Karadeniz'de kara bulutlar

Biliyorum ki bugün buraya düştüğüm notların bir çoğu gelecekte Doğu Karadeniz’de gerçekleşecek bir çok değişimin daha şimdiden ip uçlarını oluşturmaktadır. Bunu nereden bildiğimi soracaksınız; biliyorum işte; bir insanın çok sevdiği bir şeyi kaybetme korkusuyla hissettiği bir iç görü, sezgi deyin siz buna; bir şeyleri görüyorum ve yüreğimi acıtıyor gördüklerim…

Bugün Doğu Karadeniz’de  bir tarih yazılıyor; birileri sanki bir örümceğin sinsice yayılışı gibi salmış pençelerini, ağlarını örüyor bu çok sevdiğim coğrafyanın üzerinde…

Kıpırdamadan seyrediyorum; donup kalmışım sanki…

Çocukluğumun en güzel anılarını yaşadığım, sevgi sözü yetersiz aşkla bağlandığım bu coğrafyanın bir gün kanla yıkandığını görmekten ödüm kopuyor; insanların acımasızca kıyıma uğratıldığı, tecavüz edildiği, türlü eziyetlere ve işkenceye maruz kaldığı savaş kabusunun bu kez benim doğduğum yerlere, memleketime, köyüm SARP’a kadar ulaşması  ihtimali yüreğimi sıkıştırıyor; BOĞULUYORUM…

Daha önce hiç karşılaşmadığımız yabancıların Irak’taki Amerikalılar gibi fütursuzca topraklarımızda dolaştıklarını hayal ediyorum; evlerimizi bastıklarını, analarımıza, kardeşlerimize hoyratça davrandıklarını; insanlarımızın, Hava halamızın, Mehmet amcamızın, Sevime teyzemizin Ayşe yengemizin gözlerimizin önünde aşağılandığını; taciz edildiğini; bu kan emicilerin topraklarımızda önlerine gelene tekme tokat savurarak, kan ve vahşet saçarak salına salına dolaştığını görürüyorum; ÇILDIRIYORUM…

Tarih öyle çok örnekle dolu ki bu konuda; hele yakın tarih…
 
Daha önce kardeşçe yaşayan halkların bile birbirinin boğazına sarıldığı; birbirini acımasızca katlettiği; ana, avrat, kardeş, bacı demeden birbirinin ırzına geçtiği; malını mülkünü  gasp ettiği; en acımasız işkencelerle birbirine eziyet ettiği; komşusunun kafasını koparıp, değneğe takıp, sokaklarda dolaştırdığı; çoluk çocuk, kadın erkek demeden, hatta bebekleri bile süngüden geçirdiği; nice kötülüklerle belgelidir tarihimiz insanın insana ettiği…

Korkuyor işte insan; ben de korkuyorum; Emperyalist güçler böylesine dikmiş gözlerini Karadeniz’e planlar yaparken nasıl korkmaz ki insan…

Memleketinin, insanının  açıkça zarar göreceğini bile bile nasıl dur demek istemez ki bu çılgınlığa…

Nasıl olacak bilmiyorum ama bozmak istiyorum emperyalistlerin coğrafyamız üzerindeki  yayılmacı planlarını… Kirli ellerini üzerimizden çekmelerini; pis ayaklarıyla memleketimin yeşile boyanmış bereketli topraklarını çiğnemeden defolup gitmelerini istiyorum; 

İşte son günlerde bu duyguları yaşıyorum… Belki dünya güllük gülistanlık da ben ruhsal bunalımdayım, o yüzden böyle hissediyorum, bunu da bilmiyorum…

Ama savaş bu kadar yakınımızdayken; Gürcistan’da hemen burnumuzun dibinde Tiflis yakınlarına yapılan hava bombardımanının uğultulu seslerini Sarp’taki evimizden sanki tepemizdeymiş gibi hissettiğim o anı hatırlarken, bu söylediklerimin gerçekleşmesi hiç uzak bir ihtimalmiş gibi gelmiyor bana…

‘Filler dövüşürken çimler ezilir’ bu çok bilinen bir hikayedir…

Umarım gelecek Karadeniz için bu kadar karanlık değildir…
Ama Rusya’nın Amerika ile hesaplaşmasının çok kolay sonuçlanmayacağı da bilinen bir gerçektir; iki ülke arasındaki gerginliğin her geçen gün tırmanması ve Rusya’nın geri adım atmaya yanaşmaması sıcak savaş ihtimallerini  gittikçe güçlendirmektedir… 

Rusya ile Amerika arasındaki gerginlik aslında, uzun bir birikimin bardağı taşıran son damlasıdır…

Rusya, Demir perdenin arkasına gizlediği gizemli gücünü ilk yitirip kapitalizmle yüzleştiğinde büyük bir şok yaşamıştı… Yuvası dağılan anne paniğini içinde çırpınıp dururken, yavruları oraya buraya dağılmıştı… Fırsattan istifade etmek isteyen ABD ve diğer büyük güçler Rusya’nın bağrından kopan bu yavruları kendi çıkarlarına kullanmak üzere himayesine almıştı…

Rusya’nın özgüveni eksikti; tekrar yuvasını toparlayabilmek için zamana ihtiyacı vardı…

Sinmişti ve öksüz kalan mağdur anneyi oynuyordu… Ama bir yandan da olanlara öfkesini içinde biriktiriyordu; Bir zamanlar kendisinin sahip olduklarına göz dikenleri, yavrularına sahiplenip  kendisine karşı kışkırtanları; ailesi ve yuvası aleyhine kötülük yapanları, şahsına yapılan tüm yanlışlıkları hepsini biriktiriyordu…

Kinciydi; öfkeliydi; intikamcı olacağı kesindi…

Batıdaki ötekiye karşı çok önemli avantajları vardı; çocuklarını çok iyi yetiştirmişti; ailesinin her ferdinin bilimden, sanattan, insani değerlerden yana donanımı Batının eşitsiz fırsatlarla yetiştirdiği gençliğiyle kıyaslandığında üst düzeylerdeydi…

Geçirdiği  büyük bunalıma rağmen sağlam bir bünyesi vardı ve yeniden ayağa kalkıp ailesini toparlayabilecek kadar da güçlü bir iradeye sahipti…

Ve Rusya ayağa kalktı…

Şimdi kendisine yapılanların hesabını soruyor; en önemlisi eski gücünü, prestijini geri istiyor; Dünya Rusya’nın bıraktığı yerde olmasa da bu Rusya’ya vız geliyor; Ne pahasına olursa olsun Dünya’ya ve özellikle de ABD’ye yıkılmadım, ayaktayım, eskisi gibi dimdik karşınızdayım demek istiyor…

Rusya’nın gerçek gücünü şüphesiz zaman gösterecektir, umarım dünya bu gücü sınamak zorunda kalmaz!!! Ama bir gerçek var ki bu meydan okumanın sonunda Rusya’nın birilerinin boyunun ölçüsünü almaya veya gerekirse kendi boyunun ölçüsünün vermeye razı olmasıdır…

Uzun süredir ayağa kalkmak ve yeniden dünyaya gücünü göstermek için fırsat kollayan Rusya’nın bu meydan okumasının sonuçları beklenenden çok daha yıkıcı ve kontrolsüz gelişerek bir dünya savaşının sebebi de olabilir; bu yüzden ABD ve Batıya önemli sorumluluklar düşmektedir; Özellikle ABD’nin bundan böyle Rusya’yı kışkırtıcı hamlelerden kesinlikle uzak durması gerekmektedir…

Evet Gürcistan ABD’ye güvenerek bir hata yapmıştır ve uyuyan devi uyandırmıştır; bilinçsizce çomak soktuğu arı kovanındaki tüm arılar şimdi üzerine çullanmıştır… Gürcistan’ın ABD ve NATO’ya sığınmaktan başka çaresi yoktur; bunun için  bir an önce NATO’ya üye olup Batının koruması altına girmek istemektedir.

ABD böyle bir hamlede bulunur mu; Gürcistan’ın NATO şemsiyesi altına alınması gibi bir girişimi olur mu ABD’nin

Umarım olmaz!!! Bunun Türkiye açısından bir felaket olacağı kesindir; sıcak savaş çıkması durumunda NATO müttefiki olarak Rusya’nın vuracağı ilk  ülkeler Gürcistan ve Türkiye olacaktır çünkü…

Türkiye’de ilk bombalanacak yer ise, Gürcistan-Türkiye sınırında yer alan ve benim de doğduğum köy olan SARP olacaktır… İlk ev ise yine benim doğduğum ve kışlaya da en yakın ev olan bizim evimiz olacaktır…
 
Bu noktada savaşı kimin kazanacağı, Rusya’nın bu işten karlı mı zararlı mı çıkacağı; Amerika’nın bu gelişmelerden nasıl faydalanacağı umurumda bile olmaz benim,.. 

Benim için önemli olan bombalanan yerlerde yaşayan insanlara neler olacağıdır;  Ne kadar insanın öleceği, ne kadar insanın evsiz, yurtsuz kalacağıdır…

Canı cehenneme Amerika’nın da Rusya’nın da…

Tabii iş ABD ve Rusya ile kalsa yine iyi; bir de olaya diğer ülkelerin karışması durumu var; savaşın bloklar arası bir savaşa dönüşmesi, ABD, Avrupa, Türkiye, Gürcistan gibi Batı yanlısı ülkelere karşı Rusya, Çin, Hindistan ve İran’ın güç birliği yapması ihtimali…

İşte o zaman vay haline dünyanın…

ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI kapımızda mıdır ne?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

7 + 5 =