Kaygı çok kaygan bir kelimedir…

sizi büyük limanlara. Kaygı kötü bir şeydir.


Kaygı çok eski bir kelimedir. Dedenizin kösteğinden gelir. Usul usul çıkar ceketinin iç cebinden titreyen parmaklarıyla. Dedeniz kalın gözlük kullanır,  tek eşiyle çocuklanır, tek iş’den emekli olur, en çok sevdiği yemek anneannenizin kuru fasulyesidir ve  tek yoldan gider gelir. Dedenize bir sorun, kaygı çok eski bir kelimedir ve onun da dedesinden gelir. Konu dedeniz olunca kaygı iyi bir  şey de olabilir,  çünkü kaygı sorumluluk getirir ve dedenize güvenilir.


Kaygı çok hastalıklı bir kelimedir. Küçücük bir virüsken, birden bire kaplayıverir bütün vücudu. Fazlası aklınızı tutar , azı yüreğinizi yutar… Bir adım ileri gitseniz 2 adım geri dönersiniz. Kaygı; mehter marşı tadında bir yaşama şeklidir.


Kaygı kimine göre ofsayt bir durumdur.  Karşı takım dediğiniz yakınlarınızın kale çizgisine, kale dediğimiz en özeline fazlasıyla yakın olma durumlarında peydah olur. Ofsayta uğrayan  bazen de sizin kalenizdir. Kaygı burada topla aynı çapa sahiptir. Kaygınız sizinle beraber  taraftarlarınızı da bezdirir.


İçinde abuk sabuk kompleksler barındırır. Onu herşeyin içine atıp kolayca harmanlayabilirsiniz.  Mesela korkuya, mesela egoya, mesela euroya ve en kötüsü aşka…  Bütün bir hayatınızı bu kelimeyle birbirine zincirlerseniz, ‘bunu giyen bir ölüdür’ baskılı tişörtünüzü üstünüzden çıkarmayınız. Kaygı katil ruhlu bir kelimedir. Cesaretinizi yok eder, saçınızı seyreltir, cildinizi bozar, yarınlara gitmek yerine, sizi geçmişe bağlar.


Kaygı; bütün şablon kavramların ata babasıdır.  Adam gibi adam arayışları, kadın gibi kadın bulma telaşları , bu bekleyişin ölümcül sonucudur. Eğer bu şablonlar, keyifli bir hayatın yolunu açmak için serpiştirilmiş bir kaç fantezi değilse, siz aşkı daha çooook bekleyeceksinizdir . Yoldan çıkarmaz yola getirir, çizgiyi aşamaz, çünkü çizgiye yaklaşamaz.  Ancak ahkam kesmekle bazı kaygılar da kaybolmaz, olsa olsa bir süreliğine sakinleştirebilir.


Bunun yanında kaygı, dozunda ve lehinize kullanıldığında çok da anlamlı hale gelebilir . Şımarık değildir, maymun iştahlı değildir, küstah ve alıngan değildir, biraz üzgün ve biraz da yeniktir ve daima hijyeniktir.


Kaygı her doğum gününün ertesinde daha bir  belirginleşir, eğer biraz zayıfsanız bütün hücrelerinizi ele geçirir, hormonlarınızı köreltir. Bir yetişkine yakışır şekilde bir çocuk hürriyetinde kaygınızı dizginlemek, aklın yolunun bir olduğu zamanları yüreğinizin atışıyla denkleştirmek, olağan üstü bir meziyettir…


Hayatınıza sadece bir tutam atın… avuçlamayın…


______________


SİBEL BENGÜ’NÜN DİĞER YAZILARI


– Bumerang aşklar…


– İstanbul’da yine yağmur var…


– Kelimeler, kelimeler, kelimeler…


– Bir şairin bildiği sevgi/ Attila İlhan için…


– Nedir, niyedir? Neyse…


– İnsan bazen kendini bırakıp delice gitmek istiyor…


– 3 kadın 1 kritik…


– Hayatın şablonu mu var?


– Haydi dostlar buyrun kahveye…


– Muhakkak…


Aşk’a herşey dahil…


Bir İstanbul hatırası


Kadın dediğin


– ‘Adam gibi adam’ dedikleri…


– Mantığım intihar, ruhum serseri…



Sibelbengu@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.