Karikatür ve Yeni Dünya Devleti

PAYLAŞ

Hazret-i Muhammed Karikatürleri ve Yeni Dünya Devleti…


getirilmesi, dünyayı yeni bir din çatışmasının eşiğine getirdi. Peki, bu girişimin düşünce ve basın özgürlüğü gibi basit bir neden ile açıklanması mümkün müdür ?  Danimarka Başbakanı ve Avrupalı liderlerin bir çoğu, bu anlamsız ve tehlikeli girişimi eleştirmek ve kınamaktan niçin  geri durmaktadırlar ? Bu planlı ve örgütlü girişim, basın özgürlüğüne katkı sağlayacak mıdır ? Dinlerin aşağılanması, yeni bir din savaşına kaynaklık etmeyecek midir ? Bu soruların yanıtları çok önemli değildir. Ne var ki, bu tehlikeli gelişmelerin altında yatan nedenin açıklığa kavuşturulması, yukarıdaki soruların yanıtlarından çok daha önemlidir.


Bugün dünyada akıl almaz bir İslam düşmanlığı ve Müslüman olmanın Avrupa değerleri ile çeliştiğine yönelik bir düşünce hızla gelişmektedir. Zaman içinde bu pratiğin kuramsal altyapısını da hazırlayacağı ve belki de bunun düşünsel altyapısının Huntington’ın “uygarlıklar çatışması” tezi ile hazırlanmış olduğunu iddia etmek, hiç de abartma olmayacaktır.
 
Amerikan güvenlik birimlerinde çok önemli danışmanlık görevlerinde bulunmuş siyaset bilimcisi Samuel Huntington, 1993 yılında Foreign Affairs isimli dergide çok önemli bir tezi ortaya atan makalesini yayınlamıştır. “Uygarlıklar Çatışması” isimli bu makale, Batı uygarlığının dünyanın geri kalan bölgelerindeki kültür ve uygarlıklardan farklılaştırılması çabasının kuramsal altyapısını oluşturmaya çalışmaktadır. Daha sonra bu makaledeki görüşlerini geliştiren Huntington, 1996’da bu tezini kitaba dönüştürmüş ve Clash of Civilizations and Remaking of World Order (Simon and Schuster, New York, 1996) ismi ile yayınlamıştır. Huntington’ın düşünceleri, temel olarak, dünyadaki farklı kültürel ve siyasal gelişmeleri ayrımlaştırarak dünyayı farklı uygarlıklara bölmek ve bu sayede ulus-ötesi bir ayrımlaştırmanın kuramsal zeminini hazırlamaktır.


Huntington’, dünyadaki farklı ekonomik, siyasal ve kültürel gelişme biçimlerinden söz etmekte ve bunları uygarlıklar olarak isimlendirerek bu uygarlıkları 7 (Afrika ile birlikte 8) gruba ayırmaktadır. Bu farklı uygarlıklar; Batı Uygarlığı ve diğerleri olarak değerlendirilmelidir. Batı uygarlığı dışındaki uygarlıklar, İslam , Hint , Ortodoks-Slav , Latin Amerikan, Japon , Konfüçyüs ve Afrika uygarlıklarıdır. Gelecek yüzyılda bu farklı uygarlıkların ve bu uygarlıkları farklılaştıran kaynakların temel çatışma kaynağı olacağını iddia eden Huntington, uygarlıklar arası farklılıkların ve çatışma kaynaklarının, ideolojiler ve ülkeler arasındaki eski çatışmaların ve çatışma kaynaklarının yerini alacağı öngörüsünde bulunmaktadır.


Bugün dünya çapında bir emperyalist “dünya devleti” kurmanın önündeki en büyük engel, elbette ki, ulus-devletlerdir. Dünya halklarının sınırsız ve engelsiz biçimde sömürmek ve köleleştirmenin engeli olan ulus-devlet, ulusal çıkarlar düşüncesi ve egemenlik iddiası nedeniyle “dünya devleti”ne meydan okuyan en büyük tehlikelerden (!) birisidir.  Bu durumda yapılması gereken, ulus-devletlerin güçsüzleştirilmesi, yıpratılması, gözden düşürülmesi ve zaman içinde yok edilerek dünya emperyalist sisteminin egemenliğinin kurumsallaştırılmasıdır.


Ulus-devleti güçsüzleştirmenin biricik yolu, ulus-devleti aşan, onun üstünde çatışma ve uyuşma noktalarının yaratılmasından geçmektedir. Dünya çapında ulus-üstü örgütlenmelerin yaratılması ve desteklenmesi, bu çalışmanın ilk ayağını oluşturmaktadır. Bu örgütler arasında Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu, Dünya Ticaret Örgütü ve NATO gibi ulus-üstü ekonomik, siyasal ve güvenlik örgütleri bulunmaktadır. Bu örgütlerin yönetim süreçleri, yeni geliştirilen “governance” gibi kavramlar ile ifade edilerek, kurulacak dünya emperyalist devletinin kavramsal altyapısı da hazırlanmaya çalışılmaktadır.


Ulus-üstü örgütlenmelerin yaratılması, dünya devletini yaratmanın ilk ayağı iken, ulusal kimlikleri yıpratmak ve zayıflatmak için bölgesel örgütlemeler kurmak ve bunları devletlerin egemenliklerini tehdit eder noktaya getirmek, emperyalist dünya devleti fikrinin ikinci ayağını oluşturmaktadır. Bu konuda en başarılı pratik, Avrupa Birliği bütünleşmesi olmuştur. AB pratiğinin Anayasa ve bütçe süreçlerinde yaşadığı güçlükler ve kararların oyçokluğu ile alınmasına yönelik girişimlerin sekteye uğratılması, dünya devleti kurma fikrinin istenildiği ve planlanıldığı gibi gelişmediğini göstermektedir.


Dünya devleti kurma fikrinin üçüncü ayağı, ulusların egemenliklerinin içte yıpratılmasıdır. Devlete karşı sivil toplum örgütlenmelerinin güçlendirilmesi için dünyanın değişik coğrafyalarında milyonlarca dolarlık bütçelerin hazırlanması ve bu çalışmaların tek elden örgütlenmesi, bunun en açık kanıtını oluşturmaktadır. Devlete meydan okuyan bu sivil (!) örgütler, dünya devleti pratiğini tehdit eden dünyanın hemen her ülkesinde demokrasi ve insan hakları gibi kavramların ardına sığınarak ulus-devleti yıpratma ve güçsüzleştirmek için örgütlü bir çaba içinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Bütün bu çabalara, ulus-devleti güçsüzleştirecek her türlü ayrımcılığın ve silahlı terörist hareketlerin desteklenmesi de eklenince, AB-ABD bloğunun PKK ve terör örgütlerine açık desteğinin de anlaşılması çok kolay olacaktır.


Batı’daki Hazret-i Muhammed karikatürlerinin organize biçimde gündeme getirilmesi, ulus-devlete emperyalist saldırının yeni bir ayağını daha oluşturma çabasıdır. Ulus-devlet ötesi çatışma noktaları yaratma pratiğinin uzantısı olarak dinler arasında çatışma yaratmak çabası, bu anlamsız ve tehlikeli girişimin anlaşılması bakımından çok önemlidir. Dinsel çatışmalar yaratmak, dünyayı istikrarsızlaştırmak, ulus-devlet ötesi kamplaşmalar üretmek amaçları ile üretilen bu provokasyonlar; zaten programlı biçimde aşağılanmaya ve terörizme bulaştırılmaya çalışılan İslam’ın güçsüzleştirilmesi için girişilen çabalardır. Emperyalist dünya devleti önünde engel oluşturan ulus-devlete ve İslam’a yönelik bu saldırı, İslam’ın ılımlılaştırılması çabaları ile de desteklenmektedir. Ilımlı İslam denen ise emperyalist dünya devletinin çabalarına engel olmayan, hatta ona destek veren bir ehlileştirme operasyonudur. Bu operasyon,  ABD ve AB merkezli istihbarat birimlerince organize edilen ve büyük mali kaynaklar ile desteklenen çeşitli dinsel gruplarca yürütülmektedir. Dinlerin kardeşliği teması ile yürütülen bu çalışmalarda emperyalist dünya devletinin partneri olacak bir İslam modeli yaratılmaya çalışılmaktadır.


Bütün bu düşünceler eşliğinde, 11 Eylül komplosu, Hazret-i Muhammed karikatürleri ve İslam’ın aşağılanması çalışmalarının anlaşılması ne kadar da kolaydır. Dünya emperyalist devletini yaratmak için dört koldan çalışan güçler, bu çalışmalarında dört temel ortak ile kol kola yürümektedir : Uluslararası Örgütler, Sivil Toplum Örgütleri, Terörist Hareketler, İslam Düşmanları.


Dünyada son yıllarda yaşanan  istikrarsızlık ve anlamsız gelişmeleri, bu düşünceler eşliğinde değerlendirmekte yarar vardır.


__________


Yrd Doç. Dr. Siyaset Bilimci

CEVAP VER