Kazı kazan…

Altını çıkarmak için, doğanın altını üstüne getirmek, havayı, suyu, yeraltı sularını kalıcı zehirlere bulamak, başlıbaşına doğaya karşı planlanan bir yeraltı faaliyeti…


Atılan taş, ürkütülen kurbağaya değmeyecek, 200 ton altın için kullanılacak 400 bin ton siyanürün 100 bin tonu havaya karışacak ve doğa kirleticileri, havayı kirletip, havadan para kazanacaklar. Yeşil ve mavi nasibini alacak gri işlerden…


İda dağları hançerlendikçe Homeros’un kemikleri sızlayacak… Truva’nın Aşil’i gibi topuğundan vurulacak dağlar… Ülkenin en bereketli meyve sebzelerinin kökü, bin yıllık kutsal zeytinin dalı sızlıyor… Bunca susuzluk ortamında, Çanakkale vilayetinin toplam su tüketimi kadar su, bu süreç boyunca, bu sudan sebep için harcanacak. Doğanın gözü dolacak oluk oluk, birilerinin de cebi…


Kaz dağlarında yetiştirilen sebze ve meyvelerde zehir kalıntısı bulunması durumunda ürünlerin iç piyasaya pazarlanması ve ihracatı duracak. Çiftçi hem sağlığından hem de cebinden olacak. Radyasyonlu çaylar içen bakan gibi, o zaman da Enerji Bakanı mı yiyecek Çanakkale domateslerini ?


Çıkarılan 1 gram altının 20 miligramı devlete bırakılıyor… İnsanların emeğiyle, ekmeğiyle ve sağlığıyla oynayarak kazanılan altın ile, hem o yöre insanının, hem de o ürünleri tüketecek insanların sağlığına fon oluşturabilecek misiniz Sayın Bakan ama görmeyen?


Dünyada tek olan ve yalnız bu yörede yetişen  47 türün bulunduğu bu bölgeye altın vuruş yapmak da, Dünya’da türü bulunmayan böyle hükümetlere yakışır… Aynı hükümete mensup Enerji Bakanlığı ruhsatları leblebi gibi dağıtırken, Çevre ve Orman Bakanlığı’da konuyu yerinde inceleyeceklerini açıklıyor. Tavşana kaç, tazıya tut, kurda ye…


Milyonlarca ağaç ölecek, binlerce insan kanser olacak, binlerce hayvan telef olacak, ocaklara ekonomik darbeler vurulacak, dağların dibi oyulacak…


Çalışmaya karşı çıkan Nusratlı, Küçükçepni, Sahil ve Gökçetepe muhtarları, maden çalışmalarını Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a mektup yazarak şikâyet ettiler ve maden işletme izninin verilmemesini istediler. Ama aynı hükümet tarafından, 2004 yılında, bugünkü Enerji Bakanı zamanında çıkarılan 5771 no’lu yasa ile sahil şeritlerinde ve milli parklarda bile maden aranmasına izin verildi. 


Bunun yerine, yer altında yatan 9 trilyon Dolar değerindeki Bor madenlerimizi değerlendirebilseydik, her sorunumuza çare bulurduk. Mantalite sorunumuza bile…


Oysa hayati borumuzu peşkeş çekip, kısırlaştırıyoruz, göreceğiz bakalım altından neler çıkacak…


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

20 − 1 =