Kardeş Kavgası

SERDAR MÜTEFERRİKA SERHATLI – Kazancakis’in, meşhur karakteri Zorba’dan sonra edebiyat yoluyla bizi tanışık ettiği öteki önemli roman kahramanı Peder Yannaros olmalıdır.

Yunan İç Savaşını bütün insanlık dışılığıyla aktardığı eseri Kardeş Kavgası’nın sürekli sorgulayan papazı Peder Yannaros insanın aldanması, inanması, çaresizliği için size lazım olacak bir roman kahramanı arıyorsanız, bulunmaz bir isimdir.

Türkçede ilk baskısı, Cumhuriyet gazetesinin Avrupa muhabiriyken bir trafik kazasında hayatını kaybeden Kosta Daponte’nin çevirisiyle çıkmıştı; E Yayınlarınca…

Daha sonra Aydın Emeç çevirisiyle Can Yayınları tarafından basıldı.

Elimizdeki baskısı gazetecilikten tanışımız, rahmetli Kosta’nın çevirdiğidir.

İtalyan faşizminin Nazi destekli ordusu Yunanistan’I 1941’de işgal ettiği vakit, direnişçi güçlerin başında Komünist Partisi geliyordu. Leninist Yunan Komünist Partisinin başını çektiği Sol ittifakın direnişine, Yunan Sağı ve Ortodoks Kilisesi kökten karşı çıkıyordu.

II.Dünya Savaşının sonlanması, yeniden yapılanan Avrupa ve ardı sıra Yunanistan’daki iç dengelerin tekrar kuruluşu, akâbinde bir iç savaşı getirecek; önlenemeyecekti. Faşizme ve işgale direnen Yunan Sol hareketinin iktidara yaklaşması, Batıyı huzursuz eder; apaçık Sovyet Paktına doğru yaklaşan bir Yunanistan ufukta belirmiştir. İngiliz Başbakanı W.Churchill’in ustaca sürdürdüğü siyasetle Yunanistan iç savaşa kısa sürede sürüklenecek ve 1946’da başlayan çatışmalar, tam bir savaşa dönüşüp resmi rakamlara göre her iki taraftan 150 bin savaşçı, bu sayıyı birkaç kez katlayacak kadar savaşa girmemiş ama açlık, salgın hastalık ve tesadüfî nedenlerle yüz binlercesi hayatını yitirecektir. Yunanistan 1949’da iç savaşın yaralarını sarmaya başladığı vakit, kelimenin tam anlamıyla, bir enkaz hâlindedir.

YUynanistan iç savaşı

Yunan İç Savaşının resmen sonlandığı tarihin 60.yılında pek çok şey pek çoklarınca hâlen farklı hatırlanıyor. Toplumsal Hafıza Mekânları diye adlandırılan savaşa ait semboller, anılar, mekânlar yeni kuşaklara aktarılıyor; böylece Yunan birliği, ulusal bir ifade olarak icat edilmiş olup kullanışlı bir hâle getiriliyor.

Bana kalırsa, Yunan İç Savaşının kayıplarından birisi olan Peder Yannaros’u hatırlamak, bütün bu yıkıcı, kahrettiren (Kâhir), kan ve göz yaşı dolu ne varsa hepsini bir kerede anlamaya yetecektir. Yannaros, Rize’nin Pontus Rumlarındandır; Kartaltepesi yaylasında bir köyden, Türk-Laz köyleriyle yan yanadır yaşantısı. Bu Rum köyünden göçe zorlanırlar. 1923 tarihli mübadele anlaşmalarına uygun olarak köyü boşaltacaklar, Yunanistan’a göçülecektir. Yannaros da köylüsüyle beraber Yunanistan’a mübadele edilir; Rumeli’nin dağlık taşrasında, Kastellos adında bir köye yerleşilir.

İç Savaşın gelişini, Kardeş Kavgasının başlayışını dehşet ve hayrette kalarak izlediği yıllara kadar Kastellos’ta yoksul köylünün din adamıdır Yannaros. Ardından savaş kapıya dayanır, kardeş kardeşe saldıracaktır. Solcu Kızıllar ve Kara Takkeli faşistler diye adlandırılan Yunan Sağı kana susamıştır.

Yannaros bir barış havarisi gibi ortada kalır, her iki tarafı yatıştırmaya, tekrar kardeşçe beraberliğe dönülmesine çaba sarf eder. Fakat Yunan halkı ölüme sanki alışmış, onu kanıksamıştır. ¨İnsanlar kendilerini öldürtmek için inanılmaz bir çaba harcıyor, önce birbirlerine ateş etmekle işe başlıyor, elde süngü saldırıya geçiyor, ardından da işlerini kamalar, yumruklar ve dişleriyle tamamlıyordu.¨

Peder Yannaros bu savaşın anlaşılmazlığından dolayı Tanrıyı suçlamaya başlar. ¨Gece oluyor. Karanlıkta boğazlaşma başlayıveriyor; yaşayan her şey, kuşlar, fareler, tırtıllar, çakallar, hepsi öldürmek ya da çiftleşmek için birbirlerinin üstüne çullanıyor. Tanrım, nasıl bir dünya yaratmışsın!¨

Kızıllara İsa’yı, Hazretin barışçıl yanını anlatmaya çalışıyor Yannaros, fakat bu boşuna çabadır, onlara göre İsa çoktan yeryüzüne gelmiştir; Peder şaşkın kalır:

¨Geldi mi, yeryüzüne mi geldi?¨ diye haykırır.

Kızıl Solcular, ¨Evet, bir insan gövdesiyle, bir ad taşıyarak geldi!¨ derler; ¨Adı nedir?¨ diye sorunca cevap alır Yannaros: ¨Lenin!¨

Uzun süren savaşın yorgunluğuyla Kastellos köylüsü dağdaki kardeşlerine teslim olmaya hazırdır; yeter ki barış sağlansın. Yannaros sevinerek araya girer, bir dağa bir köye, sonra bir daha köye ve dağa koşturur.

Solcu gerillaların komutanı Kaptan Drakos’u razı eder, söz alır, söz verir; geçmişte ne olmuş olursa olsun, kimseye dokunulmayacaktır. Heyhat; Söz tutulmaz, Yannaros’un yalvarışlarına karşılık dağdan köye inenler, pek çoğunu kurşuna dizer.

Yannaros’un yazgısı da ölümle sonlanacaktır; Kaptan Drakos’un tüfeğiyle vurulur.

Kaptan, ateş etmeden evvel meydan okuyor; Yannaros’a: ¨Tanrıyı tahtından indirdik, haberin yok mu Peder Yannaros. Haklı ya da haksız her şey Tanrının sırtına yükleniyordu. Ama insanoğlu tahtta Tanrının yerini aldı, bundan böyle her şeyden biz sorumluyuz.¨

¨Günâha Son Çağrı¨ romanıyla Yunan Kilisesi tarafından aforoza uğramış bulunan Kazancakis’in yorumuyla İsa Peygamberi, bu eserinde yine başarıyla, görünmez bir roman kahramanına çevirdiğini satır aralarında hep okuyoruz.

İsa’nın çarmıha gerildiği Golgotha Tepesine kadar okurunu çıkaran Kazancakis, insanı kendi vicdanıyla orada yalnız bırakıyor.

Kazancakis büyük yazar… Onun defterinde, Nietzsche’den Bergson’a kadar uzanan bir Marksist çözümlemeci metin bulunuyor.

Romanı okuyup bitirdiğinizde Latin şairi Horatius’un, veciz olmuş şu sözleri dilinize takılıyor, hafızanıza tekrar çakılıyor:

¨Kukla gibi iplerimizi çekiyorlar, oynatılıyoruz.¨

Ducimur ut nervis alienis mobile lignum!

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.