Kelleşmeler

Altınova’dan İznik’e giden canımız ciğerimiz doğa harikası mavi-yeşil! yolun tepelerinde o bok rengi kelliğin bütün tonları sergilenmeye başlandı. Yalova- Bursa çıkışında, o yemyeşil Güneyköy’ün her tarafı usul usul tepelenmekte. Daha nicesi usulsuz kemirilmekte. Bir köprü uğruna ya rab ne ağaçlar gidiyor, bir rant uğruna ey halk gelecekler bitiyor. Tependekiler tepene binip senin de saçlarını kazıttıkları gün görürsün doğal güzelliğini.
40 küsur taşeron şirkete, maden arama ruhsatı adı altında, taşocağı işletme yoluyla bağrımıza taş bastırıp, ocağımıza incir ağacı diktirme hakkı verildi zamanında. Taşeronlardan yana başımıza gelen işlerin ortak paydası, talan, yalan, dolan. Geriye kalan tepelerde çıplak alan. Taşeron kelimesi bana her daim nedense kaşalot kelimesini çağrıştırmıştır.
Neyimiz kaldı ki nefesimizden başka? Ki ona da göz diktiler, doğamızın ciğerlerini söktüler, havamızı suyumuzu silktiler. Onlar bildiler ki ve yıllarca önceden kahin gibi gördüler ki!, buralar yol, pul vaadeder, kapan kul yürür gider. Kapanlar kurdular o ormanlarda geçinip giden yavrucaklara. Gelmişimize geçmişimize, geleceğimize ve dahi geçimimize geçirip gittiler köprü ayaklarına…
Körfez köprüsünün koca koca taşları, keman etmiş tepedeki saçları, açılmış başları. Gelip geçmeye köprüler yaptıracağız diye, çocuklarımızı geleceğe bağlayan köprüleri yıkıp geçtiler, üstelik, çevre yolları ile dolanmaktalar çevresinde tabiatın, akbabalar gibi. İstanbul-İzmir 3.5 saat olacakmış. 3.5 atıyor sincaplar, sakalar, börtü böcekler, 3 kuruş rantları yüzünden, buçuk adamların.
Şunu öneriyorum; gizli güçleri olan bu cevval canilere, “o ormanların içinde rant var“ diyelim, “hazine gömülü“ diyelim, “taşocağı taşeronluğundan kat kat karlı altın dolu o ormanlarda“ diyelim ki, gitsinler o ormanlarda doğal ayılıklar yapsınlar… Ve tam o sırada işlesin çalıp çırpan, yakıp yıkan dozerler. Sincaplar gibi kaçabilirler mi acaba? Kafalarını gömebilirler mi toprağa? Öttürebilirler mi hançerelerini Saka’lar gibi?
Göstermelik geri adım atan İDO’ya binmesek, hayatımızı kısaltan o köprüden geçmesek yapabilirler mi bunları? Karadan dolaşalım dostlar, yoksa karaya vuracağız.
Ağaçları biz mi kestik? Tepelerimizi biz mi deştik? Su tuttu da biz mi içtik? Bu vekilleri biz mi seçtik? Sahi mecliste vekilimiz varmıydı bizim Yalova’dan? Coşkun seller inecek tepelerimizden, İnce bentlerimiz var, koptu kopacak…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × 4 =