Karılarından Dayak Yiyen Erkekler Kulübü

Ezber bozmak, diye bilinen şeyi tekrar edeceğiz!

Ezberimiz şuydu: Salt kadınlar şiddet görüyor, erkek dayağı yiyor…

Doğru! Görüyorlar…

Sanmayınız ki, sadece kadınlar şiddet görüyor bu dünyada, lakin erkeklere de yazık oluyor; heba oluyorlar…

Kanada ve ABD’deki polis kayıtlarına bakıldığı zaman dayak yiyen, hakarete uğrayıp itilip kakılan ve hatta sırf intikam olsun diye, hatta gururları incinsin ve beğenilmediklerini anlasın herifler diye boynuzlanan kocaların sayısı, bu türden muameleyle karşılaşan kadınlara göre iki katına yakındır.

Haydi bakalım feministler, hatta aralarında avukat ve biraz da solcu olan varsa, cevap versin!

Bana değil, bu işin resmen kaydını tutan Kuzey Amerika’ya…

Meseleye Kanada’dan örnekle devam edelim.

2014 yılı resmî -yani kimsenin itiraz edemiyeceği- sayılarına itibar gösterelim.

37 milyon nüfuslu Kanada’da evli sayısı kabaca 19 milyondur; evlenmeyi bayağı seviyorlar yani…

Polis kayıtlarına yansımış olan dayak yemiş, tecavüze, saldırıya, ihanete, hakarete, artık ne diyecekseniz işte tümüne tamamen veya kısmen uğramış karı-koca sayısı bu rakamın içinde yüzde 6.2’dir; yaklaşık 1 milyon 200 bin eş…

Şimdi geliyoruz, işin anhasına minhasına: Bunca eş, karı-koca arasında erkek sayısı 685 bin kocadır…

Kalanı, gözyaşı dökmeyi beceren, dolayısıyla ortaya çıkabilen, kendini ifade edebilen kadınlardır.

Bilirsiniz, erkekler kolay kolay ağlamaz, yediği karı dayağını da âlenen ortaya faş etmez; patriarkil, erkek ağırlıklı toplumsal gelenektir bu…

¨Kanada İçin Eşitlik Kuruluşu-KİEK¨ adıyla uzun zamandır, ciddi olarak çalışmakta bulunan Toronto’da yerleşik ve birçok şubesi olan bir sivil toplum örgütü, kesin rakam verememekle beraber meselenin şurasına da dikkat çekmektedir:

Erkekler, eşlerinden, az evvel yukarıda verdiğimiz fiilî tasallut-açıkça saldırı dışında, ayrıca kayıtlara geçmeyen ve fakat tıpkı buzdağının görünmeyen altı gibi varlığı sadece hissedilen bir başka saldırıyla karşı karşıyadır; buna duygusal eziyet, hissî işkence deniyor.

Bu yönde KİEK bir araştırma-anket yapabilmiş, zira sayıya vurulamayacak bir sosyal gerçeklikle karşı karşıyadır.

Kocaların yüzde 80’e yakını, bizim mizahî olsun diye hicvettiğimiz gibi, ¨Karı dırdırından!¨ mustariptir; hayat onlara zindan olur…

Karı dırdırından evde duramayıp sığınma evlerine veya kiliselerin barınaklarına, yahut polise başvuranların sayısı ellerindedir, ama tümünü belgelemesi olanaksızdır.
Evli çiftlerin erkek kısmından yüzde 4.6 kadarı, Eli maşalı Kasımpaşalı karıdan kaçmıştır.

Kanada ölçeğinde, fiziki ve ruhsal saldırıya uğrayan bu erkeklerin büyük kısmı, -rakamlarla başınızı şişirmeyelim-, Beyaz-Kafkas ırktan gelmektedir. Beyaz erkekler hakaret ve azara tahammülü ve sabırlıdır, içine atar, susar.

Asyalı-Ortadoğulu göçmen erkeklerin ise ¨lafı işitince, kodu mu oturtuverdiği, hatta bir seksen yere yapıştırdığı¨da bilinen bir gerçektir ki, işte o vakit dayak yiyen kadınlara ait istatistik hânesi azıcık artış gösterir.

KİEK‘in sözcüsü Kanadalı Justin Troter bu işin takipçisi ve erkek hakları üzerine başlatılmış bir hareketin öncüsüdür.

Sık sık televizyonlarda, radyolarda, yazılı basın ve sosyal-medyada görünür.

Justin’e göre erkeklerin haklarını korumak, kadınların ezildiğini görmezden gelmek değildir; her iki cinsin de birbirine saygılı olması, sevgiyle karşılık vermesi gerekir.

Buradaki temel nüans, kadınların uğradıkları saldırıyı dile getirebildiği -Kanada ve ABD gibi toplumları ölçek alarak yazıyoruz-, fakat erkeklerin hâlen patriarkik toplumsal reflekslerle bunları kolayca dışa vuramadığıdır.

KİEK‘in geçtiğimiz yıldan beri Kanada’da sürdürdüğü kampanya, işte bu engeli aşmak istiyor ve erkeklerin de ortaya çıkıp ¨Vallahi dün karıdan bir dayak yedim, kemiklerim sızlıyor, işittiğim azarın ise haddi hesabı yok!¨ diye rahatça ifade edebilmesini amaçlıyor.

Evlilik zor iş, arkadaş!

Başta söylenenlerin hiçbiri aynen kalmıyor; kalıyorsa, ne mutlu…

Demek ki, Hıristiyanlığın evlilik törenlerinde akdedilen, ¨…hastalıkta sağlıkta, yoksullukta zenginlikte hep karıkoca¨ kalınamıyor…

Müslüman Türk deyişi olan, ¨Allah bir yastıkta kocatsın,¨ sözü ise yastığına göre değişiyor olmalı…

Bir vakitler bir köy evinde istirahat etmiştim, içi kuru saman dolu yastık verdiler, tertemiz, sakız gibi beyaz bir çarşaf ve örtüsüyle geldi; bir güzel uyumuştum.

Yastığın saman yahut kuştüyü dolu olması galiba pek önemli değil, ona başını koyacak kafaların içindeki huzur ve esenlik duygusu önemli…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

fifteen − four =