Kaygılar ne kadar gerçek?

Önümüzdeki  uzun yıllar boyunca, günlük yaşamımızda üstümüze sinecek olan tek şey İran kaygısı olacak gibi.
“Acaba İran gibi olur muyuz? sorusu günlük hayatımızda yer alacak.
Bunu tahmin etmek hiç de zor değil.
Acaba bu kaygı ne kadar isabetli.
Bu kaygı yerinde mi ve gerçekten tüm dünyanın gözlerini çevirdiği İran’daki molla rejimine benzer bır sistem ülkemize ihraç edilir mi?
Olmaması için neden çok.
Neden çok ama bazı “mahfiller” ve “güç odakları” nasıl ki soğuk savaş döneminde kılcallarımıza kadar enjekte ederek yaratttıkları komünizm korkusunu 70 yıl  eksik etmedilerse, şimdilerde de irtica tehlikesi ve onun daha ilerisi İranvari bir sistemin bir şekilde ihraç edilebileceği kaygısını yaymaya gayret ediyorlar.
Daha  çok kadınlarımız üzerinden bunu yaymaya çalışıyorlar ve çalışacaklar.
Özellikle çağdaş, aydın ve laik kadınlarımızın neden korkması gerektiğini ise Iran’daki İslami yasaklara dayandırıyorlar.
Tesettüre direndin mi, yüzüne kezzap atılacak.
Okullar erkekler ve kızlar olarak ayrılacak.
Başını açtın, gittin.
Ruj sürdün, yandın.
Elele tutuştun süründün.
Zina yaptın öldün…
Ancak korkuyu salan ve kaygıyı besleyen laik kesimin kalemşörleri, “Neden İran’a dönerizi” anlatır ve yazarken Şah yönetimindeki zaafiyetlerini nedense es geçiyorlar..
Molla rejimin gelişindeki aşamanın Türkiye’de de aynen sahneleneceğini iddia ediyorlar.
Gelin bakalım İran’ın molla öncesi durumuna.
Öyle uzun uzun sosyal ve siyasal analize gerek yok.
Kısaca göz atalım.
Monarşik bir yönetim.
Hem de, 56 yıldır süren bir monarşi.
Türkiye’de ise 84 yıllık sağlam cumhuriyet var ve dimdik ayakta.
Şahın ordusu, ülke savunmasından çok sarayın ve korunmasının emrindeydi.
Türkiye’de devletin emrinde. Denetim mekanizmaları sağlam. Anayasal kurum ve kuruluşlar görevde. TBMM tıkır tıkır çalışıyor. Meşruiyet tartışması yok.
Iran ordusunun gücü “laylaylom” düzeyindeydi.
TSK dünyanın disiplinli, güvenilir ve güçlü üç dev ordusundan biri.
Türkiye laiklik konusunda batı normlarına ulaşmış durumda.
Ülkemiz kalkınmışlık konusunda Iran’dan katbekat önde.
Seyahat özgürlüğü sınırsız.
Eğitim düzeyi giderek batıya yaklaşıyor, bazı branşlarda ise batının ilerisinde.
Çağdaşlık yolunda ilerlemeyi engelleyecek hiç bir güç yok.
Haaa…
İran’a özlem duyanlar yok mudur?
Tabii ki vardır.
Sayılarını tahmin etmeyelim.
Meczuplar, deliler, ruh sağlığından kuşku duyduklarımız kaç kişiyse, onlar da o kadarlar.
Onlar için bir atımlık güç sarfetmek dahi yeter.
TSK’nın gücü tartışılmaz.
Üstelik Türk Ordusu’nun, İran’ın şah dönemi ordusuyla mukayese etmek TSK’ya yapılacak en büyük bühtandır.
Şimdi, yeni bir dönem başlamıştır.
Bu döneme ad koymak da şart değildir.
Onbirinci cumhurbaşkanının seçilmesinden hemen sonra ülke sathına yayılmaya çalışılan kaygılar bir günde önlenemez.
Yaymaya çalışanlar da  olacaktır.
Kaygı bulutlarının ortadan kalkmasına gayret edenler de.
Bekleyeceğiz.
Göreceğiz.
Ve köpürtülmek istenen kaygıların “kuşku çağı”nı açmak isteyenlerın paranoyalarından kaynaklandığını anlayacağız.
 

 

 


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here