Karikatür krizini Polat Alemdar çözer…

PAYLAŞ

Son günlerde sadece Müslüman ülkelerin değil, tüm dünya ülkelerinin gündeminde olan “karikatür krizi” tırmanmaya devam ediyor. Kriz Danimarka’da yayınlanan “Jyllands-Posten” adlı gazetenin 30 eylülde Hz. Muhammed’i terörist olarak gösteren karikatürleri yayınlamasıyla başladı. Karikatürlerden rahatsız olan bazı Müslüman ülkelerin büyükelçileri, Başbakan Anders Fogh Rasmussen’e protesto mektubu gönderdi ama, Rasmussen daha önce Roj TV krizinde Başbakan Tayyip Erdoğan’a söylediği gibi “ifade özgürlüğü var” diyerek hiçbir şey yapamayacağını vurguladı.


Müslümanların tepkisine rağmen Norveç’in “Magazinet” gazetesi aynı karikatürleri yayınlayınca kriz biraz daha tırmandı. Ardından Fransa, Almanya, Hollanda, İtalya ve İspanya’da bazı gazeteler karikatürleri yayınlamaya devam etti. Durum ifade özgürlüğünden çıkıp İslam dinine yönelik bir hareket almaya başlayınca, dünyanın her yerinde Müslümanlar seslerini yükseltmeye başladı.


Gerçi gazetelerin yöneticileri Müslümanların öfkesi karşısında özür dilemek zorunda kaldı, ama bu özür, protestoları ve diplomatik krizi engellemeye yetmedi.


AB ve ABD, Hz. Muhammed’i tasvir eden hakaret içerikli karikatürlerin yayınlanmasının yol açtığı tartışmalardan kaygı duyduğunu çeşitli yollarla dile getirdi. Bu da gösteriyor ki, bir yandan Müslümanların galeyana gelip olay çıkarmasını beklerlerken, bir yandan da işin ucunun nereye varacağını kestirememe kaygısından kurtulamıyorlar…


Biri özür dilerken, biri uyuşma yolları arıyor, bir diğeri de “Eğer bir karikatür için özür dilersek, nükleer silahtan konuşurken bizi kim ciddiye alır” diyerek özür dilenmemesi gerektiğini savunuyordu.


Tüm bu tartışmalar karikatür krizinin küresel güçler tarafından yaratıldığını ve 11 Eylül’den farkı olmadığını göstermektedir. Her ikisi de aynı tezgahta dokunmuştur.


Yaratılan karikatür krizi planlı ve örgütlü bir girişimdir. Bu basın ve ifade özgürlüğüyle geçiştirilecek bir konu değildir. Hz. İsa’nın karikatürlerini yayınlamak konusunda, “insanların dini inançlarını rencide ederiz” korkusu taşıyan Avrupa basını Hz. Muhammed söz konusu olunca aynı hassasiyeti göstermemektedir. Çünkü küresel güçlerin başlattığı savaş stratejisi bunu gerektirmektedir.


Gerçi Açık Gazete yazarı Ali Haydar Nergis’in “Sarığında gül taşıyan Muhammed” adlı yazısında sorduğu gibi, karikatürist ya da ressamın biri Hz. Muhammed’i, sarığında bombalarla değil de karanfillerle, güllerle resmetseydi durum değişecek miydi? İslam dininde resim günah ve Hz. Muhammed’in resmedilmesi yasak olduğu için Müslümanlar bunu da protesto ederlerdi elbette ama, bu bir krize yol açmazdı.


Çünkü burada Bekir Coşkun’un “görmediğimiz karikatürleri kınıyoruz” serzenişinden farklı bir durum söz konusu. “Sokaklara dökülüp eylem yapanların pek çoğunun o karikatürleri gördüğünü sanmıyorum” diyor bir yazısında Bekir Coşkun. Bu düşüncesine sonuna kadar katılıyorum. Gerçi görseler ne değişecekti? Ben internette bu karikatürleri gördüm ve çok da olumsuz etkilenmedim. Buna karşın yine de bu karikatürlerin bir krize yol açmak için kasıtlı olarak yayınlandığını düşünüyorum.


ABD, 11 Eylül’ü ve buna bağlı olarak İslam terörünü bahane ederek Irak Savaşı’nı başlatmıştı. Şimdi de İran savaşını başlatmadan önce Müslümanların taşkınlıklarını tüm dünyaya göstermek istemektedir. ABD, Irak’ı işgal etmeden önce Fransa ve diğer Avrupa ülkelerin onayını almamıştı. İran işgali öncesi buna cesaret edememektedir. Çünkü bugün Irak’ta karşılaştığı durumdan rahatsızdır.


ABD halkı, 11 Eylül’de terörün gerçek yüzüyle tanışınca Irak savaşına destek vermişti. Avrupa halkı ise 11 Eylül’ü ABD kadar derinden hissedememişti. ABD, İran savaşı öncesi Avrupa kamuoyunu yanına almanın yollarını aramaktadır. Bu yüzden Avrupa topraklarında patlak verecek bir İslam tehdidi ve terörüne ihtiyaç duymaktadır.


Bu yüzden Müslümanları terörün içine çekebilecek her yol deneniyor. Müslümanları en fazla neyin tahrik edeceği bilinmektedir. Karikatürlerle Hz. Muhammed’in aşağılanması bu nedenledir. Eğer Müslümanlar bir çılgınlık yapıp Avrupa ülkelerinde teröre başlarsa amaçlarına ulaşmış olacaklar ve İran savaşında Avrupa kamuoyunu yanlarına almış olacaklar.


Ortada planlı programlı işleyen bir oyun var. Oyunun tarafları belli ama kuralları adil değil. Müslümanlar bu krizi atlatsa bile arkasından başka bir krizin geleceği muhakkak.


Bugün ortada bir kriz var ve bu krizin bir şekilde çözülmesi gerekiyor. Hatırlarsanız 2003 yılında başımıza geçirilen çuvalın yol açtığı krizi yeni çözmüştük. Karikatür krizinde Türkiye’den çatlak sesler gelmiyor ama, yine de karikatürleri hazmedemeyenler çok. Bu yüzden Polat Alemdar, Irak macerasının yorgunluğunu üzerinden atamadan, bu kez Avrupa’ya, özellikle de Danimarka’ya uçmak zorunda kalabilir. Ne de olsa kriz çözmek onun işi. :))
 

CEVAP VER