Kendi zenginini yaratmak…

Her iktidar kendi zenginini yaratmak zorunda olmalı mı?

Her iktidar, yandaş medya, yandaş dernek, yandaş cemiyet, yandaş iş adamı, yandaş sanatcı, yandaş sendikacı veya yandaş esnaf yaratmak niyetiyle hareket edebiir.
Bu yandaşlığı sağlamak için onlara yönelik ama ayrımcılık yapmadan şans ve hizmet verebilir.
Bu bile mahzurludur ama bir ölçüde akla yakın gelebilir.
Ama hiç bir iktidar kendi zengininin, kendine destek verecek zengini asla yaratmak zorunda değildir.
Hedefi ve amacı bu olmamalıdır.

Ne yazık ki gerek sağ ve gerekse sosyal demokrat iktidarlar geçmiş yıllarda kendi zenginlerini yaratmak için çaba sarfettiler.
Sağcılar daha çok çaba sarfettiler.
Gelmiş geçmiş sağ iktidarların yarattıkları sonradan “yetme” zenginler hemen belli olur. Bakın çevrenize hemen farkedersiniz.
Çünkü zengin olmak on yılın, yirmi yılın işi değildir.
Eğer aileden gelen bir zenginlik varsa, hırsızlıkla servet edinildiği kanaatı zayıftır.
Eğer sonradan olma zenginlik varsa, bilin ki devlet işi yapılarak bu varlık elde edilmiştir. İçinde “hafif” çalıp çırpma vardır, parti desteği vardır, himaye vardır.
İstisnalar hariç.

AK Parti iktidarı ne yazık ki, her sağ parti gibi kendi zenginini yaratmak için elinden geleni yaptı, yapıyor.
Çok da gizli-saklı yapıyor olmalı.
Ne de olsa gelip geçmiş  iktidarların bu yöndeki uygulamalarından, açıklarından ders alma şansları var. Bunu kullanmış olabilirler. Yani iz bırakmadan yandaş zengin yaratma yöntemi uyguluyor olabilirler.

Yeni zenginler, büyük ihaleler öncesi himayeler dışında genelde belediyelerde fazlasıyla göze çarpıyor.

Hangi belediye başkanı hakkında “Para yemeden hizmet veriyor” denebilir ben bilemem.
Ama bildiğim, eski başbakan ve cumhurbaşkanı  rahmetli Turgut Özal’ın “Ben zengini severim” cümlesinden hareketle genel kabul gören söylenti “Hırsızlık yapıyor ama hizmet de veriyor, helal olsun” yolundadır. Ve halk bu lafı çok kullanmaktadır.

Geçenlerde Political Researcher Strateji Geliştirme Merkezi isimli kuruluşun bir anketi yayınlandı. Sonuçlara göre, AKP’nin “Kendi zenginini yaratma çabası içinde olduğuna inananların” oranı yüzde 57.5 imiş.

Bence bu oran düşük dahi olabilir.
İşleri istedikleri yandaş şirketlere ihalesiz veren belediyelerin işleri yok da CHP’li şirkete para mı kazandıracak? İstediği an, kendisini destekleyen şirketi ihya edebilir. Bunun mutlaka hırsızlık ve yolsuzluk anlamına geldiği söylenemez.
Söylenemez ama herkese eşit mesefade durmak zorunda olan belediyeler, gizli saklı iş yapmazlar. Şeffaf olurlar. Herkese fırsat verirler.
Son örnek Gaziantep’de görüldü.
Daha Gaziantep tartışması bitmeden Erzurum’da Lala Paşa Camii’nin çevresinde kesilen ağaçlar (yarın asırlık olduğu söyleniyor) yerine ışıklı ve görünümleri ağaca benzetilen metal figürlerin dikildiği haberleri gazetelerde yer aldı. O güzelim ağaçlari kes, yerine metalini yandan birine ihalesiz yaptır. Bunun adını siz koyun.

Ben daha öncesini söyleyeyim. Ankara’da Melih Gökçek, Ağustos ayı içinde, Atatürk Bulvarı üzerinde ne kadar ağaç varsa hepsine ışık koydurdu.
“Ağaç ve ışık ne alaka” diyenler çıkabilir.
Dev ağaçların dalları arasına yerleştirilen büyükçe ışıklandırma aparatları akşam yanıyor ve yaprakların yeşil rengi ortaya çıkıyor
Binlerce aparata kimbilir ne kadar para ödendi. Ağaçların 6 aya varmadan kuruması olası. Göreceğiz.

Bir örnek de yine sağ iktidarlardan ANAP zamanından…
1983 sonrası, Başbakan Turgut Özal’ın “pırlanta” adamlarından Erdoğan Yavuzlar Çankaya Belediye Başkanı olmuştu.
Yavuzlar, Çankayalılara  şirin görünmek için Atatürk Bulvarı üzerindeki elektrik direklerine dev saksılar içinde çiçekler koydurmuştu.
Elektrik direklerinin nerdeyse tepesinde.
Çiçeklerin nasıl korunacağı ve sulanacağı unutulmuş tabi ki…
Ben de o dönemde Hürrriyet’te Bir Günün Hikayesi Köşesinde fıkralar yazıyordum. Bu tabloyu görünce, çok da yakın arkadaşım olan Erdoğan için “Başkan, çiçekleri sulatmak için eğer Afrika’dan fil ithal ederse kimse şaşırmasın” diye yazmıştım…
Sonra ertesi gün gazetenin barında buluşup hem saksılara, hem fillere çok gülmüştük.

Demem o ki, kendi yandaş zenginini yaratmak iktidarların başına çok iş açabilir.
Birincisi ahlaki değildir.
İkincisi adaletli değildir.
Üçüncüsü tefrik (ayrımcılık)  yapmak günahtır.
Bu günahı AK Partililer benden daha iyi tefsir ederler, bundan kuşkum yok.
Ama kendi zenginini yaratma niyetinden de vazgeçmezler.
Bundan da kuşkum yok..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.