Kıbrıs sorununda perde arkası

Kıbrıs sorununda perde arkası

0
PAYLAŞ

Türkiye’nin adına “Barış Harekatı” denilen Kıbrıs’taki müdahalesinin ardından 40 yıl geçti… Harekat döneminde başta İngiltere’nin de aralarında bulunduğu Batı’nın da göz kırptığı bu çözüm arayışı masada imzaya dönüşmeyince uluslararası yasalara aykırı bir operasyona dönüştürüldü. Kuzey Kıbrıs’ta kurulan KKTC’ye “sahte devlet” diyen Rum Kesimi, Kuzey’i izole ederek yalnızlaştırmayı başardı. Küçük adayı “Akdeniz’i kontrol eden stratejik önemi ve petrol-doğal gaz zenginliği önemli kılıyor” denilebilir.

Dostlar, “Kıbrıs neden bu hale geldi” ya da “getirildi” sorusunun perde arkası ise Hulus İbrahim’e göre çok farklı. Hulus İbrahim’i önce size tanıtayım…

Hulus İbrahim, Kıbrıs’ın en genç sendikalı işçisi ve Kıbrıs İşçi Sendikaları Federasyonu’nun (PEO) 1950’lerdeki 6 kişilik yönetim kurulunun tek Türk üyesiydi… Örgütlü mücadelenin içinden gelen İbrahim, ABD ve İngiltere’nin soğuk savaş döneminde kapitalizmin en zayıf halkası Kıbrıs adasını sosyalist bloğa kaptırmamak ve güçlü sendikal örgütlenmeyi dağıtmak amacıyla halkı birbirlerine düşürdüğünü ve adayı ikiye böldüğünü düşünüyor… Ayaklı tarih olan İbrahim’in anıları ve kitabı “Mücadele Yılları” adadaki sorunun perde arkasını da aydınlatıyor…

Türk ve Rumların bir zamanlar kardeşçe yaşadığı Kıbrıs’ın güneyinde Leymasol’un Silifke köyünde 1931’de doğmuş. 11 yaşında olmasına karşın kendisini 16 gösterip sendikalı olmuş. Türk ve Rum işçilerin kardeşçe çalıştığı o dönemde PEO adada çok güçlüdür. PEO’nun (Hulus İbrahim’in de katıldığı) ABD kökenli maden şirketi CMC’ye karşı 1948 grevi başarıya ulaşır.

Hulus İbrahim’e göre PEO o kadar güçlüdür ki Kıbrıs’taki ücretler ve sosyal haklar Avrupa’dan bile daha iyidir… Dünya ise iki kutupludur ve soğuk savaşı yaşamaktadır… Kıbrıs’ın sosyalist bloğa kayması ABD ve İngiltere’nin işine gelmez… İşte bu ikili tarafından adayı cehenneme çevirecek senaryo o zaman yürürlüğe konur… Hulus İbrahim şunları anlatıyor:

“EOKA ideali adayı Yunanistan’a bağlamak için 1954’de adaya çıkan Yunanlı Grivas bir CİA ajanıydı. Öte yandan PEO 30 bin örgütlü işçi gücüyle adanın özgürlüğünden yanaydı. Kıbrıs Komunist Partisi AKEL de PEO ile sıkı bir işbirliğindeydi. İngiltere’nin eski başbakanlarından McMillan o yıllarda iki toplumun bölünmesi gerektiğini açıkca parlamentoda söylemişti. Bugün adadaki petrol yataklarına yakın yerlerde Türk köyleri vardı. İngilizler o bölgeleri üs olarak kendilerine ayırdılar. 3 ülkeyi garantör yaparak adanın geleceğini ipoteklediler. ABD ve İngiltere statükonun devam etmesi ve adanın komunistlerin eline geçmemesi için tezgahladıkları senaryoyu adım adım gerçekleştirdi.”

ABD Rum tarafında entrikalarını sürdürürken, İngiltere Türk tarafına ayrılıkçı tonumları eker. Hulus İbrahim şöyle devam ediyor:

“1955’de, başta AKEL olmak üzere sol örgütler ile Türkçe ve Rumca yayınlanan sol gazeteler yasadışı ilan edildi. Böylece, İngiliz sömürgecilere karşı yürütülen tedhiş eylemlerine grevlerle destek olan ve İngiliz üslerine karşı kampanya yürüten sol hareket susturulmaya çalışıldı. İngiliz sömürge yönetimi 1955-58 arasında Türk gençlerin neredeyse yüzde 30’unu polis yapmıştı. Amaç sömürge yönetimini korumak ve her geçen güçlenen Rum ve Türk ortak sedikal mücadeleyi sebote etmekti. Ne yazık ki bu bölünmüşlükten en çok Türk tarafı mağdur oldu… Rum kesiminde EOKA örgütlenirken Türk tarafında da daha sonra adını Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) değiştirecek olan yeraltı örgütü ‘Kara Çete’ ve ‘Volkan’ kanlı eylemlerine başladı…”

TMT, PEO’ya üye olan Türk işçilerden istifa etmelerini ister ve 1958’de Türk sendikacıları pusuda öldürmeye başlar.Adadaki polis güçleri bu baskıya seyirci kalır… İki toplum arasına ekilen nefret tohumları da meyvelerini vermeye başlamıştır… 1963’deki kanlı olaylar ve 1974 EOKA-B Darbe Girişimi bu senaryonun devamıdır…

Arkadaşları TMT tarafından pusularda öldürülen ve kendisi tehdit alan Hulus İbrahim 1958’den bu yana Londra’da yaşıyor. Sol yanındaki cevahiri karartmayan ve hâlâ “daha iyi bir dünyayı kurmak” için mücadelesini sürdüren Hulus İbrahim’e göre; adadaki tam bağımsızlık ve kalıcı barış ancak emperyalizmin bileğinin bükülmesiyle gerçekleşecek.

İşte dostlar küçük adada adına “Barış” konulan çocuklar 40 yaşında koca adam oldular ama adaya barış bir türlü gelmedi… Barış eninde sonunda adaya hakim olacak, yeter ki Hulus Abimiz gibi sol yanımızdaki cevahiri karartmayalım…

BİR CEVAP BIRAK

one × 4 =