Kaybeden yine Türkiye oldu

Kaybeden yine Türkiye oldu

0
PAYLAŞ

İran, 2003’te başladığı yüksek düzeyde uranyum zenginleştirme faaliyetleri yüzünden başına açılan belalardan (yaptırımlar, içerde hem dışarda çıkan kavgalar) kurtulma yolunda eşiği geçti. BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi artı Almanya (5+1) ile İran arasındaki müzakereler sonucu 2 Nisan’da açıklanan “Ortak Kapsamlı Eylem Planı” uyarınca, Tahran, nükleer programından büyük oranda feragat edecek. Karşılığında BM, AB ve ABD yaptırımları aşamalı kalkacak. 30 Haziran mühleti konan nihai anlaşma yaptırımları ucundan yakmaya başlamazsa, İran’ın imzalaması imkansız.

Tarafların şimdiki halde karzarar bilançosu şöyle:

İran’ın kazançları

İRAN: Anlaşmayla Irak, Suriye, Lübnan, Yemen’de nüfuzunu tahkim edebilir, ekonomik yüklerinden kurtulup 21. yüzyılın yükselen güçleri arasına katılabilir. ABD’nin Güneybatı Asya’daki kaldıracı ve Asya’ya açılan kapısı hem de Rusya-Çin ittifakının parçası olabilir. İran bunun için nükleer programında hayli taviz verdi. Nükleer endüstriye sahip olmaya devam edecek. Ancak uranyum zenginleştirme kapasitesi büyük ölçüde azaltılacak. Nihai anlaşmaya varıldığında yeraltındaki Fordo tesisi nükleer araştırma merkezine dönüştürülecek. Zenginleştirilmiş uranyumun stoğunun belli bir kısmı İran dışına çıkarılacak. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun sıkı denetimleri gelişemeyi doğrularsa BM, ardından AB ve ABD yaptırımları kalkacak.

Ocakta Düzenin Yararını Teşhis Konseyi, ABD’nin yanısıra 2012’den beri AB’ye de petrol satamayan İran’ın son 3 yılda petrol gelirinin 100 milyar dolar azaldığını duyurdu ki, bu, buzdağının görünür kısmı. İran’ın dünyada yüz milyarlarca dolarlık mal varlığı ve banka hesapları dondurulmuş vaziyette, normal yollardan para transferi yapamaması yüzünden büyük zarara uğruyor. Günde 2.8 milyon varil petrol üretse de yaptırımlar yüzünden 1 milyonunu ihraç edebiliyor. Yaptırımların kalkınca manzara değişecek.

ABD’nin kazancı

1979’dan beri düşman olunan İran’la kapıyı açtı. Irak’taki ittifakın ardından İran’la nükleer anlaşmanın ABD’ye hem jeostratejik hem ekonomik getirisi olacak. Başta petrol devleri olmak üzere ABD iş alemi İran’la ticaret için can atıyor.

AB: Avrupalılar, “İran’dan petrol-gaz alabilsek, Rus Gazprom’dan kurtulurduk, ama Amerikalılar izin vermiyor” diye yakınmayı bırakacak. Artık tüm enerji yolları Tahran’a çıkıyor. Petrol devleri Total, Eni ve Shell gibi şirketler İran’a akın edecek. İlk dönenin Fransız Peugeot olacağı kesin.

İSRAİL: Başbakan Benyamin (Bibi) Netanyahu’nun ABD ile ilişkileri bozmayı dahi göze aldığı İran paranoyasının kendi istihbarat şeflerine göre bile gerçekçi temeli yok. İran nükleer silaha meylederse, baş sebebi İsrail’in yüzlerce diye ifade edilen nükleer silahları olur. İran’ın İsrail’e düşmanlık politikasını değiştirmesinin en iyi yolu ise uluslararası topluma geri dönmesi.

SÜNNİ ARAP İTTİFAKI: Suudi Arabistan ve müttefiklerinin kabusu gerçek olabilir. İran’ı stratejik tehdit gören Suudiler, Batı’nın gözünde önemlerini yitirme kaygısı da taşıyor.

İranlılar coştu, Obama selfie malzemesi oldu

Zafer halayı: İsviçre’nin Lausanne kentinde bir bardak kokteylin 70 dolara satıldığı, Coco Chanel’in köpeğinin gömülü olduğu göl kıyısındaki Beau Rivage Palace otelinde yürütülen nükleer müzakerelerden uzlaşma haberi gelince İranlılar coştu. Bayrağını kapan sokağa koştu. Tahran’ın en uzun caddesi Veli Asr’da araç kuyrukları oluştu, korna sesleri dinmedi. Gençler yol kenarında halay çekip eğlendi. Zafer kutlamalarının geleneği beyaz mendiller sallandı.

Hello Obama: İranlılar sevinçlerini yasak olan Twitter ve Facebook gibi sosyal ağlardan paylaştı. ABD Başkanı Barack Obama’nın Beyaz Saray açıklaması İran televizyonundan canlı yayımlanmasıyla bir ilke imza atılı. Çok sayıda İranlı Obama’lı ekranla ‘selfie’ çektirdi. Bakan John Kerry’yi öper yahut yanağından makas alırken gösteren ‘selfie’ler eksik olmadı.

Kâğıt fobisi: İranlı diplomatların ‘kâğıt takıntısı’ müzakere salonunu at yarışı odasına çevirmiş. Üst düzey bir ABD’li yetkili, İranlıların talebiyle silinebilen yazı tahtası kullandıklarını anlatırken, “Kâğıdı sevmiyorlar, çünkü yazılı bir belge olsa onu Tahran’a götürmek zorunda kalacaklar” dedi. Bu yüzden her heyet fikirlerini kağıt üzerinde yazılı getirmiş, ama bunlar yazı tahtasına dökülmüş. Değişiklik olunca silinmiş. Bir müzakereci yanlışlıkla sabit kalemle tartışmalı bir rakam yazınca, İran heyeti hararetle rakamı silmeye çalışmış… cumhuriyet.com.tr

BİR CEVAP BIRAK