‘Kanlı bayrak değersizleştirmeye tepki’

Kanlarıyla bayrak yapan Kırşehirli 20 lise öğrencisinin yarattığı tartışmalar sürüyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın basın mensuplarına duygulu ifadelerle göstermesinin ardından farklı tepkiler alan kanla yapılmış bayrak olayı eğitim yöntembilimci Üner Beköz’e göre bir çeşit ‘öze kıyma’ göstergesi. Eğitim yöntemleri  üzerine çalışmalar yapan be bu konuda kitapları bulunan Üner Beköz, yakında okurla buluşacak olan “ Sevimsiz İlahlara Özkıyım”  adlı kitabında liselerdeki genç intihar ve öz kıyımlarını araştırıyor.  Kitabında  Askeri liseler başta olmak üzere özel okullar ve kolejlerde verilen eğitim-öğretimi inceleyen Beköz,  bireyin üstünlüğünü her türlü değerin üstünde görerek bunu dayatan Anglo-Sakson eğitim sisteminin yetiştirdiği bireylerin giderek toplumsal değerlere yabancılaştığını savunuyor. Beköz’e göre kanlarıyla bayrak yapan liseli gençler, eğitim sisteminin yarattığı bu yabancılaştırmaya değerlerine tutunarak direniyorlar.


Kanlarıyla bayrak yapan 10’u kız 20 liseli gençle ilgili tartışmalar ve kitabıyla ilgili görüşlerini aldığımız Üner Beköz, gençlerin bu davranışını neden ‘özkıyım’ olarak değerlendirdiğini şöyle açıkladı: “Özkıyım, uğruna özünüze kıyacağınız değerleriniz varsa kaçınılmazdır. Bu  intihardan farklı bir şey. Özünüze kıymanın değeri koruyacağını bilirsiniz. Bir başka deyişle, değerin bekası uğruna özünüzü silmeye gönüllü olmaktır bu. İntihar ise bir değer sahipsizliğinin sonucudur. Kendi yaşamına son vererek bir değere ulaşma dürtüsüyle yapılan bir eylemdir.”


Türk toplumunun hala Anglo-Sakson etkiye direnen bir yapısı olduğuna da dikkat çeken Beköz, bu etkinin gittikçe toplumsal dokuyu kuşatmaya başladığını söyledi. Bazı özel okullarda ve kolejlerde verilen eğitimin değerleri silen bir işlevi olduğunu  vurgulayan  Beköz, “Batıda intihar oranı batılı olmayanlara göre çok yüksektir. Özkıyım ise çok daha azdır. Sahip olduğu değerlerini silip bireyi kendi kendisine bırakmayı amaç edinmiş bütün eğitim öğretim odaklarının bunu dikkate alması gerek. Değerini bulamayan birey gidip bulmaya çalışacaktır. Her nerede bulacağını umuyorsa orada bulmaya çalışacaktır” diye konuştu.


Eğitim sistemindeki çarpıklıklara da değinen Üner Beköz, son yıllarda hızla artan genç intiharlarının yaratılan değersizleştirme çabalarının bir sonucu olduğunu söyledi. FRP
(Fantasy Role Playing – Fantastik Kişilik Bürünümü) adlı bilgisayar oyununun hızla yaygınlaştığına işaret eden Beköz, bunun insanı olmak istediği dünyaya ait kılma oyunu olduğunu dile getirdi.


16-17 yaşlarında 10’u kız 20 liselinin kanlarıyla yaptığı bayrağa ‘fetişizim’ yorumları yapılırken, gençlerin son aylarda artan terör olayları ve ülke gündemindeki diğer olumsuzluklardan etkilendikleri açıklanmıştı. Olayın basında yer almasının ardından kanla bayrak yapan liseli gençler hakkında soruşturma açıldığı yönündeki haberleri de yalanlayan Kırşehir Valisi Lütfullah Bilgin, “Büyükanıt’ın sözleri Türk milletinin sözleridir” açıklamasında bulunmuştu. 


DEĞERİN BAKIMI ÖĞRETİLMELİ…


Liseli gençlerin kanlarıyla yaptığı bayrak olayını Açık Gazete’ye değerlendiren Üner Beköz, çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte Beköz’ün kanlı bayrak yorumu:


“ Söz konusu olan, değerler silsilesindeki taşların yerine konuş şeklidir, çünkü bu çocukların arkasında teğmenlerinki gibi sağlam olması beklenecek tek bina, işte oluşturulacak bu değerler binasıdır. Bu noktada, binayı oluşturan çimentoya, eğitim unsurları dediğimizi varsayalım. Sadece varsayalım, çünkü günümüz ülkesinde böyle bir çimento, bilerek isteyerek deniz kumuyla harç edilmektedir ve değer oluşumu elbette yok olmaktadır. Bunun sonucu ise, basittir. Bu genç ve en iyisini bilip, karar verdiğini düşünen potansiyel fırtına, kendi değerini, kendi bildiği gibi yaratır. Elbette kontrolsüz olan bu yaratımlar, güya gerçek değerleri savunan ve dayatanlar arasında tepkiye neden olur. İşte geçmiş örneklerde olduğu gibi, satanist oldukları iddiasıyla başa gelmedik kalmaz. Ben buna, yeni kitabım, Sevimsiz İlâhlara Özkıyım’da Ölü Ozanlar Derneği  Kopuşması adını veriyorum ve değerler binasının mimarisindeki coğrafî uyumsuzluğa dikkat çekerek, anglo-sakson beceriksizliğin bizim rüzgârlara nasıl aciz kalıp o binayı zedeleyeceğinden söz ediyorum.


Bayrağın öyküsünde, pek çok diğer epik öyküde olduğu gibi kan vardır, ama zaten bayrak olmuş bir simgenin üstüne kan, ancak bir muharebede bulaşır ki işte o simge bayrak değil, sancaktır. Toplum olarak şunun ayırtına varmamız gerekiyor: Sancağın üstündeki kan, bir direncin ardından oraya oturmuş kalmıştır. Onu, o muharebeye götürmüş, orada milletin bütün değerleri için ayakta durmuş askerin, evet askerin kanıdır ve o kanın da şerefi vardır. Bayrak (milletin ta kendisi olurken) kullanımının konulu yasa dışına çıkmış olması, değerin bakımıyla ilgili bir sorundur ve ülkemizde görüldüğü üzeredir. Anlayacağın; sancağın bakımını bilmekteyizdir, ama ülkemizi bekleyen, yükseklerde bizim için nöbet tutan asıl değerimizin bakımını bilmediğimiz gibi, asıl tam olarak oradan değer yıkılımı yaşamaktayızdır. 
Biz, değer binamızın depreme dayanıklılık tadilâtını, bireysiz ümmet müteahhidine devredip, bu taşeronun günümüz fay hatları gerçeğine aldırmadan ve göz  göre  göre  çamurla  sıvamasına ses çıkartmazsak, malayı tuğlayı elimize alıp, bu işe koyulmazsak, zihin ordumuzun bu en üst rütbedeki esas ama kontrolsüz kuvveti, bu binayı kendi başına pekâlâ yıkar, biz de dövünürüz. 


Kanla yapılmış bayrak olayındaki bayrağı değil, çocukların aradığı ölü ozanları bulmaya çalışalım. Bu çocukların değerlerini veya değer oluşturma enerjilerini, öz kıyımı peşinen kabulden, birey olma yolundaki kutsal zihinler hâline getirmek için, gelin ne kadar ozan öldürmemiz gerekiyorsa o kadar öldürelim. İşte o zaman bayrağı gerçekten de kanla, ritüelle, öze kıyımla, intihar ve ne kadar ortaya koyacağımız varsa, onlarla dimdik gönderi üzerinde tutmuş oluruz. Öte yandan bu güne gelene kadar bayrak kültürü üzerine, “değerin bakımı”  üzerine ne öğretildi ki. Bize hep “değer” kısmını öğretmediler mi?  O hâlde bakım kısmı, tamamen  bireylerin inisiyatifindedir ki nitekim bunu herkes değişik şekillerde uyguluyor.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here