Kaz dağlarında kazı kazan!

Kaz dağlarında kazı kazan!

0
PAYLAŞ

Altını çıkarmak için, doğanın altını üstüne getirmek, havayı, suyu, yeraltı sularını kalıcı zehirlere bulamak, doğayı, Dünya’yı bitirme amaçlı bir yeraltı faaliyeti bu… Bunları yapanlar da kapital kılığına girmiş şer güçleri… Şimdi de bu mistik dağlarda termik santral kurma derdindeler. Tıpkı güzelim Yalova sahiline, cennet Amasra sahiline kıydıkları gibi, Kaz dağlarını da yerle bir edecekler bu kazmalar… Sonra da kendileriyle birlikte batan gemide üst katlara tırmanmaya çalışırlar… Ama ne paraları kurtarır onları o zaman, ne de şer odağı olmaları… Doğayı katletmek amaçlı çete kurmaktan yargılanırlar ilahi adalet makamlarında…
Kaz Dağları’nda süren, altın arama yer altı faaliyetlerinde, atılan taş, ürkütülen kurbağaya değmeyecek, 200 ton altın için kullanılacak 400 bin ton siyanürün 100 bin tonu havaya karışacak ve doğa kirleticileri, havayı kirletip, havadan para kazanacaklar. Yeşil ve mavi nasibini alacak gri işlerden…
İda dağları hançerlendikçe Homeros’un kemikleri sızlayacak… Truva’nın Aşil’i gibi topuğundan vurulacak doğa… Ülkenin en bereketli meyve ağaçlarının, tarlalardaki ekinlerin, gıdalarımızın kökleri sızlıyor, bin yıllık kutsal zeytinlerin dalları inim inim inliyor… Bunca susuzluk ortamında, Çanakkale vilayetinin toplam su tüketimi kadar su, bu süreç boyunca, bu sudan sebep için harcanacak. Doğanın gözü dolacak oluk oluk, birilerinin de cebi…
Kaz dağlarında yetiştirilen sebze ve meyvelerde zehir kalıntısı bulunması durumunda ürünlerin iç piyasaya pazarlanması ve ihracatı duracak. Çiftçi hem sağlığından, hem de cebinden olacak. Radyasyonlu çaylar içen o eski Bakan gibi, şimdi de Enerji Bakanı mı yiyecek bakalım Çanakkale domateslerini ?
Çıkarılan 1 gram altının 20 miligramı devlete bırakılıyor… İnsanların emeğiyle, ekmeğiyle ve sağlığıyla oynayarak kazanılan altın ile, hem o yöre insanının, hem de o ürünleri tüketecek insanların sağlık harcamalarına fon oluşturabilecek misin ey Devlet?
Dünyada tek olan ve yalnız bu yörede yetişen 47 türün bulunduğu bu bölgeye altın vuruş yapmak, Dünya’da türü bulunmayan böyle zihniyetlere yakışır anca… Enerji Bakanlığı ve dümen suyundaki taşeron belediyeler, bu tip ruhsatları, hatta Yalova’da maden arama adı altında doğayı katledecek, tepeleri kel bırakacak olan taş ocağı ruhsatlarını leblebi gibi dağıtırken, Çevre ve Orman Bakanlığı da durmadan konuyu araştıracaklarını açıklıyor!!! Tavşana kaç, tazıya tut, kurda ye…
Yalova-Bursa ve Yalova-İzmit yolunda sağınıza solunuza bakın, kaç kel tepe göreceksiniz? Daha yeni başladı, 2 sene sonrasını düşünün… Hele o yeşil-mavi yol sıfatıyla Dünya’ca ünlü güzergahtan, Yalova’dan Altınova yoluyla İznik’e doğru gidin ve görün cennetin nasıl cehenneme çevrileceğini…
Köprü geliyor diye arazileri kıymetlenecek sanan ahali, bir bakacak yeri bitmiş… Milyonlarca ağaç ölecek, binlerce insan kanser olacak, binlerce hayvan telef olacak, ocaklara ekonomik darbeler vurulacak, dağların dibi oyulacak…
Ama 5771 no’lu yasa ile sahil şeritlerinde ve milli parklarda bile maden aranmasına izin verildi. Kılıçdaroğlu bas bas bağırdı Çanakkale konuşmasında, “ Kaz Dağları bitecek “ diye uyardı… Şimdi ne kadar cennet dağımız , tepemiz varsa, yarın yok…
Şer güçlerinin “ Kanser geliştirme ve yayma “ oluşumları sayesinde sadece dolarlar yeşil kalacak… O da renk uyumu olur… Bir nevi kazı kazan… kazınan benim dağım, kazanan yine sermaye gücü…
Bu tahrip edici aptal yatırımlar yerine, yer altında yatan 9 trilyon Dolar değerindeki Bor madenlerimizi değerlendirebilseydik, her sorunumuza çare bulurduk. Mantalite sorunumuza bile…
Oysa nefes borumuzu peşkeş çekip, yaşam alanlarımızı kısırlaştırıyorlar. Havamızı satıyorlar ama, o kazandıkları parayla kendilerine bile oksijen tüpü ve gaz maskesi alamayacaklar… Suyumuzu toprağımızı zehirleyerek kazanacakları para ile Dünya’mızın ciğerlerini de kazıyacaklar…

BİR CEVAP BIRAK