğan yönetimini, artık Ortadoğu’da kendisi için çıkarlarını temsil eder görmüyor.

EN İYİ AÇIKLAMAYI HÜSEYİN ÇAPKIN YAPTI

Türkiye’de derin devlet ya da paralel devlet denilen olgular aslında ülkenin içinden kaynaklı durumlar değillerdir. Sistemle bağlantısından kaynaklanıyor. Bu işin içerisinde NATO var, ABD var, AB var, İsrail ve uzantıları var. Türkiye’yi kim yönetiyor? Türk toplumu bu vesileyle aslında ülkeyi kimin yönettiğini sorgulamalıdır. AKP mi yönetti şimdiye kadar? Fethullah Gülen cemaati mi yönetiyor? Yoksa daha önce CHP-MHP-DYP onlar mı yönetiyorlar? Hayır. Aslında bunların hepsi bir sisteme bağlılar. Yani ortak bir şahları var. Şah bunları hareket ettiriyor, kime ‘yürü’ diyorsa o öne çıkıyor. İşi bittiği zaman artık şahın çıkarlarını temsil edemez hale geldiği zaman ‘sen çekil’ diyor. Çekilmezse mücadele ediyor. Geçmişte darbe yaptırıyordu. Yine de Mısır’da darbe yaptırdı. Şimdi de AKP’ye darbe oluyor diyorlar. AKP’nin bunu bilmesi anlaması gerekirdi. Bu durumu en iyi İstanbul’da görevden alınan Hüseyin Çapkın açıkladı. ‘Nasıl geldikse öyle gidiyoruz’ dedi. Bu aslında başkaları tarafından getirilen herkes için geçerlidir. Eğer AKP nasıl geldiğini, getirildiğini unutmasaydı; gidişe karşı daha hazırlıklı olabilirdi. Getirenler ‘Gideceksin’ diyor; AKP ‘Gitmeyeceğim’ diyor. AKP’yi götürmek için bazıları araç olarak kullanılıyorlar. İşte şimdi Fethullah Gülen cemaati diyor. Yarın işi biterse aynı şey cemaate de olur.”

“AKP MİLLİ GÖRÜŞTEN UZAKLAŞIP CEMAAT VE ABD’YE YANAŞTI”

ABD ile AKP’nin politik çizgisinin çelişmeye başladığı süreçleri anlatan Kalkan, şu görüşlere yer verdi: “Son yıllarda ABD ile AKP politikaları arasında farklılıklar oldu. Suriye politikaları örtüşmedi, AB’ye giremediler Rusya ile ilişkiler oldu, Çin’le işbirliği yapıldı. Mısır konusu ise bardağı taşıran son damla oldu. Yani AKP, Ortadoğu’da ABD politikalarını yürüten bir iktidar olmaktan uzaklaştı. Dolayısıyla ABD, Tayyip Erdoğan yönetimini istemiyor. AKP durumu yumuşatmaya çalıştı. Ama gücü yetmedi. Şimdi kılıçlar çekilmiş, tam bir vuruşma var. Nereye gideceği belli değildir.Cemaat ile AKP’nin içinden çıktığı Milli Görüş Hareketi 70’li yıllarda da birliktelerdi. Fakat 12 Eylül darbesinden sonra ayrışma yaşadılar. Çünkü cemaat ABD ile ilişkili olmak nedeniyle darbeyi destekledi. Erbakan tutuklandı. AKP Milli Görüş’ten ayrılarak ABD ve cemaate yakınlaştı. Desteklediler ve aslında şimdi daha iyi açığa çıkıyor ki, birlikte iktidar oldular. Yoksa AKP nereden bu gücü buldu? AKP daha birinci kongresini bile yapmamıştı, parti bile değildi ve tek başına iktidar oldu. Kimin gücüyle oldu? Belli ki başkalarının gücüyle oldu. Şimdiye kadar da hükümeti birlikte yürüttüler. Gülen cemaati daha çok cemaat gibi görünmeye çalışıyor ama devletçidir. Ekonomik ve siyasi yanı, toplumsal boyutundan daha fazladır. İslam’ı kullanarak yeni bir devlet yapısı kurmaya çalıştılar. Ama çıkar ortaklığı koalisyon bir yere kadar geliyor. Bir noktada çıkarları ayrıştı.Çelişkiler başladıktan sonra iki taraf da ayrışma olacağını görüyordu. Hazırlanıyorlardı. Taraflar da ayrışacaklarını, çatışacaklarını görünce hazırlık yaptılar. AKP ‘Ayrılırsak oylarımız nasıl düzelir’ diye, karşı taraf da ‘ayrıştıktan sonra nasıl mücadele ederiz’ diye, zaten bir süredir belge toplayıp hazırlık yapıyorlarmış. Yani aslında ABD, AKP’de bir revizyon yapmak istiyor.

AKP, ABD GÜCÜYLE POLİTİKA YAPTI

Bazı çevrelere karşı ortak mücadele ettiler. Ordudaki ulusalcılara karşı, CHP, MHP, Ergenekon’dur, darbelerdir; bunlar ortak şeylerdi. Yargıda düzenlemeleri birlikte yaptılar. Şimdi AKP bunları eleştiriyor da, bütün bunların yasalarını çıkaran AKP’dir. AKP ‘Devlet içinde çete var’ diyor. Bunları 11 yıldır AKP yönetiyor. AKP öyle bir öne çıktı ki, sanki başka bir iktidar var kendileri muhalefetmiş gibi konuşuyorlar. Kendilerini yeniden mağdur göstermeye çalışıyorlar. Bu devleti, bu yapılanmayı kendileri birlikte oluşturdular. Çeteyse, tehlikeli insanlarsa, dıştan müdahale, karanlık güçlerse eğer, AKP bunu yeni mi gördü? Yeni gördüyse körmüş o zaman. Onlarla şimdiye kadar suç ortaklığı içinde değil miydi? Böyle olacağını bilmiyor muydu? Cemaat şunu bilmeli ki, dün AKP de kendileri gibiydi. ABD ‘Yürü’ dediğinde Tayyip Erdoğan generallerin üzerine yürüdü. AKP Genelkurmay Başkanını tutukladı hapse attı. Ama bu AKP’nin gücüyle olmadı. Amerika’nın gücüyle oldu. Amerika destek verince böyle oluyor, destek vermediğinde de işte AKP’nin şimdiki durumu gibi oluyor. Cemaat de bilsin ki, şimdi destek alıyor ama bu her zaman böyle olmaz. Yarın kendisi de bu duruma düşebilir. AKP bu dış müdahaleye karşı durup, kendi iç dinamikleriyle bir gelecek yaratma yoluna gidecekse, bu konuda ülkenin demokratik güçlerini dikkate almalı, onlarla bir işbirliği kurmalı. Bunun dışında AKP’yi mevcut müdahale karşısında ayakta tutacak hiçbir şey olmaz.”

Yorumlar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.