“Kardeşime Dokunma!”

“Kardeşime Dokunma!”

0
PAYLAŞ

Dostlar bu köşede genelde Birleşik Krallık ve özelde de bizim topluma ilişkin konularda kalem oynatmaya özen gösteriyorum. Türkiye’deki çok önemli bir süreçten geçiyoruz. Aklım fikrim memlekette olup bitende.

Bu hafta izninizle memlekete ilişkin yazmak istiyorum dostlar.

***

Akşehir’de Ermeni ya da Rum yapısı cumbalı evlerde çocukluğum geçti. Anadolunun bu eski iki halkı Akşehir’i çoktan terketmek zorunda kalmış ve onların çalınan hayatlarında yaşadığımızın farkında değildim. Geride Kürt komşular kalmıştı.

Dersim isyanında Yunak bölgesindeki kıraç topraklara sürülmüş yoksul Kürtlerin, 1950’lerdeki bereketli yağmurlar ve traktörün yaygınlaşmasıyla makus talihleri değişmişti. Bölgenin Beyrut’u sayılan Akşehir’in en iyi evlerinde oturan zengin insanlardı artık. Akşehir’in merkezindeki yerliler onlardan söz ederken “Kürtler”, köylülerden söz ederken de “Türkler” derdi.

İlkokula henüz başlamamıştım. Sokakta komşumuz Kürt İzzet ile oynarken birden aklıma düştü, “İzzet” dedim, “Kürt olmak mı iyi yoksa…” “Yoksa” ne diye sordu. Sahi biz neydik ki? Hiç lafı, sözü olmadı evde. “Yoksa hanım olmak mı?” diye lafı bitirdim. İzzet gülerek, “Hanım” dedi.

Ertesi yıl okula başladım. Okul bahçesinde oynarken ikinci sınıftaki kuzenim, sınıfta öğrendiği bilgiyi bana satmak için, “Söyle bakalım” diye sordu, “Sen Türk müsün, yoksa gavur mu?” Düşündüm, “gavur” kelimesi kulağı daha dolduruyor. “Gavurum” dedim. Güldü, “Bilemedin. Sen Türksün” dedi. “Hadi ya… Ya sen?”

Okullardaki “Türküm, doğruyum” diye başlayan İstiklal Marşı dışında hayatımda Türküm deme gereği duymadım. İlk gençlik yıllarımda sosyalizmle tanıştığımda da “asil kan” mavrasına inanmıyordum zaten.

***

İnanıyorum ki İsrail’de İsrailliler Filistin’e destek çıkarsa, ABD’de ABD’liler savaşa karşı yürürse, iyiler kötülerin üstesinden daha kolay gelir ve dünyayı daha yaşanılabilir kılar. İnsanlık dil, din, kültür farklılıklarını öne çıkarmadan bütün söylemlerinde iyiden, barıştan ve doğadan yana olmalı. Başta “yaşam hakkı” olmak üzere bütün haklara saygı göstermeli onların gelişmesi için çaba göstermeli.
Geçen gün face’de ilk kez “Ben bir Türküm” diye bir yazı yazdım. Sizenle de paylaşmak istiyorum. Yazıya katılmayabilirsiniz, fakat lütfen kendi “doğru”nuzu sorgulayın. Eğer savunduklarınız evrensel kültüre karşıysa ya da yalnızca sizi kutsuyorsa lütfen üzerinde tekrar düşünün. Çünkü bir yerde yanlış yapıyorsunuz.

İşte o yazı:

“Kardeşime Dokunma!”

Ben bir Türküm…

Kürtler; Türkiye Cumhuriyeti çatısında kendi dillerini konuşma, kendi kültürlerini sürdürme, parlamentoda temsil edilme ve kendi kurumlarını oluşturma isteklerinde haklılar…

Kürtçe konuştuğu için bir gencin öldürülmesi, sokağa çıkma yasağındaki Cizre’de bir annenin ölen çocuğunu buzdolabında tutmak zorunda kalması, mevsimlik Kürt işçilerinin kovulması, Kürt esnafa karşı nefret suçunun artması, yasal parti HDP’ye saldırılar kadim Anadolu halkı Kürtlere karşı yapılan vahşi bir zulümdür…

Bu zulmün sorumlusu da “terörle savaş” adına saldırganları cesaretlendiren üst düzey devlet yöneticileridir. Barışa karşı, ne yazık ki savaşı savunan bu siyasilerin cümlesi aynı zamanda asker ve polis ölümlerinden de sorumludur.

Anadolu’da tam yüz yıl önce padişah Abdülhamit ve sonrasındaki İttihat ve Terakki’nin kadim Anadolu halkı Ermenilere, 1937-38’de de dönemin başbakanı Celal Bayar’ın Dersim’de Alevilere karşı yaptığı katliamların bir benzeriyle karşı karşıyayız.

Bu haksızlık, bu zulüm asla benim adıma değildir. Abdülhamit ve onun bugüne kadar ki takipcisi bütün zalimlerden davacıyım!”

BİR CEVAP BIRAK