Keynes ve Marx

Keynes ve Marx

0
PAYLAŞ

Kitap fuarında üç akademisyen arkadaşla birlikte, “Keynes ve Marx” konulu bir söyleşi yapıldı. Konuşmanın gerek yeri, gerekse zamanlaması mükemmeldi. Konuşmanın yeri kitap fuarı, zira böyle bir tartışma, sermayenin bir kanser dokusu gibi tüm yerküreyi sardığı ve insanları âdeta teslim aldığı bir ortamda böyle bir tartışma ancak entellektüel alanlarda sürdürülebilir. Tartışmanın zamanı ise, kapitalizm üçüncü derin krizini yaşarken yapılması belki biraz da olsa kalplere ve kafalara birşeyler akıtır görüşü ile fevkalade uygun geldi bana.

Geçen hafta sonunda Nobel ödüllü bir dizi dünya lideri toplanmış ve dünyamızı koruyalım, yerküreyi kurtaralım diye insanlığa mesaj vermişler. Kimler yok ki bu grupta, Jimmy Carter’den tutun Finlandiya eski Cumhurbaşkanına, Hint Kadın Hakları Savunucusundan tutun Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Özel Temsilcisine dek bir dizi ünlü ve etkili isim bu mesaj için bir araya gelmiş. Mesaj güzel de, bu insanlar etkili makamları işgal ederken, nasıl oludu da dünyayı böyle bir felakete sürükleyen kapitalizme karşı çıkmayıp, bugün bizzat kendilerinin hizmet ettiği sistemin sonuçlarını önlemeye kalkıyorlar! Böyle bir traji-komik davranış tüm lideri sarmışken Marx’ın kemikleri sızlamaz mı!

Sistemler çok etkilidir; kendilerini koruyacak ve karşıtları ile savaşacak güçlü yöntemlerle mücehhezdir. Kapitalizm de böyle bir güce sahiptir. Üstelik de, sosyalizmden farklı olarak, kapitalizm devletlerin yaşamlarında başat olmuş ve uzun yüzyıllar boyunca çok değerli deneyimler kazanmış olduğundan, esneklik ve manevra kabiliyetini çok üst düzeylere çıkartmıştır. Ancak, her sistem gibi, kapitalizm de, kendi işleyiş dinamikleri sonucunda diyalektik olarak, süresi ve zamanı belli olmayan bir zamanda, son bulmaya mahkûmdur. İşte bu nedenledir ki, şimdilerde Marx çok önemlidir ve Marksizmi Keynezyen görüşlerle karşılaştırmak fevkalade zihinleri açıcı bir işleve sahiptir.

Marx ve Keynes’in müşterek tarafları, ilginç bir şekilde, kapitalizmin işleyişi üzerine ve diyalektik bir yaklaşımla teorilerini inşa etmiş olmalarıdır. Ancak, bu iki düşünürün tam da birbirlerinden ayrıldıkları nokta burasıdır. Diyalektik yöntem Keynes’i sistem içinde tutarken, Marx’ı sistemi dönüştürmeye götürmüştür. Bu farklılığı iki şekilde açıklamak olasıdır. Birinci açıklama, Keynes’in güçlü sermaye kesimine, Marx’ın ise emek kesimine hitap etmesi şeklinde geliştirilebilir. İkinci açıklama ise, Marx’ın bilimsel yaklaşımına karşın, Keynes’in pratik çözümleme yöntemine kendisini hapsetmesi şeklinde yorumlanabilir. Zira, Marx sistemin genetik yapısını analizinin odağa koyarak, bilimsel yöntemle sistemin devinimini ve sonlanmasını açıklarken, Keynes, yüzeysel düzeyde sistemin içsel tıkanıklıklarını çözmeye yönelmiştir. Böylece, pratikte ve kısa dönemde Keynes’in çözümlemesi işlevsel sonuç vermiş olduğu halde, Marx’ın yaklaşımı uzun erimli devinimin açıklanması şeklinde oluşmuştur. Muhtemelen Keynes de kendi âkibetini görmüş olacak ki, torisini, ünlü “uzun dönemde hepimiz ölüyüz” söylemi ile noktalamıştır.

Keynes Marx’a karşı yürüttüğü mücadelesini teıorisine “belirsizlik” görüşünü ekleyerek, kendisini sağlama almaya çalışmıştır. Bugün dahî Marx’ı reddeden, ama ekonomik sürükleyişi açıklayamayan sözde bilim insanları belirsizlik yaklaşımına büyük kurtarıcı olarak sarılmaktan kendilerini alamamaktalar. Ne var ki, ne belirsizlik yaklaşımı ne de uzun dönemde hepimizin ölü olacağı görüşü Keynes’i tahta oturtmayacağı gibi, Marx’ı da mezara sokamayacaktır. Çünkü, Keynes’le Marx’ın karşılaştırılması, güçlülerin siparişi üzerine geliştirilmiş isteksel yölendirme ile bilimsel açıklamanın yan yana getirilmesinden başka bir şey değildir. Günümüzde çevre kirliliği, yoksulluk, savaşlar ve benzer çeşitli doğal yıkım ve sosyal acılar yaşanıyorsa Marx’ın haklılığı gün gibi ortadadır. Ne var ki, sermayenin özel mülkiyet biçiminin canavarlaştırdığı hırs aklın önünde gittiğinden, her türlü doğal veya insanî dehşet yaratilabilmekte, onlardan da yararlanma yoluna gidilmekte, üstelik de bu yolda insanlık da kandırılabilmektedir. Umarım, bu uyku uzun sürmez!

BİR CEVAP BIRAK