Kara Salı

Kara Salı

0
PAYLAŞ

Yazar Gabriel García Márquez’in 1981’de yayımlanan romanı Kırmızı Pazartesi’yi okuyanlar hatırlar. İşleneceğini herkesin bildiği ama engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir cinayeti anlatır roman… Tek bir günü… Romanın kahramanı Santiago Nasar’ın öldürüleceği daha ilk satırlardan bellidir ama nedense kimse bir şey yapmaz, yapamaz.
Bu “Kara Salı” Kırmızı Pazartesi’yi hatırlattı bana. Anavatan Türkiye’deki toplumsal çözülmeyi, duyu kaymalarını, vicdan körlüklerini, insanlığın geldiği noktayı, siyasetin iğrençliğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyan bu meşum gün, tarihin kirli sayfalarında, -günü geldiğinde tekrar açılmak üzere- yerini aldı.

Alışılmışın dışında olan elektrik kesintisinden belliydi bir şeyler olacağı. Bu yaşa kadar hiç görmediğimiz ancak savaş zamanlarında olabileceğine ihtimal verebileceğimiz türdendi kesinti. Allah hayırlara tebdil ettirsin demeye kalmadı, kötü haber geldi.

Fotoğraflar sosyal medyada yer buldu, bizler de bir film izler gibi izledik süreci. Hayatın olağan deşifresi içinde, sosyal medyada akıp giden bir fotoğraftı gördüğümüz. Allah biliyor ya, okumadım, anlamadım da. Zira böylesi bir olayın klasik facebook paylaşımlarının içinde akıp gitmesine hazır değildi beynim.

İdrak tutulması yaşayan bünyem/bünyelerimiz, nice sonra ayıldı… Savcı öldükten sonra… Aklımız almadı, bir savcının en korunaklı sığınağında, odasında böyle bir olayın olmasını.

Avukat cüppesi giymişler! Her cüppeyi giyen dalabilir demek işin kolayı, eminim devlet, bu işin içinde kimlerin olduğunu, teröristlerin binaya kimin yardımıyla girdiğini, ihmal varsa kimin ihmal olduğunu bulacak, bu kişilere en uygun cezayı verecektir de burada esas acı olan toplumun geldiği nokta. İdeoloji şemsiyesi altında megolomanik bir güç depolayan ve psikolojik/ fizyolojik bilumum efsunlarla sahip olduğu cesaretten başı dönen bu teröristlere destek veren medya kuruluşları oldu yazık ki… Siyasi malzeme yaptıkları Berkin Elvan olayının aydınlanmasını istemedikleri için linç kültürünü mahmuzlayan bu güruh, savcıyı susturarak Elvan kaymağını yemeye devam edeceklerini düşündüler büyük ihtimalle. Her olayı mevcut iktidara gol atma malzemesi olarak değerlendiren bu kitlenin son kozu ellerinde patladı. Masum bir savcıyı öldüren bu katillerin yaptığı vicdanlarda makul bir karşılık bulmazken, halk tarafından lanetlendiler…

İşin özeti çok acılı, öfkeli, karmakarışığım… Teröre lanet ettiğim gibi, terörü destekleyenleri de lanetliyorum. Türk’ün üzerine biçilen elbisenin terzisine dair izleri yanlış yerde arayan bu kitleye ayrıca, “Türk gibi güçlü” sözünü unutmamalarını tavsiye ediyorum.

BİR CEVAP BIRAK