‘Kıbrıs derken çocuklarımızı kaybediyoruz’


İngiltere’de Türkçe konuşan toplum içinde toplumsal çalışmalarıyla yakından tanınan Raif, , yılan hikayesine dönen Kıbrıs sorunuyla uğraşmaktan İngiltere’de yeni nesilin ihmal edildiğini öne sürerek önlem almak için kolları sıvadıklarını açıkladı. İngiltere’de de KKTC nüfusu kadar 150 bin Türk’ün yaşadığı sanılıyor.


Kuzey Kıbrıs’taki seçim sonrası, İngiltere’deki seçim öncesi Türkiyeli ve Kıbrıslı Türkler’in bazı gündem konuları üzerine söyleştik:
 
– Kuzey Kıbrıs genel seçimlerinden çıkan tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?


– Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) büyük bir oy patlaması yaparak başarılı olmuştur ve bu, Kıbrıs Türkü’nün barıştan yana olduğunun göstergesidir. Başka koaliasyon alternetifleri de olsa, daha iyi olurdu ama dünyaya verilecek mesaj açısından, sağ-sol ittifaklı bir hükümet daha rahat hareket edebilecektir.


– İngiltere siyasi gündemine gelirsek, geçen haftalarda, Liberal Demokrat Parti Avrupa milletvekillerinden Barones Sarah Ludford, Ercan Havaalanı’na uçuş yaparak, Kıbrıs’ta değerlendirmelerde bulundu. Bazı yorumlarda bunun bir “ilk” olduğu belirtilerek, sizin başkanı olduğunuz Demokrasi Derneği ve İşçi Partisi eleştirildi. Eleştiriler haklı mıydı?


– Öncelikle şunu belirteyim; bu tür girişimler, moral yönünden önemlidir. Fakat Batılı ülkelerin dış politikalarına etki edeceğine inanmıyorum. Milletvekillerinin dediği değil de, devletin dediği oluyor. Bu tür girişimler, seçimler öncesinde, Londra’da yaşayan ve önemli oy potansiyeli olan Türkler’e mesajdır. İşçi Partisi’nden de daha önce birçok kişi Kıbrıs’ı ziyaret etti. Onlar da, sonuçta politikacılar ve Londra’da yaşayan Kıbrıslı Türkler de önemli bir oy potansiyeli. Ertanch Hidayettin, yerel gazetelere yazdığı yazılarda üye olduğu partiye (Liberal Demokrat Parti) seçim yatırımı yapmak için benim ismimi ve Demokrasi Derneği’ni suçlayarak ayıp etti. Ayrıca Ertanch Hidayettin’in bir başka yanlışını da düzetmek istiyorum: İşçi Partili milletvekilleri, KKTC’ye defalarca gitti ve 1989 yılında, İşçi Partili AB Milletvekili Richard Balfe, Ercan Havaalanı’ndan Kıbrıs’a giren ilk milletvekili olmuştur.


-Türkiyeli ve Kıbrıslı Türkler’in önemli oy potansiyeline sahip olduğunu belirttiniz. Seçim Platformu’nu nasıl değerlendiriyorsunuz? Ne gibi sonuçları olacak?


– Çok olumlu bir gelişme; artık seçimlerde ve politikada daha etkin olarak yer almalıyız. 1990 yılında yaptığımız bir araştırmaya göre, Londra’da 90 bin Kıbrıslı Türk yaşıyordu. Tahmin ediyorum ki, en az bu kadar da Türkiyeli vardır. Ne kadarının oy hakkı vardır, orasını bilemem. Fakat insanlar oy kullanmak, kayıtlara girmek ve kendileriyle ilgili bilgiler vermek konusunda çok çekingen davranıyorlar. Bu seçimlere etkin olarak katılıp, özellikle belli bölgelerde seçimin kaderini belirleyebiliriz. On binlerle ifade edilen kayıtlı seçmen sayısını biraz daha artıracak olan “Seçim Platformu”nun bu girişimi, herkes tarafından desteklenmeli.


-Siz parlamentoya girmeyi düşünüyor musunuz?


– Düşünmedim değil, bir ara İşçi Partisi’nden AB Milletvekili olmam önerisi gelmişti. Mehmet Ali Talat Başbakan olduktan sonra da, KKTC’nin Avrupa Birliği’ndeki gönüllü temsilcisi olmam gündeme geldi. Devletten para almadan, gönüllü çalışacaktım. Bağımsız politika yapacağımdan çekindiler. Londra’da milletvekili olmak gibi bir arayışım yok. Henüz karar vermedim ama bir gün istersem, AB Parlamentosu’nda daha yararlı olacağımı düşünüyorum.


‘DİLLERİ DÖNMÜYOR’


-Birçok kişi ve dernek, Londra’da yaşayıp Kıbrıs ve Türkiye için politika üretiyor. Hayatımızın geri kalanı bu ülkede geçiyor ve çocuklarımız İngiltere’de doğup büyüyorsa, bu ülkedeki varlığımız için de bir şeyler yapmamız gerekmez mi?


– Çok doğru bir tespit. Yıllardır, İngiltere’de yaşayıp Kıbrıs’ı kurtarma politikası yaptık fakat referandumdan hemen sonra, İngiltere’ye ağırlık vermeyi kararlaştırdık. Burada büyüyüp yetişen çocuklarımızın dilini, tarihini, folklorünü ve kültürünü öğrenip uygulayabileceği bir proje hazırlatıyoruz. Bu girişimle -geç de olsa- bir açığımızı kapatıp, doğru düzgün Türkçe konuşamayan yeni nesiller için bir girişim başlatacağız.


Bunun yanı sıra, yıllardır İngiltere’de yaşayan Kıbrıs Türkü’nü ve Türkiyeliler’i mecliste temsil edecek kimse yok. Bir şekilde Avam Kamarası’nda, AB Parlamentosu’nda bir temsilcimizin olmasının zamanı gelmiştir. Politikamızı ve gücümüzü hep geldiğimiz ülke üzerine kullanmaktan dolayı bu konuda geç kaldık ama artık çalışmalarımız İngiltere’ye yönelik olacak.


Desteklemek için birkaç isim üzerinde duruyoruz. Belediye Meclis Üyesi olarak baz arkadaşlarımız politika yapıyor ama “ayıptır söylemesi” onların da “dilleri dönmüyor”: Ayfer Orhan hariç, diğer politikacıların İngilizce’lerini yeterli görmüyorum.


– Asimilasyon, genç kuşak için büyük bir tehlike. Bu sorunun çözümü üzerine çalışamalarınız var mı?


– Geldiğimiz ülke ile çok fazla uğraştık, bu nedenle yeni nesiller konusunda çok eksiklerimiz olduğu doğrudur. Diğer dernekleri bilmem ama biz, prensipte, özellikle genç kuşaklarla daha fazla ilgilenme kararını aldık.


Özellikle çocuk ve gençlerin bir arada bulunup, kendi dillerini de konuşacakları, kültürlerini yaşayacakları ortamlar yaratmak istiyoruz. Bundan sonra gündemimizin en önemli konularından birisi, bu konu olacak. İlk gelenlerin, İngiliz dilini ve sistemini iyi kavrayamamak gibi bir sorunu hep vardı. Ama şimdi madalyon tersine döndü; burada doğup büyüyen çoçuklar, ailelerinin dil ve kültürlerini bilmiyorlar. Bu iki sakıncayı ortadan kaldıracak ortak bir yol bulmalıyız.


-Daha etkin bir lobi faaliyeti ve çözüm yollarında daha etkili olabilmek için neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?


Sürekli birbirimize saldırıp eleştireceğimize, sorunlara kafa yorsak, “daha başarılı oluruz” diye düşünüyorum. Özellikle gençlerimiz çok yaratıcı fikirlere sahipler; bu potansiyelleri iyi değerlendirmeliyiz.


Seçimler geçip, toz duman dindikten sonra bir sempozyum düzenlemek istiyorum. Ortak sorunlarımızı belirleyip, önceliklerimizi hep birlikte sıralayalım istiyorum. En genel deyişle, “Türkçe Konuşan Toplum”un sorunları, büyük oranda benzerlik göstererir. Çözüm yollarında da, güçlerimizi birleştirerek, çok etkili olabiliriz diye düşünüyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here