Kemanın kontrabas ile dansı

Yaşı 80’ler de gezinen, geçen yüzyıldan, yüzyılımıza ulaşan çağdaş bir besteci Andre PREVİN. Keman ve kontrabaş’ı buluşturan, “Keman, Kontrabaş ve Orkestra için ikili konçerto” şunu, hafta sonu Ankara’da, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile Pelin Halkacı AKIN ve Onur ÖZKAYA, Türkiye’de ilk seslendirilmesini gerçekleştirdiler. Eseri dinledikten sonra ara da, yazının başlığı oluşmuştu hemen. Keman’ın Kontrabaş ile Dansı.

PREVİN, Berlin doğumlu ancak ABD’de yaşayan, piyanist, orkestra şefi, besteci, çok yönlü bir sanatçı. Filmler için besteler yaptığı gibi, caz piyanıştı olarak da görüyoruz. Asya, Avrupa ve Amerika’da bir çok orkestra da yer almış, yönetmiş. Cazla klasik müziği, yaşamında harmanlamış müzik adamı.

Türkiye’de ilk kez seslendirilen bu eserini, 2007 yılında, Anne-Sophie Mutter keman da, Roman Potalko kontrabaş da, Boston Filarmoni Orkestrası eşliğinde, şef olarak da kendisi seslendirmiş.

Pelin Halkacı AKIN, Borusan Flarmoni Orkestrası’nın baş kemancısı. Ülkemizde ve dünyada bir çok orkestra içinde ye alan bir sanacı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Profesör olan bir eğitimci aynı zamanda. Türk bestecilerinin eserlerini seslendirdiği, “YOLCULUK” CD’sine, “YÜZYIL DÖNÜMÜNE YOLCULUK” CD’sini de ekleyerek, yolculuğunu sürdürüyor. Solistlik, Resitaller, Festivaller, müzik yolculuğu devam ediyor.

Onur ÖZKAYA, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın KontrabaşÂ grubu şefliğini sürdürmenin yanısıra, aynı zaman da o da bir eğitimci. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Devlet Konservatuarı’n da yardımcı doçent olarak, kontrabaş öğretmenliğini sürdürüyor. Ülkemizde ve dünyada bir çok orkestra ile çalmış, solist olarak da yer almış, ödüller kazanmış, Ankara kökenli bir sanatçımız.

Eserde çok az da olsa caz tınıları da yer almış. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile Şef Emin Güven Yaşlıcam eşliğinde gerçekleşen bu birleşme ve ülkemizde ki ilk seslendirmede, sahnede adeta bir dans gösterisi izledik. Keman ve kontrabaş, bir birlerine şarkılar söyleyerek, orkestra eşliğinde dansettiler.

Sanatçılarımızı içtenlikle kutlamak gerek, çağdaş bir besteyi, ilk kez programa alarak, Ankara’da ilk seslendirilmesini gerçekleştirdiler. Bilineni değişik yorumla tekrarlama yerine, yeni tınılarla bizi tanıştırdılar. Keman ve kontrabaş’ın uyumuna orkestra da katılınca, yarım saat bir müzik ziyafeti gerçekleşmiş oldu.Â

Konserin ikinci yarısında bu kez dans, keman ve orkestra ile sürdü. Aleksander GLAZUNOV’un Keman Konçertosu seslendirildi. Macar asıllı, Petersburg’da yaşamını sürdürmüş olan bu sanatçı, belki de dönemini ve çalkantılı yaşamını eserine yansıtmıştır. Keman, orkestra da ki bir çok enstumanla karşılıklı şarkılar söylerken, bazen duygusal, bazen karamsar, ancak çoğu zaman coşkulu bir havada, orkestra ile dansını sürdürmektedir.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile keman’ın bu dansını bizlere, orkestra içinde de görev yapan, ama bu kez solist olarak yer alan, kemancı Nevzat KALENDER gerçekleştirdi. Dinamik ve orkestra ile bütünlük içinde, diğer enstrümanlarla da şarkısını sürdürürken, kuzeyin tınıları ve duygu zenginliği içinde bir gezinti yaptık. Ülkemizde bir çok orkestra içinde yer alan, dünyada da değişik orkestralarda yer alan ve solist olarak da, dinleyici ile buluşan Nevzat Kalender’i ilk kez bu konserle solist olarak dinlemiş oldum.

Eserin renkliliği, kuzeyin tını zenginliği, kemanın virtüözlüğü ile birleşince, orkestra eşliğinde söylenen şarkılarla, bir müzik ziyafeti gerçekleşmiş oluyor. Nevzat KALENDER’in bundan sonra ki konserlerini de kaçırmamaya çalışacağım.

Geçen hafta sonunda gerçekleşen program, bizi coşku denizinde yüzdürmek için hazırlanmıştı sanırım. Son eser Çaykovski’ye ayrılmıştı. Çaykovski’nin İtalya’da bulunduğu sırada bu gezide ki izlenimleri, akdenizin sıcak tınıları ile kuzeyin soğuk, ancak duygu yüklü tınıları ile harmanlanmıştı. Çaykovski bizleri Roma sokaklarında, Akdeniz’in dalgalarında buluşturdu. Duyduğu şarkıların tınılarını da eserine katan Çaykovski, “İtalyan Kapriçyosu” ile bize, gecenin son dansını coşku ile yaptırıyordu.

Orkestra, konser boyunca bu dans havasına kendisini öylesine kaptırdı ki, Akdenizin sıcaklığı ile de adeta coştu. Konser sona erdiğinde, alkışlar dinmeyerek, bis sesleri yükseliyordu.

Gecenin bence alkışlanması gereken önemli kişisini en sona bıraktık. Orkestrayı bu hafta yöneten Şef, Emin Güven YAŞLICAM. Epey oldu, ilk kez Adana da bir tesadüf ÇUKUROVA SENFONİ ORKESTRASI ile dinlemiştim. Adana’da böyle bir şef ve orkestra ile karşılaşacağımı ummayarak gittiğim konserden, bu düşüncemden ötürü utanarak, ancak mutlu olarak ayrılmıştım.

Şeflik öğrenimi ve deneyimlerini İtalya’da gerçekleştiren Emin Güven YAŞLICAM, bu eseri programa almakla, sanırım bizleri İtalya seyahatine ortak ederek, konseri tamamlamak istemiş. Dünya da ve ülkemizde bir çok orkestrayı yönetmiş olan YAŞLICAM, Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası daimi şefliğini de sürdürüyor.

YAŞLICAM’ın, Çaykovski’nin İtalya izlenimleri ve seslerini yansıttığı eserinde ki, dinamik tutumu ve orkestrayı yönetimi, şef ile orkestrayı adeta bir bütün haline getirmişti. Gece, canlı, duygu yüklü, hızlı bir dans ile sona eriyordu. Dinleyiciler, orkestra salonundan coşku içinde ve mutlu ayrılıyordu. Program notlarından da yararlanarak, izlenimlerimizi aktardığımız, bu yazıya noktayı koymadan önce, bir kaç sözle tamamlamak istiyoruz.

CSO, Yaşlıcam’ın şefliğinde, keman ile kontrabaş ve keman, cuma akşamı baharın gelişini, bizlere adeta dans tınıları ile müjdelediler.

90 yılı aşan bir birikim CSO. Yüzüncü yılına doğru yaklaşıyor. 100. yılına doğru yaklaşırken politika, 100.yılında daha genişlemiş ve olgunlaşmış, dalya diyen bir orkestramız var diye, övünebilmeyi sağlamaktır önemli olan. CSO’na destek olarak, politika ve yönetim, bu görev sorumluluğunu taşıyabilmelidir.

______________________________

Ankara. 21 Nisan 2014. Salı ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

2 × 2 =