İki yumurta ile dört koyunun hesabı*

Dışarıdan bakıldığında toz duman bir medya görüntüsü. Yargısız infazlar; hem savcı, hem yargıç görünümünde konumlanmalar. ”Sizde, tekzip yayınlama etiği ne durumda; gazeteciler, savlarını kanıtlama sorumluluğunu yerine getiriyorlar mı?” diye soran, Türkiyedeki medya-iktidar ilişkilerini anlamaya çalışan yabancı gazetecilere yanıt verme güçlüğü…
Artık zamanı gelen o hikayeyi anlatmanın sırasıdır: 1970’ li yıllarda, iki Türk gazeteci, valizlerini sırtlayıp soluğu Stokholm’de alırlar. Bir süre işsiz, güçdüz dolaştıktan sonra, gazeteci olarak iş bulma güçlüğünü anlar, sonunda bir çiftlikte çalışmaya karar verirler. Çiftlik sahibi, onlara yapacakları işi anlatır:“ Ahırdaki şu hayvan gübrelerini el arabasıyla buradan alıp şuraya boşaltacaksınız!” Bizimkiler, işe dört elle sarılırlar. Akşam olmadan ahırı tertemiz ederler. Çiftlik sahibi, yapılan işi çok beğenir, paralarını hemen ödemekle yetinmez, onlara yatacak yer ve üç öğün yemek de verir. Çiftlikte yapılacak daha çok iş vardır. Ertesi gün, yeni işlerini anlatır: “ Şu koyun sürüsünü, her akşam tek tek sayıp ahıra koyacaksınız.” Eski gazeteciler, ahıra giren koyunların hesabını bir türlü tutturamazlar. Biri, “ 150 koyun girdi”derken, diğeri, “Hayır, 163 koyun girdi!” der. Her defasında koyunları ahırdan çıkarıp yeniden sayarlar. Durumu gören çiftlik sahibi:“Bırakın, bu işi beceremediniz” diyerek onlara başka bir iş vereceğini söyler.
Diğer gün, gazetecileri bir yumurta bandının başına oturtur ve görevlerini anlatır:“Bakın, yumurtalar, şu banttan gelecek. Siz, iri yumurtaları şu koliye, küçüklerini de öteki koliye yerleştireceksiniz!”
Bant dönmeye, yumurtalar gelmeye başlar. Bizimkiler, gelen yumurtalardan birini ellerine alır, başlarlar tartışmaya:
“Bu yumurta, büyük koliye girecek.”
“Hayır, küçük koliye.”
”Büyük!”
”Küçük!”
O arada, banttan gelen yumurtalar kolilere yerleştirilmediği için çöpe gider…
Çiftlik sahibi, saçını, başını yolarak gelir. Hemen o anda ikisinin de işine son verir. Kapıdan çıkarlarken de arkalarından merakla sorar:
“Siz, Türkiye’de ne iş yapıyordunuz?”
İkisi birden:
“Gazeteciydik!”
“Belli oluyor ” der, çiftlik sahibi;“ Bok atmasını çok iyi beceriyorsunuz; ama, iki koyunla, dört yumurtanın hesabını tutturamıyorsunuz…”

__________________

alinergis@yahoo.se
* Bu yazı, Cumhuriyet Gazetesinin Pazar Yazıları sayfasında da yayımlandı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.