KIBRIS… Kıbrıs’ta çözüm umudu

KIBRIS… Kıbrıs’ta çözüm umudu

0
PAYLAŞ
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında müzakerelerde Rum heyetinin sunduğu haritanın kabul edilemez olduğunu açıkladı.
Peki 2017’de Kıbrıs’ta barış umudu sona erdi mi?

Akıncı bu soruyu da şöyle yanıtlıyor: “Beşli Konferans bitti ya da belirsizlik var denilmesi doğru olmayacak. Çözüm süreci ucu açık bir yola havale edilmedi. 18 Ocak’ta başlayacak çalışmanın hemen ardından bir üst seviyede ikinci bir toplantı yapma kararlılığımız var… Buraya kadar getirilen sürecin başarısızlığa ulaştırılması büyük hata olur çünkü böylesi bir fırsat bir daha ele geçmeyebilir.”

Londra’dan da tanıdığımız Kıbrıs Gazetesi Haber Müdürü ve köşe yazarı Serhat İncirli pazar yazısında Akıncı kadar iyimser olmasa da “Efendim, son bir not: Çözümsüzlük, sadece Kıbrıslı Türklerin kaybıdır… Gerisi idare-i maslahat!” diye bitiriyor. Yine Londra’dan tanıdık bir başka gazeteci Kıbrıs Postası Genel yayın Yönetmeni Rasıh Reşat da “Evet, Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili süreç yavaş yavaş tükeniyor. Sonuç ya referandum ya da federal çözümün artık mümkün olmadığını ilanı.

Her ikisi de benim için uygun, yeter ki bu süreç bir an önce bitsin de sevgili Nazım Beratlı’nın dediği gibi, ‘Kuş muyuz deve miyiz’ bilelim” diyor. Akıncı ve Anastasiadis adada tek başına çözümü yakalamasının mümkün olmadığını, uluslararası konjonktürün de çözüm iradesinde olması gerektiğini biliyoruz. Eğer görüşmeler bu aşamada tıkanırsa büyük bir hayal kırıklığı olacak.

Peki Kıbrıs sorununa nasıl gelindi? Kes sakla türünden işte Kıbrıs sorununun özeti:

* Kıbrıs 1950’lerin ikinci yarısına kadar İngiltere sömürgesi olmasına karşın sosyal haklar konusunda dünyanın en ileri bölgelerindendi. Kıbrıs İşçi Sendikaları Federasyonu’nda (PEO) iki halkın işçileri örgütlüydü.

* Dünyada yıllık izin ve fazla mesai ücretinin ilk uygulandığı ve iş bulma kurumu gibi emeğin sendikadan kiralandığı dolayısıyla sosyal haklar ve refahın çok yüksek olduğu bir adaydı.

* ABD ve Batı’ya kötü örnek olacak bu sistem, iki toplum birbirine düşman edilerek bölündü. Ayrımcı Rumların EOKA’sı kendi toplumundan polisleri ve Türklerin TMT’si ise yalnızca kendi toplumundan sendikacıları öldürdüler.

* 1960’da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde 3 ülke garantör oldu. Birleşik Krallık eski sömürgesindeki askeri üslerini ayrı bir anlaşmayla korudu. 1974’de faşist EOKA darbesi karşısında Türkiye’nin adına “Barış” dediği müdahale ile ada ikiye bölündü.

* Batı önce bu müdahaleyi desteklese de ileriki yıllarda Türkiye’nin “al gülüm ver gülüm” hesabı tutmadı ve Rumların hukuk mücadelesi sonucu Türkiye uluslararası alanda işgalci konumuna düştü.

* 1974’deki müdahaleden tam 30 yıl sonra Kıbrıs’ta çözüm için bir şans doğdu. Rum tarafında Kıbrıs Komunist Partisi AKEL lideri Hristofyas, Türk tarafında da kardeş parti CTP’nin lideri Mehmet Ali Talat cumhurbaşkanları olarak BM nezdindeki görüşmelere katıldılar. BM Genel Sekteri’nin adıyla anılan Annan Planı’nda anlaşma sağlandı ve iki toplum da çözüm planını halka sordu.

* Kıbrıs Türk Halkının yüzde 65’i “Evet” derken, AKEL çekimser kalınca Güney’den yüzde 76 “Hayır” oyu çıktı… Böylece iki kardeş parti bu tarihi şansı tepmiş oldu…

* Günümüzde kesintiye uğrayan ve yeniden başlayan görüşmeleri KKTC’nin soldaki cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Türkiye’nin yalnızca Rum lider olarak tanımladığı Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadi sürdürüyor. Nikos Anastasiadis’in merkez sağdaki Demokratik Seferberlik Partisi referanduma “Evet” demişti…

* Şimdi 2004’de iki sol liderin yapamadığını bir solcu bir sağcı lider başarmaya çalışıyor.

* Çözüm metni ortaya çıktıktan sonra iki toplum da referandumda onaylarsa kalıcı barış gerçekleşmiş, böylece 60 yıllık sorunu çözülerek dünyanın en güzel adalarından Kıbrıs’a barış gelmiş olacaktı.

BİR CEVAP BIRAK