Karaca ve Gökyiğit’in Kurduğu TEMA Vakfı 20 Yaşında

Karaca ve Gökyiğit’in Kurduğu TEMA Vakfı 20 Yaşında

0
PAYLAŞ

Bu yıllarda henüz çevre konusu ülke gündemimize girmemiş, kurumsal sosyal sorumluluk kavramı gelişmemişti, kurumlar hayırseverlik adı altında faaliyetler sürdürüyordu. TEMA’nın Kurucuları iki Cumhuriyet delikanlısı Hayrettin Karaca ve A. Nihat Gökyiğit böyle bir dönemde Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı, TEMA’yı kurdular.

Bir Vakıf için aslında çok kısa sayılabilecek 20 yılda, gönüllülerinin, destekçilerinin sayesinde çok şey başdı vakıf. TEMA bugün, sayıları ülke genelinde 464 bine ulaşan gönüllüleri ile 69 il ve 215 ilçede temsilci ve gönüllü sorumluları bulunan bir gönüllü kuruluş.

TEMA’nın çalışmaları hakkında Vakıf Genel Müdürü ve İcra Kurulu Üyesi M. Serdar Sarıgül ile görüştük. Sarıgül’ün anlattıkları hayatın can damarı toprağı hayatı korumak adına tek değer olarak kabul eden bir vakfın başarı öyküsü. Sarıgül’ün anlattıklarını ekleyip çıkarmadan sizle paylaşmak istedim…

20 Yılda 11 milyon fidanı ve 700 milyon meşe tohumunu toprakla buluşturduk

“Ağaçlandırma, TEMA’nın en çok tanınan, bilinen ve desteklenen faaliyetlerinden. Başta halkımız olmak üzere kurumsal destekçilerimizin katkıları ve Çevre ve Orman Bakanlığı işbirliği ile 11 milyon fidanı ve 700 milyon meşe tohumunu toprakla buluşturduk. Son dönemde özellikle İş Bankası ile “81 İlde 81 Orman”, Koç Holding ile “Ülkem İçin Ormanlar” projeleri ve Corendon’la yaptığımız ağaçlandırma çalışmaları ile ülkemizde fidan dikmediğimiz il kalmadı diyebiliriz.

TEMA 152 Örnek Proje ile erozyonla mücadele edilebileceğini ispatladı

TEMA’nın bir diğer önemli faaliyeti de örnek nitelikteki kırsal kalkınma, koruma ve ağaçlandırma projeleri. Bugüne kadar bu kapsamda 152 proje hayata geçirildi. 2012 yılında tamamlanan projelerimizde biri de TEMA Vakfı’nın, Mitsui Çevre Fonu desteği ve Çukurova Üniversitesi işbirliği ile 2009-2012 yılları arasında Konya Karapınar ile Ereğli ve Karamanı kapsayan alanda uyguladığı Marjinal Kurak Alanların Korunması İçin Rasyonel Fırsatların Yaratılması Projesi CROP-MAL. TEMA’nın 7 yıldır bölgede yaptığı bilimsel araştırmalar gösteriyor ki mikro havzada yapılan tarımsal faaliyetler için var olan kapasitenin kendini yenilemesine fırsat vermeyecek ölçekte su tüketiliyor. Su bittiğinde bölgede tarım da yaşam da bitecek, 50 yıl sonra Konya Kapalı Havzası’nda tarım yapılamayacak.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, İş Bankası ve TEMA Vakfı işbirliğinde 2008 yılında başlatılan Türkiye’nin en büyük kurumsal ağaçlandırma projelerinden biri olan “81 İlde 81 Orman” projesinin dikim aşaması 2012 yılında tamamlanan bir diğer büyük ölçekte projemiz. Beş yıl boyunca devam eden proje ile 23 farklı türde, 2 milyon 205 bin fidan dikildi. Proje kapsamında dikilen fidanların kendi başlarına tutunabilecekleri süre olan 5 yıl boyunca bakımları devam edecek.

TEMA çocuklara mümkün olan en erken yaşta doğa bilinci aşılamaya çalışıyor

2012 yılında özellikle çocuklara yönelik eğitim projelerimize ağırlık verdik. TEMA Vakfı tarafından 2010 yılından itibaren Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Okul Öncesi Eğitimini Geliştirme Derneği işbirliğinde yürütülen Minik TEMA, okul öncesi ve ilkokul çocuklarına yönelik bir doğa eğitim programı. Program sayesinde iki yılda 40 ilde 20.000’ı aşkın çocuk doğayla buluştu, doğada hissederek, dokunarak, koklayarak, duyarak, ilk elden deneyimler yaşadı ve doğanın bir parçası olduklarını hissetti. 2012 yılında ise 34 ilde 345 okul, 922 sınıf ve 19.649 öğrenciye ulaşıldı.

İçeride Çocuk Kalmasın

Bir başka doğa eğitimi örnek uygulamamız da Doğa Bahçem. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Sultangazi Belediyesi ile 2012 yılında protokol imzaladık ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Okullar Hayat Olsun Projesi” kapsamında, betonlaşmış okul bahçelerinin “Doğa Bahçeleri”ne dönüşmesini amaçlayan örnek uygulamasını başlattık. Devlet, Yerel Yönetim ve STK işbirliğine örnek olan projenin ilk uygulaması İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve TEMA Vakfı işbirliğinde ve Sultangazi Belediyesi’nin destekleri ile gerçekleştirildi.

Doğa Bahçem örnek uygulamasını başlattık, çünkü günümüzde çocukların daha az doğaya çıkmaları, daha az hareket etmeleri, sağlıksız yaşam tarzları nedeniyle birçok sağlık problemiyle karşı karşıya kaldıkları ve son yıllarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu oranında artış yaşandığı biliniyor. Ayrıca çocuklar giderek duyularını daha az kullanmakta, dolayısıyla duyuları ve sezgileri gitgide körelmektedir. Buna karşın doğal ortamlarda geçirilen zaman çocukların daha iyi odaklanmalarına, dengeli olmalarına, kendi kendilerine yetebilme becerilerinin artmasına, hafızalarının kuvvetlenmesine, sosyal ilişkilerinin ve iletişim becerilerinin güçlenmesine yardımcı olmaktadır. Doğa bahçeleri ile okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocukların doğa ile giderek azalan ilişkilerini güçlendirmek, öğretmen ve velilerin çocuklarla bir arada bulunabileceği, öğrencilerin oynamaktan mutluluk duyacağı “yaşayan güvenli alanlar” oluşturmayı hedefliyoruz.

TEMA, Türkiye’nin ilk okuryazarlık öğretmen eğitimlerini başlattı

Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü işbirliği ile 2011 yılında Türkiye’nin ilk Ekolojik Okuryazarlık Öğretmen Eğitimini başlattık. TEMA’nın uzun yılardır hayalini kurduğu bir projeydi. Yeryüzünde hayatı mümkün kılan doğal süreçleri anlamaya ekolojik okuryazarlık, doğanın ilkelerini ve sınırlarını bilen, doğayla uyumlu yaşamayı ilke edinmiş kişiye ekolojik okuryazar denir. İlköğretim öğretmenlerine ekolojik okuryazarlık formasyonu kazandırmak amacıyla başlattığımız projeye, 2012 yılında okul öncesi öğretmenler eklendi. “2. Ekolojik Okuryazarlık Öğretmen Eğitimi”, 6-17 Ağustos 2012 tarihleri arasında MEB Yalova Hizmetiçi Eğitim Merkezi’nde düzenlendi. Eğitime 37 ilden toplam 70 Minik TEMA ve Yavru TEMA öğretmeni katıldı.

TEMA, doğa koruma adına açtığı müdahil olduğu 176 davanın 82’sini kazandı

Erozyon ve çölleşme tehlikesine karşı toplumsal duyarlılığı ve farkındalığı arttırmak üzere çalışan TEMA, Mera ve Toprak yasalarının kanunlaşmasını sağladı, suyu kaynak değil varlık olarak kabul eden bir Su Yasa Taslağı hazırladı ve halen konuyla ilgili lobi faaliyetleri sürdürüyor. Vakıf yasa çalışmaları dışında yaşamın savunuculuğunu da üstleniyor. Öyle ki, doğa koruma adına açtığı müdahil olduğu 176 davanın 82’sini kazanmış durumda.

Mera ve Toprak’tan sonra sırada Su Yasası var

Yasa ve savunuculuk çalışmaları TEMA’nın uzun yıllardır, sabırla sürdürdüğü faaliyet alanı. Doğa koruma adına açtığımız ve müdahil olduğumuz 176 davanın 82’sini kazandık. Mera ve Toprak yasalarının kanunlaşmasını sağladık. Bilim Kurulu üyelerimiz, akademisyenler, bilim insanları, danışmanlar, hukukçular, uzmanlar tarafından TEMA’nın Su Yasa Taslağı’nı hazırladı. TEMA’nın Su Yasa Taslağı, su varlığının korunmasında hukuksal, yönetimsel ve etik yeni ilke ve kurallar getiriyor. Taslak, suyun ticari bir mal gibi görülmesi anlayışına karşın doğal varlıkların tümünün korunarak yönetilmesine odaklanıyor. Çalışma, suya ulaşma hakkının temel ve yaşamsal bir hak olduğunun; hiç kimseye ayrıcalık veya öncelik tanınamayacağının altını çiziyor. TEMA Yasa Taslağı, haklar hiyerarşisi çerçevesinde sudan yaralanmada bir öncelik sıralamasına vurgu yapıyor.

2B

Ormanlar da 2012 yılında TEMA’nın önemli gündem maddesi olaya devam etti. Vakfın 2003 yılında bu yana takip ettiği 2B orman alanlarının satışı TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ile tali komisyonlarda görüşüldü. TEMA Vakfı görüşlerini komisyonlarda sundu.

“Bilim ve fen bakımından nitelik kaybetmek” kavramı; işgal edilen orman alanlarına, Anayasa’nın 169. maddesine dayanarak, Orman Kanunu’nun 2B maddesi ile uydurulan yasal bir kılıftır. Bu kavram doğru olmadığı gibi ormanlar, olağanüstü büyüklükte doğal olaylar olmadığı sürece bilim ve fen bakımından nitelik kaybetmez, ancak beşeri vasıtalarla nitelik kaybettirilebilir. Dolayısıyla, öncelikle bu alanların tanımı doğru değildir. Bu alanlara yönelik Kanunla getirilen çözüm ise daha da büyük bir hataya yol açmaktadır. Devletin mülkiyet hakkı iki yönlüdür. Bunlardan birincisi evrensel mülkiyet hakkıdır. Yani Devlet, diğer tüzel veya gerçek kişiler gibi taşınır ve taşınmaz mal sahibi olabilir. Bu mallarını satabilir, takas edebilir, kiralayabilir, bedelsiz olarak devredebilir.

Bir de tapulanmayan, bir başka deyişle sahipsiz veya sahiplenilemeyecek mallar vardır. Bunlar; ormanlar, akarsular, göller, sulak alanlar, iç denizler, tuzlalar, karasuları ve bütün akar ve durgun, tatlı-tuzlu/acı suların kıyıları, dağlar, yaylalar, meralar ve her tür yer altı kaynakları olup, bunlara ayni zamanda “Devlet’in hüküm ve tasarrufu altındaki mallar” da denir. İşte Devlet’in bu mallar üzerindeki mülkiyet hakkı klasik mülkiyet hakkından farklıdır. Bunlar Hazine adına kayıtlı değildir ve Devlet bunları Hazine adına kayıtlı mallara uygulanan satış ve benzeri tasarruflarda bulunamaz. Çünkü bunlar üzerinde Devlet’in mal sahipliği hakkının kökeni; evrensel mülkiyet hakkından değil, ulus’un ona devrettiği egemenlik hakkından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle bu tip mallar üzerinde sadece kamu yararına ve sınırlı süreli irtifak (yararlanma) hakkı tesis edilebilir. (Orman ve kıyılarda turizm amaçlı tahsisler, maden ve petrol tesisi işletme hakları v.s.).

Görüldüğü üzere, Devlet, egemenlik hakkına aykırı bir şekilde, satmaya yetkisi olmayana orman alanlarını satmaktadır. Ayrıca, bu durum sorunu çözmemekte, sadece işgalciyi ödüllendirip, yeni işgallere davetiye çıkarmaktadır. Nasıl ki imar afları şehirlerimizde gecekonduların artmasına neden olduysa, söz konusu kanun da orman işgallerinin artmasına neden olacaktır.

İklim değişikliği ile mücadele için hemen, şimdi harekete geç

2012’de iklim değişikliği ile mücadelede önemli bir kazanım sağlandı. Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları, iklim değişikliği konusunda ortak kaygılarını ve çözüm önerilerini birlikte dile getirmek üzere İklim Ağı’nı kurdu. İnsan kaynaklı iklim değişikliğinin geri dönülemez noktaya gelmeden önce durdurulması için ortak çalışmalar yürütmeyi amaçlayan İklim Ağı çalışmaları kapsamında yıl içerisinde iklim değişikliği ile mücadeleye dikkat çektiler.

Rio+20: tutulmamış sözler’ ve ‘kirletmeye devam’

Ayrıca, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 18. Taraflar Konferansı, 26.11.2012-08.12.2012 tarihleri arasında Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleşti. Taraflar Konferansı’nı TEMA adına takip ettik. 195 ülkenin taraf olduğu Taraflar Konferansı’nda gerçekleşen iklim müzakereleri ‘tutulmamış sözler’ ve ‘kirletmeye devam’ olarak özetlenebilir.

TEMA, BM tarafından Dünya’da ilk kez verilen Yaşam İçin Toprak ödülünü ülkemiz adına aldı
Taraflar Konferansı’nın ülkemiz ve TEMA adına en önemli kazanımı aldığımız ödül oldu.TEMA Vakfı, Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sekretaryası UNCCD önderliğinde Dünya’da ilk kez verilen Yaşam İçin Toprak – Land for Life ödülüne layık bulundu. Ödülümüzü 03.12.2012 tarihinde Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen ödül töreninde Ülkem ve TEMA Adına aldım.

Toprak Dedemize İsveçli Doğru Yaşam Ödülü Vakfı’ndan Alternatif Nobel Ödülü

İsveçli Doğru Yaşam Ödülü Vakfı’nın her yıl verdiği Doğru Yaşam Onur Ödülü’ne, 2012 yılında Kurucu Onursal Başkanımız Hayrettin Karaca’ya layık gördü. Alternatif Nobel Ödülü olarak da bilinen “Right Livelihood-Doğru Yaşam Ödülü” için İsveç’in başkenti Stockholm’de 07.12.2012 tarihinde tören düzenlendi. İsveçli Doğru Yaşam Ödülü Vakfı’nın yaptığı açıklamada Doğru Yaşam Onur Ödülü sahibi Hayrettin Karaca için şu ifadelere yer verildi: “Yaşamı boyunca bıkmadan, yorulmadan gerçekleştirdiği çevre mücadelesiyle doğal varlıkların koruyucu oldu. Dahası, bir yandan etkin biçimde doğayı korurken bir yandan da ekoloji-dostu girişimlerin hamisi ve destekçisi oldu”.

Yaşama sahip çıkan, sağlıklı bir ekosistemde yaşamak hepimizin hakkı

Yeni Anayasa çalışmaları ülke gündemini uzun süre meşgul etti, etmeye de devam ediyor. “Yeni Anayasa” tartışmalarını yakından takip eden TEMA Vakfı, yirmi yıldır yaptığı çalışmalar sonucunda elde ettiği bilgi, deneyim ve birikimleri ışığında, “Yeni Anayasa Önerileri Taslağı” hazırladı. “TEMA Vakfı Yeni Anayasa Önerileri Taslağı”, 19 Aralık 2011 tarihinde TBMM Başkanlığı Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na sunulduktan sonra, daha da geliştirilerek kamuoyu ile paylaşıldı. Taslak metin, dört ana temel üzerine inşa edildi: Sürdürülebilir yaşam ve ekosistemin korunması, Kazanılmış hakların korunması ve üç kuşak hakkın tamamının, temel hak ve özgürlükler olarak Yeni Anayasa’da yer alması, demokratik ve katılımcı bir süreç, mevcut Anayasa’nın Genel Esaslar bölümünün ve özellikle değiştirilemez maddelerin, Yeni Anayasa’da da aynen korunması.

TEMA’nın Anayasa Önerileri Metni, “yaşama sahip çıkan”, sağlıklı bir ekosistemde yaşamayı ve böylesi bir ekosistemin korunmasını istemenin anayasal hak olarak tanımlandığı bir anlayışla kaleme alındı. Metinde, Türkiye’nin Yeni Anayasa sürecine büyük katkıda bulunabileceği düşünülen çok sayıda madde önerisi ve Vakfın genel felsefenin altını çizen tanımlamalar yeralıyor. Örneğin, toprak ve suyu birer kaynak olarak değil, “doğal varlıklar” olarak tanımlanıyor. “Gıda ve suya erişme, dengeli beslenme hakkı” gibi madde önerileri; insanların refahı ve doğanın korunması amaçlarının, sürdürülebilir bir yaklaşımla birlikte karşılanabileceğine vurgu yapıyor. Yurttaş girişimleri ve katılım hakkı konusundaki öneriler de yurttaşların ve sivil toplum örgütlerinin, karar alma süreçlerine etkin katılımına verilen önemi yansıtıyor.

Doğanın Sırtına Saplanan Bıçak: Tabiatı Koruma Kanunu

Tabiatı Koruma Kanunu da 2012 yılında ağırlıklı çalışma konularımızdan biri oldu. Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı’nın ilk 14 maddesi TBMM Çevre Komisyonu’nun 31.05.2012 tarihli toplantısında onaylandı. TEMA Vakfı’nın da içinde bulunduğu Tabiatı Koruma Kanunu İzleme Girişimi, AB uyum sürecinin çağdaş beklentilerinin aksine, doğa koruma adına 1958’den bu yana edinilmiş tüm kazanımların yok edildiğine dikkat çekti. Bu mücadele 2013 yılında da devam ediyor.

Gönüllülerimiz 2012 yılında ülke genelinde 450.000’i aştı

Vakfımızın kayıtlı gönüllü sayısı 2012 yılında 450.000’e ulaştı. Ülke genelinde 69 il ve 215 ilçede temsilci ve gönüllü sorumlularımız faaliyetlerini sürdürdü. 2011 yılında 960 olan Yavru TEMA çalışması yapılan okul sayısı, 2012 yılı sonunda 985’e yükseldi. Genç TEMA Üniversite, 2012 yılında Türkiye’nin 50 ilinde, 67 üniversitesinde, öğrenci kulübü veya topluluğu kapsamında yaklaşık 2.000 üniversite öğrencisinin gönüllü katılımıyla çalışmalarını sürdürdü.

Ve 2013

2013 yılına da TEMA’nın gündemi yine yoğun. Su Yasası’nın çıkarılması, doğal orman alanlarının korunması mücadelemiz, iklim değişikliği ile mücadele ve bilinçlendirme faaliyetleri, madencilik, nükleer enerji, nehir tipi HES’lere karşı yerelde ve ulusalda verdiğimiz mücadeye devam ediyoruz. Devam projelerimizin yanında 2013 yılında İstanbul Kalkınma Ajansı’nın katkıları, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün desteği ile Minik TEMA İstanbul Projesini ülkemizin en büyük ve en kalabalık nüfusa sahip kenti İstanbul’da uygulamaya başladık. Bir yıl gibi kısa bir sürede 500 okulda, 1.000 sınıfta, 25.000 çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz.Adım Adım organizasyonuna kabul edilen STK’lar arasına girdik, Kasım ayında Avrasya Maratonu kapsamında TEMA Vakfı’nın Genç TEMA’lara yönelik eğitim projesine kaynak sağlanacak. İklim değişikliği ile mücadelede bilinçlendirmeye yönelik Airclim desteğiyle sürdürdüğümüz faaliyetlere dair yeni projemiz onaylandı. Öte yandan 350.org’un Haziran ayında İstanbul’da düzenleyeceği Global Power Shift toplantısının ortağı olduk. Uluslarası ve ulusal yüzlerce STK’nın katılımı ile yapılacak eylemlere, etkinliklere, konserlere destek vereceğiz.
Özetle TEMA 20’nci yaşını kutladığı 2012 yılını çok yoğun bir şekilde geçirdik, aynı yoğunluk 2013 de de devam ediyor. Çünkü sivil toplum kuruluşlarının mücadele vermesi gereken konulara her geçen gün onlarcası ekleniyor. Bu noktada bize umut veren gelişmeler de var. Halkımız yerelde bilinçlenmeye ve yaşama sahip çıkmaya başladı. Sivil toplumun gücünün çok şey başarabileceğine inanıyor, TEMA Vakfı olarak gönüllülerimiz ve destekçilerimizle birlikte bunu kanıtlayan bir çok çalışma yapıyoruz.

FOTOĞRAF: TEMA Mardin Bölgesel Gönüllü Toplantısı

BİR CEVAP BIRAK