Kemal Erdemol son kitabını imzaladı

Gazeteci Kemal Erdemol son kitabı “Sıfır Sorundan ‘Sıfırlanan Politika’ya Dış Politikada İflasın Arka Planı” başlıklı kitabını imzaladı.

Erdemol’un Tottenham’daki eski “Kitapevi” The Garden House’da 21 Aralık saat 14’deki imza etkinliğine dostları ve okurları katıldı.

Erdemol 30 Aralık salı saat 14-16 arasında da “150 Bridport Rd, London N18 1HA” adresindeki CHP Çalışma Merkezi’nde okurlarıyla buluşarak sohbet edecek ve kitaplarını imzalayacak…

“TÜRKİYE’DE GAZETECİ OLMANIN ZORLUĞU”

Uzun yıllar Londra’da yaşadıktan sonra Türkiye’ye dönen Erdemol, bir süre Cumhuriyet’te çalıştıktan sonra BirGün’de Dış Haberler Müdürü olarak görev aldı.

Kemal Erdemol

Cesur muhalif yazılarıyla tanınan Erdemol imza etkinliğinde yazarlığın bambaşka bir şey olduğunu belirterek “Herşeyden önce eli kalem tutan birisi olarak sadece gazeteciyim” dedi.

Erdemol “Türkiye’de gazeteci olmanın zorluğunu” da şöyle anlattı:

“Gazetecilere özgü bir konum değil herkes için bir zorluk var. Türkiye’de hoşuna gitmeyen herkesin hedefi olabilirsiniz. Bu meseleğin bir cilvesi, yakın dost olanlar yazılarınızdan dolayı size düşman olabilir. Meslek sevimsisz değil ama meslektaşlarımız da yeri geldiğinde sevimsiz olabilirler. Dokunulmaz gazeteci yoktur. Dokunulması gereken gazeteci de vardır. Kendimi övmek için söylemiyorum ama bana dokunması gereken insanlar değil iktidarlar olabilir.”

“Türkiye’de gazetecilik çok zor” diyen Erdemol, beraber çalıştığı gazeteci arkadaşı Ahmet Şık’ı örnek vererek şunları söyledi:

“Ahmet Şık çok saçma sapan anlamsız bir nedenle içeride. Fetullah iradesinin egemlen olduğu bir dönemde Fetullahçıların kumpasına uğrayıp içerideydi, çıktıktan sonra da şimdi ‘Fethullahçı’ diye AKP yargısı tarafından içeri atıldı. Herkesin başına gelebilir. Garip bir ülke.”

Erdemol; Türkiye’de adalet olmadığı, Recep Tayyip Erdoğan’ın karar verdiği bir yargı olduğunu belirterek , “Recep Tayyip Erdoğan geçenlerde Esenyurt Belediye Başkanı için ‘arkadaşlarımız gerekeni yaptılar’ demişti. Arkadaşlarımız dediği nedir? Hukuk devletinde adalet yapabilir gerekeni ancak. Böyle bir ülkede gazetecilik yapmanın zorluğunu tahmin edebilirsiniz. Bunun zorluklarını yaşıyoruz. Mesleğin ötesinde bir var olma biçimi haline geldi. Diğer meslek gruplarında kendini saklaman kolay olabiliyor ama gazetecilik te böyle değil. Başka türlü bir gazetecilik yaparsan saklamaya da gerek yok, Cumhurbaşkan’ın uçağına da alınabilirsin” dedi.

“GAZETE SAHİPLERİNE DE BASKI VAR”

Gazetecilerin yanısıra gazete sahipleri üzerindeki iktidar baskısını da değinen Erdemol, “İktidar gazete sahiplerine gazeteciyi atmazsan sana ceza vereceğim diyerek gazeteci ve patronunu da karşı karşıya getiriyor. Bu dünyanın hiç bir yerinde olmayan bir uygulama. 12 Eylül cuntacıları bile bu kadar baskı yapmamıştı.”

Erdemol soru üzerine zor şartlarda görev yapan gazetecilerin morali konusunda “İnanmayacaksınız ama keyifliyiz. 12 Eylül döneminde yazdığım bir yazıda ’12 Eylülcüler bizi hem işkenceyle hem de gülmekten öldürdüler’ diye yazmıştım. Çünkü darbeciler çok komik ve beyinsiz insanlardı. Şimdi bunlar da öyle. Başımızda islamcı bir iktidar var” dedi.

“BU BADİREYİ MUTLAKA ATLATACAĞIZ”

“Mutlaka bu badireyi atlatacağız ve 70-80-90 yıl boyunca bir daha islamcı bir iktidar gelmeyecek” diyen Erdemol şöyle devam etti:

“İslamcılığın ne olduğunu o kadar iyi anladı ki bu millet. Hiç umutsuzluğa yer yok. İslamcılığın 6 yaşındaki bir çocukla evlenilmesine cevaz verdiğini anlatsak inanmazlardı. Ensan Vakfı’nda bulabildiğimiz 49 çocuğa tecavüz edildiği yazıldı. Altını çizerek söylüyorum kadın bakan çıktı ‘Bir kere böyle oldu diye vakfa yüklenilmemesi gerekir’  diyerek dünyada pedefoliye karşı mücadelede en utanç verilecek sözü söyledi. Ne kadar daha çocuğa tecavüz edilmesi gerekirdi? ‘Ölü eşlerinizle 6 hafta ilişkiye girebilirsiniz’ denilmesi en son sapık bir dincinin sakal bırakmayan erkekleri kadınlarla karıştırabilirsiniz dedi… Hayata ilişkin bir projesi olmayan cinsellikle yaşayan islamcıları bu halk gördü. Recep Tayyip Erdoğan’ı parkasız Deniz Gezmiş’e benzettiler. Bir tek yaşayan kendi kahramanları yok bu adamların. Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan’ı övmek için Deniz’in adına ihtiyaç duyan bir islamcılık var. AKP tipi bir şeriatçılık var bu ülkede…”

***

“Sıfır Sorundan ‘Sıfırlanan Politika’ya Dış Politikada İflasın Arka Planı”

BirGün yayınlarından 2017’de 351 sayfa olarak çıkan kitabın tanıtım yazısı şöyle:

“AKP’nin proaktif dış politikası iflasla sonuçlandı. Bu politikanın sürdürülmesine uluslararası sistem de izin vermedi kuşkusuz ama başarısız olmasında AKP’nin uluslararası siyaseti iddia edildiğinin tersine iyi okuyamamış, Ortadoğu başta olmak üzere etkili olmaya çalıştığı bölgelerin dinamiklerini kavrayamamış olması da etkili olmuştur. Proaktif dış politika adı altında aslında yapılan; AKP zihniyetini oluşturan İslamcı, fetihçi yaklaşımların hayata geçirilmesi idi. AKP iktidarının proaktif dış politikası “Arap Bahara’ nin başlamasıyla “değer odaklı dış politikaya dönüştü. Bu dış politikanın mimari olan Ahmet Davutoğlu’nun “değer odaklı dış politikası“; Yeni Osmanlı., islamcı, fetihçi bir içerik taşıyordu. “Madem Soğuk Savaş bitti o zaman yeni bir jeopolitik konunılama içinde olunmalı“ diyordu Davutoğlu. Özcesi, artık sınırlarımızı koruma politikasına takılı kalıp sınırlarımız içine hapsolmayalım, bölgeye açılalım, dediği buydu. Geleneksel Türk Dış Politikasından kopuş anlamına gelen bir çizgiye girmişti Türkiye. “Çok boyutlu, kulvarlı“ politikayla, dış politikada sadece Batı’yla hareket edilemeyeceği ifade edilmiş oluyordu elbette. “Aktif pay kapma“dan ise, yakın olduğu bölgelerde faaliyet gösteren diğer emperyal güçlerin yanında durarak etkili olmak anlaşılıyordu.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

nine + ten =