İNGİLTERE… Kibir mi cehalet mi? Türkiye diplomasisine ince ayar lazım

İNGİLTERE… Kibir mi cehalet mi? Türkiye diplomasisine ince ayar lazım

0
PAYLAŞ
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Salı günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Beyaz Saray’da ağırladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vaşington’a, sarsılan ikili ilişkileri düzeltmeye, Trump’ı, Suriye’de izlediği ve Türkiye’nin kabul edilemez bulduğu askeri planlarından vazgeçirmeye gitti.Bunda ne kadar başarılı olduğu, ilk yüzyüze görüşmeden, onu izleyen çalışma yemeğinde heyetler arası temaslardan ne gibi sonuçlar alındığı konusunda farklı ve çelişkili yorumlar yapılıyor.

Her iki lider de Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni bir dönem açıldığını, gelecekte işbirliğini sürdürmeye kararlı olduklarını ilan ettiler.

Sonucu ne olursa olsun, önemli bir ziyaretti. Üstelik, etrafları tehlikelerle çevrilmiş, ilişkileri görülmemiş ölçüde gerilmiş olmasına rağmen, her iki tarafın da nezaket kuralları çerçevesinde konuşmaya özen gösterdiği bir dönemde gerçekleşti.

Gelgelelim, toplantıları izleyen saatlerde tanık olunan olaylar yüzünden, görüşmenin kendisi neredeyse gözlerden kaçtı.

Beyaz Saray’daki toplantı ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Büyükelçisinin Vaşington konutundaki toplantıya gitti. Türk düşünce kuruluşu SETA ve Amerikan Atlantik Konseyi adlı kurumun ortaklaşa düzenlediği etkinlik sürerken, dışarıda da bir grup protestocu gösteri yapıyordu.

Büyükelçilik konutu önünde göstericilerle Cumhurbaşkanının korumaları arasındaki gerginliğin kavgaya dönüşmesiyle, dış gezilerde Erdoğan’ın güvenlik görevlilerinin adının karıştığı skandallar dizine bir yenisi daha eklendi.

Tanık olunan şiddeti ‘barışçı göstericilere yönelik acımasızca bir saldırı’diye niteleyen Vaşington Polis İdaresi Müdürü Peter Newsham, bu tür bir olayın başkentte hoşgörüyle karşılanamayacağını bildirdi.

Türkiye Büyükelçiliği ise yazılı bir açıklama yayınlayarak, olaylardan PKK ve ona yakın grupları sorumlu gösterdi. Cumhurbaşkanının konutta bulunduğu sırada, binanın yakınında izinsiz gösteri yapılmasına göz yumulamayacağını  savundu.

Anadolu Ajansı da, olaylara, Amerikan polisinin yetersiz kalmasının yol açtığını ileri sürdü.

Ülkenin en tanınmış Cumhuriyetçi Partili siyasetçilerinden Senatör John McCain, en öfkeli tepki gösterenlerin başında geldi.  “Burası, Amerika Birleşik Devletleri. Biz burada bu tür şeyler yapmayız. Böylesine haydutça bir davranışın mazareti olamaz,” diyerek, Türkiye Büyükelçisinin sınırdışı edilmesi çağrısı yaptı.

Kısa süre sonra da Türkiye Büyükelçisi Serdar Kılıç, Amerikan dışişleri bakanlığına çağrıldı.

Türkiye gibi uzun, güçlü ve onurlu bir diplomasi geleneğine sahip bir ülkenin, diplomasi normlarını böylesine kayıtsızca çiğniyor olması, yabancıları kuşkusuz şaşırtıyor.

Türkiye vatandaşlarını ise, üzmekle kalmıyor, ciddi şekilde küçük düşürüyor.

Demokratik normları tanımamak, anayasal sınırları ezip geçmek, Türkiye’de artık normal davranış biçimi oldu.

Türkiye’nin liderleri, Amerika Birleşik Devletlerinin yeni başkanıyla ‘kalp kalbe karşı’ bir ilişki içinde olduklarına inanıyor olabilirler. Trump’ın, kendisi gibi düşünmeyenlere gösterdiği sabırsızlık ve öfkeyi, çevresini duymak isteklerini söyleyenlerle çevirmesini tanıdık bulabilirler.

İkili temaslar sırasında demokrasi, insan hakları gibi konuların gündeme bile gelmemesinden yürekleniyor da olabilirler.

Ama ‘evinizde ne yaparsanız yapın, beni ilgilendirmez’ tavrını, ‘benim başkentimde de kendi evinizdeki gibi rahat davranabilirsiniz’ mesajı olarak algılamak, kibir değilse, olsa olsa cehalettir.

Hele, Trump yönetimin, Türkiye için lobicilik yaptığı ve Rusya ile bağlarını şeffaf bir şekilde ortaya koymadığı suçlamasıyla soruşturulan Ulusal Güvenlik eski danışmanı Michael Flynn yüzünden her zamankinden ciddi bir krizin eşiğinde olduğu şu günlerde…

____________

YAZARIN DİĞER YAZILARI:
http://www.firdevstalkturkey.com

 

BİR CEVAP BIRAK