Kasım ve Kıbrıs

PAYLAŞ

Kasım 2009, kritik bir dönemin başlangıcı olacak Kıbrıs müzakere süreci içinde.

Kasım’da birkaç tane birden, birbirinden teorik olarak bağımsız ama hepside Kıbrıs ile ilgili önemli gelişmeler yaşanacak.
AB Komisyonunun 2009 yıllık Raporu
UNFICYP
Kıbrıs Müzakereleri

Avrupa Konseyi, 2006 yılında aldığı bir kararla, Türkiye Avrupa Birliği Müzakere süreci ile ilgili olarak Avrupa Komisyon’unun, 2007, 2008 ve 2009 yılları ile ilgili her yıla özel çalışma yapmasını ve Türkiye’nin Ankara Protokol’ünden doğan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği inceleyerek bir ilerleme raporu hazırlaması kararını almıştı.
3 Ekim 2005 tarihli Türkiye -Avrupa Birliği Katılım Müzakereleri Çerçeve Anlaşması içinde Türkiye’nin 1964 tarihli Ankara Protokol’ünden doğan yükümlülüklerine göre Kıbrıs Rum gemi ve uçaklarına, Türk deniz ve hava limanlarını açması koşulu var.

Türkiye içinde bu koşulun da bulunduğun Müzakere Çerçeve Anlaşmasının altına imza atmasına rağmen, Avrupa Birliğinin ilan ettiği 29 Nisan 2004 tarihli Yeşil Hat, Mali yardım ve Direk Ticaret Tüzüklerinin işlevlik kazanmaması ve Kıbrıs Türk Halkı üzerindeki İzolasyonların kaldırılmaması nedeni ile limanlarını Rum gemi ve uçaklarına açmayı günümüze kadar reddetti ve limanların açılmasını da izolasyonların kaldırılması ile ilişkilendirdi.
AB ile Türkiye bu konuda inatlaşırsa, müzakerelerin durma süreci içine gireceği kesin. Gerek AB’nin lider konumundaki ülkelerinin perde arkası faaliyetleri gerekse de Obama’nın son girişimleri ABD’nin müzakerelerin devamından yana olduğunu göstermektedir.
Bu da Kasım 2009’da yayınlanacak olan Avrupa Komisyon’unun Raporundan önce bir ara yolun bulunacağını ve Raporun da ona göre olumlu satırlarla hazırlanacağı ipucunu vermektedir.

UNFICYP ise Birleşmiş Milletler ile ilgili bir konu.
UNFICYP’in açılımı Birleşmiş Milletler Kıbrıs Barış Gücü manasında.
15 Haziran-15 Aralık 2009 dönemi içinde UNFICYP’in Kıbrıs’taki görev süresinin uzatılması toplantısı ile ilgili olarak BM Genel sekreterinin hazırladığı raporun içeriği ve Güvenlik Konseyindeki Oylamada Türkiye’nin tek başına olumsuz oy kullanması, yeni bir takım gelişmelerin habercisi aslında.
Türkiye 48 yıl aradan sonra tekrar BM Güvenlik Konseyine seçildi ve 15 üyeli Konsey’in 10 geçici üyesinden bir tanesi. 1 Haziran 30 Haziran tarihleri arasında da Güvenlik Konseyi Başkanlığı yapacak. Zaten bu nedenle de UNFICYP’in Kıbrıs’taki görev süresinin uzatılması amacı ile usulen her yıl 14 Haziran’da toplanan Güvenlik Konseyi, Türkiye’nin bu ay içindeki başkanlık görevi nedeni ile Mayıs ayının sonunda toplandı ve kararını aldı.
Belli ki Genel sekreterin Aralık ayı raporu ve Güvenlik Konseyinin Aralık ayı kararı günümüzdekinden biraz farklı olacak ve Kıbrıs konusu üzerinde de etkileri bulunacak.

Kıbrıs Müzakereleri ise işin aslı.
Müzakereler hızla devam ediyor ama şimdilik daha hala liderler peşrevde. Birbirlerini yoklamakla meşguller.
Önümüzdeki ay içinde Eylül 2008’den beri sürmekte olan ön görüşmelerin artık meyvelerinin alınmasına başlanacak.
Yani Temmuz 2009 Kıbrıs Müzakereleri süreci içinde bir dönüm noktası olacak.
Masaya ise Annan Planı benzeri bir planın konacağı kesin gözükmekte. Bu planın sayfa sayısı az bile olsa bir çok konu başlığı Annan Planı ile bağdaştırılacak ve değiştirilmeden oradan alınacak.
Müzakerelerde ne olabilir.
Matematiksel olasılıklar belli. Anlaşma, Kopma, Sürme.
Ama politikada matematiksel olasılıklar geçerli değil.
Bence hedef belli.
Müzakerelerin çıkmaza doğru gittiği yavaş yavaş dile getirilmeye başlanacak ve Türkiye’den müzakerelerin devam edebilmesi için taviz vermesi istenecek.
Hangi müzakere mi?
Her ikisi de.
AB-Türkiye katılım Müzakereleri ve Talat-Hristofyas Kıbrıs Müzakereleri.

_________________
* Prof. Dr. Ata ATUN
http://www.ataatun.com

CEVAP VER