Kaotik tablo…

1980 darbecilerinin çıkardıkları  ve o günkü halkın yüzde 90’ının onay verdiği cunta anayasası, çeyrek asıra yakın süredir yürürlükte.
O günün koşulları içinde, yönetimdekilerin işine gelen bu demiryumruklu ve de eşi emsali kalmamış anayasanın bir çok maddesi değişti ama esaslı maddeleri nedense ele alınmadı.
Anayasayı bıraktık. Gerçi anayasa bırakılmaz ama öyle sayalım, peki yine cuntanın çıkardığı antidemokratik Siyasi Partiler Yasası neden değişmedi?
Hadi onu da geçelim.
Dahası Seçim Yasası neden hala yürürlükte?
Bütün faşist yasalar yürürlükte, oynanan oyunun adı demokrasi.
Var mı böyle bir sistem dünya üzerinde?
Yok.
O zaman Şendinli olayında zik-zak yapan Yargıtay’a köpüremezsiniz.
TBMM’nin anayasal hakkı olan cumhuurbaşkanı seçimlerini, tartışmalı ve uygulamasız bir 367 rakamı ile önleyen bir karar çıkabilir.
O zaman Anayasa Mahkemesine kızamazsınız.
Böyle anayasa…
Böyle seçim kanunu.
Böyle siyasi partiler yasası.
Bunlara da böyle anayasa mahkemesi olur.
Yani böyle başa, böyle tarak…
Ak Parti 2002’de yönetime gelirken tüm bunların ve antidemokratik yasaların değişeceğini vaat etti.
Üstelik seçim beyannamelerine de koydu.
Ben tam beş yıla yakın süredir bu seçim ve siyasi partiler yasası değişmedikce ilerde kaos doğabilir diye yazdım durdun.
Bir tek yazı değil, onlarcasını yazdım.
Ama suya yazmişim meğer.
Hatta Avrupa Birliği, faşist yasaların değişmesi için “neden bastırmıyor” diye hatırlatmalar yaptım.
Avrupalı bu. İşine gelenleri bastırdı çıkarttırdı, bizi bugünlere getiren antidemokratik yasalar için kılını kıpırdatmadı.
Çünkü güçlü bir ülke olmamız hiç işlerine gelmiyordu.
Yazdık, çırpındık sonunda bu günlere yani kaotik düzleme geldik.
Tabii tek kişiyle, ya da yazıp çizmekle herşey hal yoluna girseydi, meclise gerek dahi olmazdı….
Herkes yazmalıydı.
Gazeteler, televizyonlar, radyolar, kampanyalar açmalıydı.
Bu iki antidemokratik yasa varken ülkenin önünün tıkanacağını sağcısı, solcusu tüm basın ele almalıydı.
Herkes, hergün olmasa bile zaman zaman sokaklara çıkmalıydı.
Yürüyüşler, sadece Çankaya’ya çıkacak eşi başörtülü zatın önümü kesmek için değil, meclise halkın gerçek temsilcilerinin gelmesi için de yapılabilmeliydi.
Yine yürüyüşler, mitingler bu siyasi partiler yasasının ortadan kalkması için yapılmalıydı.
Baraj sistemindeki oran makul düzeye çekilmeliydi.
Siyasi Parti liderlerinin mevcut yasa ile kurdukları “padişahi” sistemi sona erdirmek için sokaklara çıkılmalıydı.
İşte son kaotik tablo ortada.
Siyasi parti liderleri istedikleri gibi listeleri yaptılar.
Sağdakiler solda, soldakiler sağda konuşlandı.
Yılların sosyalist simaları, dini referansı ağır basan partiden aday oldular.
Hayırlara vesile olsun ..
Yıllarca sağcı-faşist diye suçlanmış kafatascılar ise anamuhalefet,  solcu CHP’de.
Bu partinin de solu kaldıysa tabii
23 Temmuz sabahı bundan ne çıkacak hemen söyleyeyim.
Yeni bir kaos.
Alexandre Pope denen şahıs “Körler ülkesinde şaşılar padişah olur” demiş.
Bugün içinde bulunduğumuz tabloyu ne de güzel ortaya koymuş. Sanki bizim için söylenmiş bir cümle.
Koyması ne ki,  sarfettiği cümle “cuk” oturmuş….

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.