Kaygan zeminde medya dansı

El üstünde taşıyıp baş üstüne çıkardıklarını, şimdilerde silkeleyip atmak için yazıyorlar…


Şişirip palazlandırdıklarını, zayıflatıp çöpe döndürmek için yazıyorlar…
Keseleri dolduktan, küpleri taştıktan sonra gözleri açıldı…
Birden bire gerçekleri görmeye başladılar…
Türkiye nereye gidiyor diye soruyorlar köşelerinde…


Üç yıldır kese şişirmenin küp doldurmanın peşindeydiler…
Hangi parti iktidara gelirse gelsin, iş bağlamanın, kredi ve teşviklere konmanın yolunun, baştakileri şişirmekten geçtiğini hiçbir zaman unutmadılar…


Önce boyunu posunu yazdılar…
Sonra da yürüyüşünü…
Karizmatik dediler…
Güzel konuşuyor diye övgüler düzdüler…
Giyimine kuşamına hayran oldular…
First leydilerin ne denli zarif giyindiklerini dile getirdiler…


Üç yıl geçtikten sonra uyandılar…
Memleket, vatan, millet yazıları yazmaya başladılar…
Rejimin değişeceğinden, sistemin alt üst olacağından korkar oldular…
Cumhurbaşkanı… Cumhurbaşkanlığı… Çok önemlidir yorumlarını dillerinden düşürmez, sütunlarından eksik etmez oldular…
Bir buçuk yıl varken, bugünden paniğe kapılıp Cumhurbaşkanı’nın kim olacağının telaşına düştüler…


Ülke nereye gidiyor çırpınışlarına girdiler…
Ulemayı duydular, içki kararını öğrendiler, İmam Hatiplilere yeni tanınacak hakla geleceğin kaymakamlarının ve valilerinin kimler olacağını bugünden öğrenmenin telaş ve paniğine kapıldılar…


Türk milleti sözünü kullanamayanların, Türkiyelilik kavramını sabah akşam  neden ortaya koymakta olduğunun analizine girdiler…
Ülkedeki kimlikleri sınıflamanın ve bunu miting meydanlarında ve televizyon ekranlarında, ısrarla millete duyurma çabasında olmanın ne anlama geldiğini çözmeye çalıştılar…


Cumhuriyet’ten bu yana sorun olmamış, konuşulmamış ve gündeme gelmemiş alt ve üst kimlikler tanımlamasının, birdenbire ülke gündemine düşmesinin ardında ki gerçekleri çözmenin çabası içersine girdiler…


Türk’lük üst kimliktir diye yorumlar yaparak, alt kimlik nitelemeleri ortaya koyup, ülke ve millet bütünlüğüne uymayan tanımların sebebi ne ola ki diye düşünmeye başladılar… Kafa yorar oldular…


Bağnazlıktan, tutuculuktan, şeriattan, Türkiye nereye gidiyor söylemlerinden     dem vuran yeni vizyon yazılarıyla, okur karşısına çıkmayı yeğlediler…


Bir buçuk yıl varken, Çankaya’nın yeni sahibinin; övdükleri, baş tacı ettikleri, hayran oldukları kişilerin olmaması için, bugünden köşelerinden yaylım ateşine geçtiler.


“Kaygan zeminde medya dansı” nı başlattılar


Genel medyamızın (ulusal değil) çok önemli(!) ve büyük kimi kalemleri bugünlerde, muhteşem medya dansı ile, tarih yazıyorlar…
Her türlü ritmik ve ani dönüş hareketleriyle kaygan zemin danslarını başarı ile sergiliyorlar…


Dans bütün hızı ile devam ederken,  ülkemizi çok sevdiğini, askerlerimizin ve subaylarımızın başına çuval geçirecek denli, her davranışıyla ortaya koymakta olan ABD(!); değerli dans üstadı köşe yazarlarımızı ve gazetecilerimizi de, derin muhabbet içersinde sevmekte olduğunu, nazik jestleriyle, tarihe not düşecek ölçüde ortaya koymaktan geri kalmadı.


Politikalarını olumlu anlatımlarla ülkelerinde yazılarıyla dile getirmeye hazır, dünya medyasındaki kimi kalemler için ayırmış oldukları 400 milyon dolarlık bütçe içersinde, Türk medya mensuplarını üçüncü sıraya oturtmak suretiyle ülkemize karşı duymakta olduğu yüce sevgisini de belirtmiş oldu


Gelinen noktada, ülkemiz genel medyasının tanınmış gazeteci, köşe yazarı, televizyon  yapımcı ve yorumcularının, ABD’nin bu derin muhabbetinden ötürü(!) haksız yere zan altında kalmamaları için; çıkıp ortaya “ABD’den böyle bir iş için tek bir dolar dahi almadım ve de almayacağım…” diye
Yüce Türk halkına açıklama yapmaları zarureti doğmuş olduğunu, başı dik, alnı açık ve mazisi temiz tüm medya mensupları adına buradan hatırlatmayı görev  sayarız….


İşte böyle sevgili okurlar…
Kaygan zeminde medya dansı bu ülkede hiç bitmedi…
O dans bitmediği için de, Türk halkının çilesi hiç bitmedi…
Bir ülkede genel medyanın dürüst, namuslu ve vatansever ellerde bulunması çok çok önemlidir…
Ali Kemallerin bu ülkeye ne yaptığını, bundan sonra da neler yapabileceğini hiçbir zaman unutmamız gerekir…


burhanaozbey@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.