KIBRIS… Kıbrıs’ta Talihsiz Cuma

KIBRIS… Kıbrıs’ta Talihsiz Cuma

0
PAYLAŞ

Birleşmiş Milletler öncülüğünde Cenevre’de yapılan Kıbrıs görüşmeleri, 18 aydır süren kararlı ve titiz bir çalışmanın sonucunda gerçekleşti ve adanın yeniden birleşmesi için yakalanmış en büyük şans olduğuna inanıldı.

Kıbrıslı Rum ve Türk liderler Nicos Anastasiades ve Mustafa Akıncı, üç garantör ülke Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’yle birlikte, son adımı atmak üzere masaya oturdular.

Beklenen gerçekleşmedi. Anlaşmaya varılamadan dağılan konferansın, 18 Ocak’ta, teknik düzeyde yeniden biraraya gelmesine karar verildi.

Kıbrıs sorununa yabancı olmayanlar için, gölge boksu oynanmayan bir toplantı yapılabilseydi, zaten mucize sayılırdı.

Geçen 18 ay içinde yakalanan devinim, bir günde yitirildi. Kıbrıslı liderler, en çetrefil konulara gelindiğinde cesaretlerini ve kararlılıklarını koruyamadıklarından değil, Türkiye ve Yunanistan’ın gölgesinin hala ne kadar uzun olabileceğinin doğru tahmin edilememiş olmasından ötürü.

Türkiye, ‘öngörülemeyen’ taraf olarak düşünülmüştü. Nitekim, dışişleri bakanı hala masadayken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘biz ilanihaye Kıbrıs’tayız’ mesajı verdi.

Ama, asıl vurucu darbe, Yunanistan’ın dışişleri bakanı Nikos Kotzias’tan geldi. Yunanistan’ın daha fazla zamana ihtiyacı olduğunu savunarak toplantıyı kesintiye uğratan taraf oldu.

Nicos Anastasiades, ortalığı yatıştırmaya çalıştı, Yunan dışişleri bakanıyla aralarında görüş ayrılığı bulunduğunu inkar etti ama hem Kıbrıslı Rumların hem de Birleşmiş Milletler’in hayal kırıklığı ve öfkesi, saklanamayacak boyutlardaydı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, hem Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem de Yunan tarafının açıklamalarını ‘geçici bir söz düellosu’ diye geçiştirmeye çalıştıysa da, olan oldu. Anastasiades de tarafların garantörler ve adadaki kuvvetlerin çekilmesi gibi en zor konular da dahil, her başlığı görüşmeye hazır geldiklerini hatırlatmak zorunda kaldı.

Kıbrıs’ta her iki toplum içinde de bir sabırsızlık göze çarpıyor. Vaktin tükendiğine inanılıyor.

Ama belli ki, diğer oyuncuların saati farkli işliyor.

Yunanistan’ın görüşmeleri sekteye uğratmaktaki amacının ne olduğu yakında daha iyi anlaşılır.

Türkiye açısından ise, Cenevre Konferansı, daha hassas bir döneme rastlayamazdı.

Ülke, içeride belirsizliklerle dolu. Bölge, her zamankinden daha tehlikeli kaynıyor.

En önemlisi de, iktidar partisi, bütün enerjisini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sınırsız yetkilerle donatılacağı bir anayasa değişikliğine odaklamış durumda. AKP’liler, siyasi geleceklerini garanti altına almak ve bu hedefe ulaşmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırlar.

Muhalefeti ezmek, medyayı susturmak yetmiyor. Birkaç ay sonra gerçekleşecek referendumda çoğunluğun oyunu garanti etmek de gerekiyor.

Türkiye’de Cenevre Konferansı hakkında pek az haber yapıldı. Bunda pek şaşacak bir yan da yok. En temel konular kamuoyunda kasıtlı olarak tartıştırılmıyor. Kıbrıs’tan fazlaca basedilmemesinin bir diğer nedeni de konunun artık adeta bir tabu haline gelmiş olması.

Öyle görünüyor ki, rejimi değiştirmek, Kıbrıs’ta taviz vermekten daha kolay.

Ermeni meselesi gibi Kıbrıs da milliyetçi duyguları galeyana getirecek en temel konular Türkiye’de. Sağı da solu da, milliyetçiyi de İslamcıyı da her koşul altında bir araya getirebiliyor.

Hükümet, Suriye, Rusya ve İsrail politikalarında keskin dönüşler yapabilir, bunları da fazla itirazla karşılaşmadan kamuoyuna kabul ettirebilir. Aynısını, Kıbrıs konusunda yapamayacağını çok iyi biliyor.

Yanlış bir hesabın hala ihtiyaç duyduğu seçim sandığında pahallıya mal olacağının farkında.

Eğer bir tercih yapması gerekirse, Türkiye’de tabanını kaybetmek yerine, uluslararası alanda ‘öngörülemez’ ülke sıfatını taşımayı yeğleyecektir.

_____________________

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN; http://www.firdevstalkturkey.com

BİR CEVAP BIRAK