Ken Loach: Boris Johnson ve etrafındakiler halkın çıkarlarına en uzak grup

ARİF BEKTAŞ / EVRENSEL LONDRA – Yazar Tarıq Ali ve Yönetmen Ken Loach, Brexit tartışmalarını Evrensel’e değerlendirdi. Ken Loach, Muhafazakar Başbakan Boris Johnson ve etrafındakileri “halkın çıkarlarına en uzak grup” diye niteledi.

Son 3 yılı Brexit tartışmaları ile geçiren Birleşik Krallık halkları, henüz iki aylık başbakan olan Boris Johnson’ın planlarını bozdu. Dün akşam saatlerinde, yaz tatili sonrası ilk kez toplanan parlamentoda, “Anlaşmasız Brexit”i engellemek için yasa yapılmasını öngören oylama yapıldı. Bu oylamaya göre Johnson’ın partisinden 21 milletvekili Johnson’a karşı oy kullanarak oylamayı 328’e karşı 301 kazandılar.

Parlamento Meydanı’nda yapılan gösteride Yazar Tarıq Ali, İşçi Partisi Gölge Bakanları Dan Garden ve Richard Burgon, Savaş Karşıtı Koalisyon Başkanı Linsey German, PCS, UNİTE, NUT sendikalarının yöneticileri ve kampanya temsilcileri birer konuşma yaptı. Konuşmalarda, Johnson’ın tehlikeli oyunlarına karşı halkın birlik içinde mücadele etmesi gerektiği belirtildi.

Eyleme katılan Yazar Tarıq Ali ve Yönetmen Ken Loach, Brexit tartışmalarını ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın parlamentoyu askıya almasını Evrensel’e değerlendirdi.

KEN LOACH: JOHNSON TEHLİKELİ ADAM, TRUMP’A BENZİYOR
İngiltere’deki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu bir darbe midir?

En büyük tehlike şudur: Sıradan insanların birçoğunun “Halkın adamı Boris” olarak değerlendirdiğine de şahit oluyoruz. Buna neyin neden olduğunu anlamakta zorluk çekiyorum. Elbette işin gerçeği tam bunun karşıtıdır. Boris Johnson çok tehlikeli bir adam. Donald Trump’a çok benziyor. Johnson tamamen zenginlerin çıkarı için uğraşıyor. Bunun için parlamentoya darbe yapmayı da göze almış durumdadır. Umarım parlamento buna izin vermez. Kendisinin geleneksel yapının ve düzenin karşısında olduğunu söylüyor. Aslında kendisi tam da bu düzeni temsil ediyor. Zenginlerin düzenini.

Çok tehlikeli bir adam. Epey bir basın grubunu arkasına almış durumdadır. Tehlikeli bir noktadayız, önemli fırsatların da olduğu bir dönemdeyiz. Tekrar liberalleri yanına alıp amaçlarını gerçekleştirebilecek yönelime girerek tehlikeli planlar yapabilirler. Biliyoruz ki, liberaller tekrar muhafazakarları ayağa kaldırabilirler. Liberallere güven olmaz. İkilemli bir dönemden geçtiğimiz bir gerçektir.

Britanya halklarının nasıl bir Brexit istediğinin dikkate almamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bütün bu tartışmalar ve gelişmelerle birlikte bence en büyük olay, bizi AB yanlıları ya da AB karşıtları olarak bölmeye çalışıyorlar. Aslında biz birlik halindeyiz. Bizim temel sorunlarımız karşısında yan yanayız. Bu sağlıktır, eğitimdir ya da başka sorunlardır. Johnson ve yanındakiler halkın isteklerine en uzak gruptur. Onlardan halkın taleplerini gerçekleştirmesini bekleyemeyiz. Onların, Brexit ile ilgili halkın ve işçi sınıfının ne düşündüğünü dikkate almasını da bekleyemeyiz. Fakat, bu talepler için mücadele sürmek zorundadır.

Bir de Johnson ve etrafındakilerin dış politikası da çürümüştür. Ne Filistinliler ne de Kürtler gibi adalet mücadelesinin yanında yer alıyorlar. Uluslararası yasaları da hiçe sayıyorlar.

Ama biliyoruz ki; İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn, uluslararası yasalara bağlı kalacak ve hiçbir zaman baskıcı rejimlere silah satışı gerçekleştirmeyecek. Aslında ülke olarak çok kritik bir dönemden geçiyoruz.

Muhalefetin nasıl bir tutum almasını beklersiniz?

Bence Jeremy Corbyn’e destek vermeleri gerekir. Muhalif güçler olarak erken genel seçim talep etmeliyiz ve Corbyn’in sosyalist politikalarını desteklemeliyiz. Sosyal bir programla halkın sorunları ile ilgilenen bir yöne girmeliyiz. Aşırı sağa karşı mücadele, ancak sosyal bir programla mümkün olur. Liberallere alan açmamalıyız. Çünkü kesinti ve kemer sıkma politikalarını Muhafazakarlar Liberal Parti ile beraber gerçekleştirmişti. Onun için Corbyn’in arkasında birleşerek, bir daha kesinti saldırısı altında yaşamayı engelleyelim.

TARIQ ALİ: BORİS JOHNSON BİR OYUN PEŞİNDE

Parlamentoyu baypas eden ve Kraliçenin onay verdiği, Johnson’ın bu kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yasal olarak hiçbir sorun yok. Yasa dışı değildir. Bunu yapabilirler. Ama çok provokatiftir. Çoğunluğun desteğini alacağından emin değil. Oyunlar oynamaya çalışıyor. Anlaşmasız Brexit oylamasını kaybetmesi durumunda erken genel seçime gitmek zorunda kalacak.

Parlamentonun baypas edilmesi, İngiltere’nin dünya sahnesinde tekrar eski gücüne erişmesi amacını gütmüş olabilir mi? Devletin çıkarına mı bu parlamento darbesi?

Bu bence oportünistçe bir şey. Yapabilirler böyle bir şey. Daha önce de benzer bir durum 50’lerde yaşandı. Ama Boris’in yaptığı daha önce yapılanların hepsinin üstünde bir şey. Bunu, kendi partisi içinde AB yanlılarına karşı galip gelmek için yapıyor. Bunun içinden çıkabilir mi bilemiyorum. Ama halkın tepkisi şu anda oldukça yüksek bir düzeydedir. İnsanlar oldukça öfkeli. 3 yıl önce referandumda AB’den çıkmak için oy kullandılar. Ama Boris’in yöntemleriyle değildi bu çıkış isteği.

Britanya İmparatorluğu’nun eski gücüne ulaşması için AB’den ayrılma bir fırsata dönüştürülüyor olabilir mi?

Hayır. Britanya İmparatorluğu öldü gitti. Britanya ABD’ye göre politikalarını belirliyor ve onunla birlikte hareket ediyor. Bir daha eski gücüne gelemez. ABD’den bağımsız, ne askeri ne de ekonomik bir adım atabilir. Adeta ABD’nin bir kuyruğu olarak Irak, Libya, Yemen’de olduğu gibi peşinden gidiyor. Kimsenin böyle bir hayalinin olduğunu düşünmüyorum. Boris Johnson bile bunu düşünmüyordur.

Brexit tartışmalarında kimse Britanya halkının sorunlarını, işçi sınıfının nasıl bir Brexit istediğini tartışmıyor.

Sürekli ifade ediyorum. Corbyn de sürekli gündeme getiriyor. Benim kastım, Brexit’i gerçekleştirmek isteyenler. Onlar işçi sınıfının nasıl bir Brexit istediğini dile bile getirmiyorlar. Varsa yoksa İngiliz sermayesinin çıkarları hesaplanıyor. Biliyorum. İşte bunların politikaları budur. Büyük sermaye gruplarının çıkarlarını her zaman önde tuttular.

1991 yılında, Tony Benn’in sunduğu ve Jeremy Corbyn’in de imzacı olduğu, yasa teklifi o zaman reddedilmişti. Tamamen işçilerin çıkarları düşünülerek hazırlanmış bir “demokrasi yasa tasarısı” vardı. Bu önergeye göre, monarşi ortadan kalkacak, Lordlar Kamarası yerine Halk Kamarası geçecek ve sendikalarla işçilerin söz sahibi olacağı bir parlamento isteniyordu. O zaman bu önerge reddedilmişti. Demokrasi o önergeyle güçlenecekti. Fakat, şimdi onun tersi yaşanıyor. Parlamento hiçe sayılarak Boris kendi kafasına göre anlaşmasız bir ayrılık dayatıyor.

AB’nin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

AB bir zenginler kulübüdür. İtalya’da, kıyılarına gelen göçmenler ülkeye alınmamak için yasa çıkarıldı. Almanya’da sağ parti bazı eyaletlerde yükselişe geçti ve göçmenlere karşı düşmanlık besliyor. Polonya’da eşcinsellere dönük saldırıların ardı arkası kesilmiyor. Avrupa dediğiniz işte bu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.